Fetva Meclisi
Soru
Hocam evimizde hadis kitaplarının bulunmasını istiyoruz. Tamamını aynı anda almaya gücümüz yetmiyor. Hangi sıralama ile hadis kitaplarını temin edebiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm, Allah Teâlâ rızasına muvafık salih ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın. İyi bir ilmihali en az üç kere not tutarak, kenarını çizerek okuyun. Bilhassa ibadet bölümlerini dikkatle okuyun. Tefsirden de merak ettiğiniz ayet veya sureleri özellikle seçerek okuyun. Hadis olarak da Riyazussalihin ve şerhini muhakkak notlar tutarak okuyun. (Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskıyı seçebilirsiniz.) Genel kültür olarak da dikkatinizi çeken, yazarı hakkında şaibe olmayan kitapları okumaya çalışın. Bunlardan daha önemlisi ise muhakkak bir ilim halkasına katılmalısınız. Haftada bir ilim halkası görmeniz şarttır. İstişare etmeye devam edebiliriz. Allah'a emanet olunuz.
Diyanet ilmihali olarak bilinen bir ciltlik kitabı okuyup hazmetmeden hiçbir kitabı okumamalısın. O kitaptaki bilgiler farz bilgilerdir. Birinci ve öncelikli okuma kitabın bu olacak. Okuduktan sonra da o kitabı saklayacaksın. Altını çizdiğin yerleri zaman zaman inceleyeceksin. Bu kitaptan sonra Kur'an-ı Kerim okuyacaksın. Günde beş sayfa oku muhakkak. Bir mü'min olarak Kur'an'ımızdan en az otuz sayfa kadar ezber bilmen gerekir. O kadarı ezberle. Bunu muhakkak bir hoca denetiminde yap. Bundan sonra serbestsin. İstediğini oku. Tefsir, hadis, tarih, ne istersen.
Öncelikle şunu bileceğiz: Bir ilimden istifade etmek için o ilmin 'sana göre olan düzeyindeki kaynağını' kullanabilirsin. O ilmin kaynaklarından bir kaynak, kişinin birikimi ve alt yapısı açısından uyumlu mu değil mi buna bakılmalıdır. Hadis ilminde de böyledir diğerlerinde de. Bunu tespit etmiş olalım. Hadis kitapları arasında herkes için okunabilir/anlaşılabilir ana kitap RİYAZUSSALİHİN isimli kitaptır. Bu kitabın Erkam Yayınları arasında çıkan şerhli baskısını güvenle tavsiye edebiliriz size. Not tutarak, sabırla okumaya çalışınız. Binden fazla hadisi bitirdiğinizde içinize Peygamber aleyhisselamın feyzinin aktığını göreceksiniz. Duanızı bekleriz.
Selamünaleyküm; Allah Teâlâ rızasına muvafık salih ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın.İyi bir ilmihali en az üç kere not tutarak, kenarını çizerek okuyun. Bilhassa ibadet bölümlerini dikkatle okuyun.Tefsirden de merak ettiğiniz ayet veya sureleri özellikle seçerek okuyun.Hadis olarak da Riyazussalihin ve şerhini muhakkak notlar tutarak okuyun. (Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskıyı seçebilirsiniz.)Genel kültür olarak da dikkatinizi çeken, yazarı hakkında şaibe olmayan kitapları okumaya çalışın.Bunlardan daha önemlisi ise muhakkak bir ilim halkasına katılmalısınız. Haftada bir ilim halkası görmeniz şarttır.İstişare etmeye devam edebiliriz.Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
alim konusundaki diğer fetvalar
Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.
Allah Teâlâ sizi de bizi de rızasından ayırmasın. Hepimizi cennetlerinde buluştursun. Müslüman sınırsız bir şekilde sadece ve sadece Allah'ı sever. Peygamberi bile o şekilde sınırsız sevmez, sevemez. Sevgide şöyle bir sıralama yapmalısınız: 1-Sınırsız ve ölçüsüz bir şekilde Allah'ı seveceksin. 2-Bir kul olduğunu bilerek Muhammed aleyhisselamı seveceksin. 3-Onun ashabını topluca bakarak Allah'ın sevdiğini söylediği kullar diye büyük bir sevgi ile seveceksin. 4-Ashab-ı Kiram’ın içinde bazılarının karakteri, yaşadığı hayatı, hizmetleri gibi sebeplerle özel bir sevgi ile sevebilirsin. Bu sevgi senin imanından gelir biiznillah. 5-Bu ümmete hizmet etmiş ve yüksek konumlara ulaşmış Ebu Hanife, Şafii gibi isimleri, kimse ile tartışmadığın, yüksekte tuttuğun ama bir sahabi düzeyinde de görmediğin sevgi ile seveceksin. 6-Dinin konusunda sana destek olduğunu düşündüğün din önderleri konusunda da sevebilirsin, sayıp dua edebilirsin. Yukarıdaki listede olanlarla bir arada tutmadığın sürece sevebilirsin. Yukarıdakilerle denkleştirme noktasına geldiğin an hata edersin, dinini yıpratırsın. 7-Anne baban, çocukların ve eşini seveceksin. Bu senin yaratılışında var olan bir sevgidir. Onları putun düzeyine getirmedikçe bu sevgide de sakınca yoktur. Nasıl putun düzeyine gelebilir? Bir şey haram olduğu hâlde sevdiklerinin hatırı sana haramı göz ardı ettiriyorsa put edindin demektir. Senin cennetini ertelemene sebep olan ve senin sakıncalı bulmadığın bu erteleme putlaştırmadır. Bu insan olur veya eşya olur, ırk olur, kurum olur aynıdır. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Sevdiğin seninle Rabbinin arasına girerse, Aile yapına zarar verirse, İbadetlerini ve sosyal kimliğini zedelerse o sevgi sakıncalıdır, sevdiğin sana zarardır. Böyle bir inceleme ile yol alabilirsin. Allah yardımcınız olsun. Duanızı beklerim.
