Fetva Meclisi
Soru
Hanefi mezhebinde deniz ürünleri ile ilgili yasaklar günümüzde hala geçerli mi? Mesela, midye yemek gibi.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Deniz ürünlerinin genel olarak yenilebileceğini söyleyebiliriz. Hanefi mezhebinde ise kerahet vardır. Bu kerahet bir içtihattan kaynaklanmaktadır.
Mekke'de veya Medine'de kalma süreniz on beş günü buluyorsa namazları tam kılarsınız. Aksi takdirde seferi kılarsınız. Elbette, tam kılan bir imama uyduğunuzda ise onun kıldığı gibi kılacaksınız. Halkın anladığı ve abarttığı mezhep hiçbir yerde geçerli değildir. Geçerli olan İslam'dır. Fukahanın fıkhı olan mezhep ise orada da geçerlidir. Boş ve zararlı sözleri konuşmamak en iyisidir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Evet, Hanefi mezhebine tabi Müslümanlar için hüküm böyledir yalnız denizden çıkan her ürünün yenmesini caiz gören içtihatları da unutmamak gerekiyor.
Selamünaleyküm.Hanefi Mezhebimizin bu husustaki kaidesi gayet açıktır. Örfün ‘balık’ olarak görmediğine cevaz verilmemektedir. Sözünü ettiğiniz nesneyi ilk defa duydum. Resimlerinden baktım, hiçbir şey anlamadım diyebilirim. Bu da benim gibi birinin balık örfüne uzak olduğunu göstermektedir. Kanaatim odur ki, balık kültürü olan ve yöresinde bu tür balığın da tüketildiği üç mü'mine bu nesneyi görünce ne olarak algıladıklarını sorarak balık olup olmadığını ve ona göre de yenip yenmeyeceğini tespit edebiliriz. Yenebiliyorsa diğer alanlarda kullanılması da buna bağlı olacaktır. Hanefi kitaplarında bile mesela karidesin balık sayılabileceğine dair görüşler vardır. Bu husustaki ihtilafın dinimizin kati naslarından anlaşılan bir hüküm gibi görülmesinde de sorun vardır. Bu bir içtihattır, içtihat olması bakımından da mübarektir. Cumhurun istidlal ettiği naslar ise daha sarihtir. Bu kaydı şunun için düştüm: Mesela ‘Diniz Hıyarı haramdır’ sözünü ‘faiz haramdır’ gibi kullandığımızda cumhur ile amel eden büyük bir kitleyi haram yiyor gibi göstermiş oluruz. Hâlbuki faizin haram olmasındaki Haram Olma ile bir deniz ürününün haram olması aynı ağırlıkta değildir. Evet herkes takip ettiği mezhebinin müçtehitlerine göre hareket etmelidir ama fıkıhtaki ihtilafın mü'minler için rahmeti yansıttığını da unutmamak gerekiyor
Bütün Müslümanlar, selefin izini sürmek zorundadırlar. Aksi takdirde Müslümanlık iddiada kalır sadece. Bugünkü selefi yakıştırması ise daha çok dışımızdaki güçlerin dayattığı bir durumdur. Her Hanefi Müslüman tabii bir selefidir. Diğer ayrıntılara girmeyiniz.
Biz dinimize tabiyiz; dinimiz önemlidir. Mezhep ise bizim dinimizi yaşarken ki okulumuzun adıdır. Bir mezhebe bağlı olmak, bizim dernek seçer gibi seçerek girdiğimiz bir sistem demek olmaz. Dinimizi öğrendiğimiz yöntemin adı mezheptir. Bugüne kadar bu ümmetin “haktır” dediği mezheplerden biri üzerinde olanın, başka bir yerden görüş ithal etmesini gerektirecek bir daralma hiçbir mezhepte yoktur. Umumen tıkanılan noktaları âlimler zaten açmaktadırlar. Siz de, tabi olduğunuz âlimlerin size tavsiyelerine uyarak dininizi yaşamalısınız. Hiçbir âlime tabi değilseniz bu daha riskli bir sonuç getirir. Allah korkusu ile yaşayan bir âlim sizin önderiniz ise zaten sorun kalmamış demektir. Allah’a emanet olunuz.