Fetva Meclisi
Soru
Hocam secde halindeyken dua etmek doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Secdede iken Türkçe dua edilmez. Âyet ve hadis olmayan dua edilmez. Orada sadece tesbihi yapın, namazdan sonra da dua edin. Allah kabul etsin.
Secde ile ilgili bildikleriniz doğrudur. Secde en güzel dua mahallerinden biridir. Size secdede duanın hükmünü şu şekilde özetleyebilirim: 1- Secde dua mahallidir; orada yaptığımız tesbih de bir çeşit duadır. 2- Farz namazların dışındaki namazların tamamında secdede dua müstahaptır. Hanefi uleması ise farzlarda değil de sünnet namazlarda secdede dua etmeyi uygun görmüşlerdir. 3- Secdede namazda yapılabilir her dua yapılır ve yapılmalıdır. Yalnız namazda yapılacak duada, Kur'an ve hadislerde geçen duaları tercih etmenin en azından namazın azametine riayet bakımından mühim olduğunu bilmemiz gerekir. Allah Teala rızasına yakın olmayı bize müyesser kılsın.
Namazda zihnin de meşgul olmaması gerekir. Namazın bizzat kendisi meşguliyet olarak yetmelidir. Yapılan tesbihat ve okunan ayetler dili, fikri ve zihni meşgul etmelidir. Belirttiğiniz husus namazı bozmasa da namazın huşuuna mani olacağı için kerahetten uzak kalmaz.
Kur'an ve hadislerden alınma duaları selamdan önce okumamızda fazilet olur, bildiklerinizi okuyun. Secdede ise dua yapılabilir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Namazda yapılacak duaların âyet ve hadislerde geçen dualar ve o Arapça olması gerekmektedir. Bu duanın dili Arapça olduğundan değil namazın inceliklerinden dolayıdır.
Aleykümselam. Bunu, ÇOK SECDE EDİN şeklinde anlayın, uygulayın.
arapça konusundaki diğer fetvalar
Kur'an ezberiniz olmadan hadis ezberlemeniz doğru olmaz. Şöyle bir beş cüz bilseniz, hadis ezberi yolu da size kendiliğinden açılır. En azından bir elli sayfa Kur'an ezberleyin önce. Bu ezberiniz varsa, Riyâz’dan kısa hadisleri Arapçası ve Türkçesi ile ezberleyin. Kısa hadislerden yüz adet ezberleyince gerisinde serbestsiniz demektir.
Evet, asıl olan Arapça haliyle ikrar edilip söylenmesidir. Arapça bakımından yetersiz olan ise kendi dilinden söyleyebilir.
Dil öğrenmeyi yasaklayan bir delil yoktur. Şu kadar ki insanın kendi dilini, dininin dilini öncelikli tutması şarttır. Zira dillerin kültürleri ve inançları etkilediğini bilmek gerekiyor.
Müslüman’ın Arapçayı dil olarak öğrenmesi herkese farzdır yani farz-ı ayındır denemez, böyle bir hüküm yoktur. Arapçanın dinimizin kaynağı, Ashab-ı Kiramın tebliğ dili olması gibi sebeplerle öğrenilmesi teşvik edilmiştir. Özellikle din ilimleri ile meşgul olanlar için bu önem farz-ı kifâye düzeyine çıkmıştır ama herkese farzdır denemez.
Hayatımıza bereket ve ciddiyet, sevap hanemize de sevap kazandıracak bir Kur'an tilaveti hepimizin temel uygulamalarından biri olmalıdır. Ve bu uygulama da kesinlikle istikrarlı yani hayatın ayrılmaz bir parçası gibi olmalıdır. Bunun için de şu noktalara özen göstermek gerekir: İhlas her şeyin başıdır. Kur'an okumada ihlas ise hiçbir dış etki olmadan sadece Allah’ın rızasını kazanmak, Kur'an ile bereketlenmek için okumaktır. Bütün dış etkilerden arınarak okunmuş bir Kur'an bu bereketi getirir biiznillah. En kolay örneği olarak ses güzelliği ve makam yapmayı buna örnek gösterebiliriz. Yapay güzellik ve gereksiz makam takıntısı bu ihlas hedefini zedeler. Herkes iyi Kur'an bilen birinden mümkün ise “Kur'an Hocası” vasfı olan birinden temel okuma bilgilerini almalı ve kendisini test ettirmelidir. Kur'an okuyan onunla amel etmeyi yani helalini helal haramını haram görmeyi gaye edinmelidir. Evet, Arapça bilmeyen için “ne diyor bu ayette?” şeklinde bir bilgi istenmeyecektir ama insan bir dili bilmese dahi kalbin heyecanı adeta o dili biliyor gibi hissiyat verir. Kur'an bizim için saygının en üst noktasında olmalıdır. Onun yazılı olduğu kâğıda varıncaya kadar Kur'an ile alakalı ne varsa ona saygılı olmak gerekmektedir. Bu ciddi bir bereket kaynağı olur okuyan için. Kur'an, yazısına temas söz konusu değilse abdestsiz de okunabilir ama özellikle abdestli okumanın kazandıracağı feyiz daha büyüktür. Kur'an okuyacak olan mümin vaktin ve mekânın en uygun olanını tercih etmelidir. Kıbleye yönelerek ve en ihtiramlı bir oturuşla oturarak okumak önemlidir. Ağız temizliği önemli bir sünnettir. Okumaya başlamadan önce İSTİAZE (euzu billahi mineşşeytanirrecim) ve BESMELE (bismillahirrahmanirrahim) denmesi mühim bir sünnettir. Tefekkürü ve heyecanı azaltacak etkenlerden arınmış sadece tilavete yoğunlaşmış olarak okunmalıdır. Aşırı yavaş ve aşırı hızlı tilavet olmamalıdır. Bir sayfa iki dakikadan önce ve yirmi dakikadan daha yavaş olmamalıdır. Kur'an TECVİD adı verilen bir ilmin kurallarına göre okunur. Bunun dışında özellikle müzik adamlarının kurallarına göre okunması caiz olmaz. Kur'an okurken anlamasa bile insan anlar gibi olmalıdır. Zira anlatılan zaten cennettir cehennemdir kıyamet gibi konulardır. Bunlar da bir dil bilmeye gerek kalmadan kulaktan kalbe girebilecek ifadelerdir. Abartılı olmamak kaydıyla sesli okumak daha üstündür. Kur'an okumayı belli bir istikrarla, ara vermeden aynı zaman içinde okumak daha bereketli olur. Uyku bastırması ve iş yoğunluğu, zihin dağınıklığı gibi durumlarda okunmamalıdır. Tilavet secdelerine dikkat edilmeli ve yapılmalıdır.
Ayet veya hadisin bizzat kendisini tam olarak nakletmek elbette en güzelidir ama biz ANLAMI ŞÖYLE OLAN BİR AYET VEYA HADİS de diyebiliriz. Bu konuda bir sıkıntı olmaz. İlmi bir çalışmadan istifade etmedikçe de yarı doğru yarı yanlış nakiller yapmak elbette sakıncalıdır. İyi bildiğimiz kaynakları kullanmalıyız.