Fetva Meclisi
Soru
Evimizde hadis ezberlemek için nasıl bir yöntem izleyebiliriz? Riyâzü’s Sâlihîn ezber için ileri düzey mi olur? Son olarak ezber yaparken Arapça metni de ezberlemek şartı var mıdır? Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Sizi yönlendirecek bir hoca nezaretinde olursa ve fıkıh üzerine ilerlemeyi düşünüyorsanız Bulûğu’l-Merâm'ı tavsiye ederiz size. Fıkıh üzerine ilerlemeyecekseniz mümin bir insan ve Allah'a davet eden biri olarak Riyâzü’s-Salihin öncelikli olur. Hadisleri sırayla ezberleyin ve ezberlediğiniz mesela her on hadisi bilen birine ezber okuyun. Toplamı yüz olunca da baştan sona yüz hadisi bir arada tekrar okuyun. On on devam edin. Onlar da yüz olunca iki yüzü bir arada okuyun. Bu şekilde tamamını ezberlemeye çalışın. Ezber için sabah vakitlerini tercih edin. Mümkün olduğu kadar Arapçasına da takılsın yer yer gözünüz. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an’ımızı tecvid adını verdiğimiz bir kaideler manzumesi ile okumak zorundayız. Başka türlü okunması asla caiz olmaz. Kur'an’ımız dışındaki hadisler de dâhil olmak üzere metinlerin okunmasına yönelik bir tecvid benzeri kurallar yoktur. Asıl maksat olan hadisin bereketini gidermesin, dikkat edin.
Selamünaleyküm. Muhaddis olmak, bilhassa raviler üzerinde bilgi sahibi olmaktır. Arkadaşınız pek mübarek bir iş yapıyor, inşallah muhaddislik yolundadır.
Hadis öğrenmeye karar vermekle pek mübarek bir iş yapmışsınız. Allah teala kabul buyursun, işinize bereket ihsan etsin. Hadis öğrenmekle biz iki şeyi kastederiz. Birincisi ilim ve din öğreniriz. Bu bölüm tercümesinden de elde edilebilir. İkincisi de o sözlerin sahibine yaklaşmak için gayret etmiş oluruz ve bunun bereketini umarız. Bu bölüm tercüme ile elde edilemeyebilir. Hadislerin ana dilinde ayrı bir bereket vardır. Öyle veya böyle yolunuza devam edin. Zamanla biiznillah ana dilinden de okur anlarsınız. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an’ımızı tecvid adını verdiğimiz bir kaideler manzumesi ile okumak zorundayız. Başka türlü okunması asla caiz olmaz. Kur'an’ımız dışındaki hadisler de dahil olmak üzere metinlerin okunmasına yönelik bir tecvid benzeri kurallar yoktur. Asıl maksat olan hadisin bereketini gidermesin, dikkat edin.
Selamünaleyküm. Özel durumlarda iken ayetleri ezberleme yapmamanız gerekir. Ezberlenmiş bir ayet veya sure DUA MAKSADI İLE okunabilir.
arapça konusundaki diğer fetvalar
Evet, asıl olan Arapça haliyle ikrar edilip söylenmesidir. Arapça bakımından yetersiz olan ise kendi dilinden söyleyebilir.
Dil öğrenmeyi yasaklayan bir delil yoktur. Şu kadar ki insanın kendi dilini, dininin dilini öncelikli tutması şarttır. Zira dillerin kültürleri ve inançları etkilediğini bilmek gerekiyor.
Müslüman’ın Arapçayı dil olarak öğrenmesi herkese farzdır yani farz-ı ayındır denemez, böyle bir hüküm yoktur. Arapçanın dinimizin kaynağı, Ashab-ı Kiramın tebliğ dili olması gibi sebeplerle öğrenilmesi teşvik edilmiştir. Özellikle din ilimleri ile meşgul olanlar için bu önem farz-ı kifâye düzeyine çıkmıştır ama herkese farzdır denemez.