Bu tarz uygulamalarla ilgili dinimizde kesin bir hüküm bulunmamaktadır. Kur’an ve sahih hadislerde geçen zikirler ve dualar bir Müslümanın hayatında elbette yer alabilir, almalıdır da. Yalnız bahsedilen sayı ve sıralama ile okumanın özel bir fazileti olduğuna dair sağlam bir kaynak yoktur. İhlas Suresi'nin, Fatiha'nın ve Besmele’nin faziletleri gerçekten büyüktür; bunları okumak, kişinin imanını güçlendirebilir.
Kıymetli kardeşim sorunuzla alakalı aşağıya linklerini bıraktığım cevaplara ve videoya bakmanızı tavsiye ederim. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun. https://fetvameclisi.com/fetva/alim-olmak-isteyen-gence-tavsiye-nedir https://fetvameclisi.com/fetva/ilim-yolunda-nasil-adimlar-atmaliyim https://fetvameclisi.com/fetva/dinimize-hizmet-etmek-icin-hoca-mi-olmaliyiz https://fetvameclisi.com/fetva/ilahiyat-fakultesinde-okumak-dogru-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/ilim-yolculugundaki-ilim-talebelerine-tavsiyeleriniz-nelerdir
İnsanlık önce altını satın alma birimi olarak kullandı. Sonra kâğıt paraya geçti. Şimdi de DİJİTAL PARA geldi. Kartlar, çekler, hesaplar vb. ayrıntıları oldu. Dijital para bize DİJİTAL LİRA veya DİJİTAL DOLAR gibi bir anlam ifade etmektedir. Genel bir ifadeyle söyleyecek olursak ELEKTRONİK BİR MERKEZDE DEPOLANMIŞ DEĞER olarak izah edebiliriz. Üretimi kolay, kullanımı kolay, aracıya gerek yok yani pek çok özelliği barındırıyor. Kâğıt para ne ise bu da odur. İmam Malik’in: “İnsanlar bir deri parçasını bile para edinseler kabul ederim.” demiştir. Buna göre de genel kabul görmüş, resmi dayanağı olan ve piyasada iş görme kabiliyeti olan dijital para, para gibidir. Ticarette kullanılabilen, altına ve kâğıt paraya dönüştürülebilen bir değer olarak kabul edilir. Bu durumda da dijital para için şu hükümler öne çıkar: Normal para gibi zekâtı vardır. Yüzde iki buçuk olarak zekâtı verilir. Faizle ilgili hükümler dijital para için de geçerlidir. Örnek olarak yüz lira kâğıt para ancak yüz lira dijital para ile değiştirilebilir; fazlalık alınamaz. Dijital paralar arasında işlem yapıldığında değiştirme işleminin aynı mecliste yapılması gerekir. Dijital para hesaba yattığında hemen kullanılabilir. Fıkıh açısından belli riskler de bulunduğu bilinmelidir. Bu risklerden ana başlıkları ile şöyle söz edebiliriz: Bir bilinmeme, GARAR riski vardır. Şu andaki haliyle kâğıt paradaki gibi garanti edeni bulunmuyorsa caizliği de yoktur. Kumara yakın bir noktada durmaktadır. Borsası aşırı hareketli seyretmektedir. Para aktarma ve aklamada kullanılabilmektedir. Bu riskler giderilebildiği zaman dijital ara paradır.
Allah’ın emir ve yasaklarına genel kurallar içinde uymaya AZİMET denir. Kabul edilebilir bir özürden dolayı azimete uyamayıp geçici olarak hafifletilmiş şekliyle emirleri yerine getirmeye de RUHSAT denir. Mesela namaz ayakta kılınır. Bu bir azimettir. Ayakta duramayana ise oturarak kılması söylenir. Bu da bir ruhsattır. Azimet asıl ruhsat ise geçicidir ve bir özre bağlı olarak kullanılır. Bir haramı yapmamak azimet iken belli bir özürden dolayı yapmak ruhsat olur. Bir farzı yapmak azimet iken belli bir özürden dolayı onu terk etmek ruhsat olur. Ruhsat keyfi bir durum değildir. Ciddi bir meşakkat ve ağır özür söz konusu olmalıdır. Ruhsat da sınırsız değildir; şeran kabul edilmiş bir özürle olur. Hayali bir sebep değil fiili bir sebeple kabul edilir. Ruhsat yine fıkıh kuralları içeresinde kullanılabilir. Gençlerin gücenmemesi, çevrenin ayıplamaması gibi sebepler ruhsat nedeni olamaz. Söz konusu ruhsat bir başka harama kaymaya vesile olmamalıdır. Ruhsat ile amel etmek bir hak ihlaline sebep olmamalıdır.