Secdede dua yapılabilir. Peygamber aleyhisselam efendimizin duası olarak bize nakledilen dualar Arapça metinleri ile dua olarak yapılır. Türkçe veya başka bir dille dua yapılmaz namaz içinde.
Hayatımıza bereket ve ciddiyet, sevap hanemize de sevap kazandıracak bir Kur'an tilaveti hepimizin temel uygulamalarından biri olmalıdır. Ve bu uygulama da kesinlikle istikrarlı yani hayatın ayrılmaz bir parçası gibi olmalıdır. Bunun için de şu noktalara özen göstermek gerekir: İhlas her şeyin başıdır. Kur'an okumada ihlas ise hiçbir dış etki olmadan sadece Allah’ın rızasını kazanmak, Kur'an ile bereketlenmek için okumaktır. Bütün dış etkilerden arınarak okunmuş bir Kur'an bu bereketi getirir biiznillah. En kolay örneği olarak ses güzelliği ve makam yapmayı buna örnek gösterebiliriz. Yapay güzellik ve gereksiz makam takıntısı bu ihlas hedefini zedeler. Herkes iyi Kur'an bilen birinden mümkün ise “Kur'an Hocası” vasfı olan birinden temel okuma bilgilerini almalı ve kendisini test ettirmelidir. Kur'an okuyan onunla amel etmeyi yani helalini helal haramını haram görmeyi gaye edinmelidir. Evet, Arapça bilmeyen için “ne diyor bu ayette?” şeklinde bir bilgi istenmeyecektir ama insan bir dili bilmese dahi kalbin heyecanı adeta o dili biliyor gibi hissiyat verir. Kur'an bizim için saygının en üst noktasında olmalıdır. Onun yazılı olduğu kâğıda varıncaya kadar Kur'an ile alakalı ne varsa ona saygılı olmak gerekmektedir. Bu ciddi bir bereket kaynağı olur okuyan için. Kur'an, yazısına temas söz konusu değilse abdestsiz de okunabilir ama özellikle abdestli okumanın kazandıracağı feyiz daha büyüktür. Kur'an okuyacak olan mümin vaktin ve mekânın en uygun olanını tercih etmelidir. Kıbleye yönelerek ve en ihtiramlı bir oturuşla oturarak okumak önemlidir. Ağız temizliği önemli bir sünnettir. Okumaya başlamadan önce İSTİAZE (euzu billahi mineşşeytanirrecim) ve BESMELE (bismillahirrahmanirrahim) denmesi mühim bir sünnettir. Tefekkürü ve heyecanı azaltacak etkenlerden arınmış sadece tilavete yoğunlaşmış olarak okunmalıdır. Aşırı yavaş ve aşırı hızlı tilavet olmamalıdır. Bir sayfa iki dakikadan önce ve yirmi dakikadan daha yavaş olmamalıdır. Kur'an TECVİD adı verilen bir ilmin kurallarına göre okunur. Bunun dışında özellikle müzik adamlarının kurallarına göre okunması caiz olmaz. Kur'an okurken anlamasa bile insan anlar gibi olmalıdır. Zira anlatılan zaten cennettir cehennemdir kıyamet gibi konulardır. Bunlar da bir dil bilmeye gerek kalmadan kulaktan kalbe girebilecek ifadelerdir. Abartılı olmamak kaydıyla sesli okumak daha üstündür. Kur'an okumayı belli bir istikrarla, ara vermeden aynı zaman içinde okumak daha bereketli olur. Uyku bastırması ve iş yoğunluğu, zihin dağınıklığı gibi durumlarda okunmamalıdır. Tilavet secdelerine dikkat edilmeli ve yapılmalıdır.
Ayet veya hadisin bizzat kendisini tam olarak nakletmek elbette en güzelidir ama biz ANLAMI ŞÖYLE OLAN BİR AYET VEYA HADİS de diyebiliriz. Bu konuda bir sıkıntı olmaz. İlmi bir çalışmadan istifade etmedikçe de yarı doğru yarı yanlış nakiller yapmak elbette sakıncalıdır. İyi bildiğimiz kaynakları kullanmalıyız.