Fetva Meclisi
Soru
Evlenmeden önce şizofren hastası olduğunu bilmediğim bir bayanla evlendim. Bu kızın ailesi tarafından bildikleri halde aldatmaya yönelik bir evlilik oldu. Bana geçici bir rahatsızlığı olduğu söyledi. Tedavisi var denildi. Bu evlilikten 4 yaşında bir çocuğumuz var. Eşim sürekli hasta olduğu için yemek ve ev işlerini ben yapmak zorunda kalıyorum. Eşimin ailesinden maddi durumları iyi olduğu halde maddi ve manevi hiç bir fayda göremiyorum ve sürekli rencide edilir şekilde eşimin ailesinden muamele görüyorum. Eşimin ailesi dini yönden zayıf olduğu için çocuğumun dini acıdan eksik kalmasını da istemiyorum. Boşanmayı düşünüyorum. Evlilik öncesi bir hastalığı olduğu için resmi acıdan bir engel yok fakat ben vicdani olarak baktığım için şuan ki duruma net bir karar veremiyorum bu konuda. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim hayırlı ramazanlar Nurettin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Bulaşıcı hastalığı olan biriyle evlenmek caizdir. Evlenip evlenmeme ise tamamen senin rızana bağlıdır. Böyle bir evlilikte riskin varlığı bilindiği için ileride hastalık bulaşırsa bu senin baştan kabul ettiğin bir risk olur; karşı taraf sorumlu tutulamaz. Ancak, tedbirsizlik sonucu ya da kasıtlı olarak bulaştırırsa, bu haram ve kul hakkı olur, ağır vebaldir. Evlilik, özellikle böyle özel durumlarda, uzun vadeli güven üzerine kurulmalıdır. Öfke kontrolü olmayan, sorumluluk bilinci zayıf biriyle risk büyüktür. Bu nedenle, “onu seviyorum” duygusunun yanında, karakter analizi yapmadan ve güven testinden geçirmeden böyle bir evliliğe girilmemelidir. Yani öfke anında kırıcı mı yoksa sakin mi? Sorunları diyalogla mı yoksa restleşerek mi çözüyor? Eğer bu şartlar sağlanmıyorsa, sevgi tek başına bu riskli evlilik için yeterli sebep olmayabilir. Nihayetinde doktorlar, ailen ve çevrenle istişareni yapmadan duygusallığa kapılarak yalnız başına evliliğe karar vermemeni tavsiye ederim. Allah en doğru kararı almanı nasip etsin.
Selamünaleyküm. Kendinizi Allah'tan gelen bir hastalığın sahibi olarak görmelisiniz. Bu da tedavi için gereken ne ise onu yapmaya mecbur etmelidir sizi. Kendinizi gizlemeniz gerekmez. Sizin hastalığınızdan tedavi gören arkadaşlarım oldu. Doktor tedavisini ihmal etmemelisiniz. Sizinle evlenmek için gelenlere de tedavi sürecinizi konuşarak evlenmeniz doğru olandır. Sizi o halinizle kabul eden biri olursa evlenin. Evlilik size doktorunuz tarafından yasaklanmadı ise onu geciktirmeyin. Geçmiş olsun.
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.
Selamünaleyküm.Gördüğünüz tedaviyi doktorunuza sorun; kadınlık ve doğumla alakası varsa ve mesela doğum yapmanız açısından küçük de olsa bir risk taşıyorsa bunu hemen söylemelisiniz. Karşı taraf da buna rağmen kabul ederse yolunuza devam edersiniz. Yoksa ayrılırsınız.
Ne yazık ki eşiniz için hastalık sahibi demekten başka bir ifade bulamıyorum. O bir hastalığa tutulmuş durumdadır, yakın bir zamanda da tedavisi olmaz. Sabredip uzun zamanda iyileşmesini bekleyebilirseniz biiznillah umutsuz bir vaka olmaz zannederiz. Biraz da hamileliğin getirdiği gerginlik sizi zorluyor olabilir. Genel olarak çözümün nerede olduğunu yakalamışsınız ama geç kalınmış olabilir. Sabredip sözlerinizle, eylemlerinizle onun içine sızmaya çalışarak tedavi eden bir doktor gibi tavır takının ona. Duayı eksik etmeyin. Allah yardımcınız olsun bacı
Konuyu sizin verdiğiniz bilgilerin sahihliği çerçevesinde tahlil etmeye çalışacağım. Diğer tarafı dinlemeden hüküm tespit etme çabası doğru olmadığından ifadelerimi bir ağabeyinizin cümleleriniz üzerinden tahlil ve nasihati olarak görün. Eşinizin, ailesine sadık biri ama bu durum evlilik sınırlarını çizememesine sebep olmuş gibi görünüyor. Sizinle ilgili konuşmaların yanlış lanse edilmesi, olmayan şeylerin söylenmesi ve eşinizin sözlerin gerçekliğini doğrulamadan bunlara inanması sizi yıpratıyor. Evliliğinize müdahale ediliyor ve bu, eşiniz tarafından doğal karşılanıyor. Eşiniz ailesine çok bağlı biri ama evlendikten sonra önceliği eşi ve kurduğu yuva olmalıdır. Kocanız ailesinin her dediğini doğru kabul ediyorsa, kendi evinin huzurunu sağlayamaz. Kendi kararlarını vermekte zorlanıyorsa, bu hem sizi hem de onu ilerleyen yıllarda yıpratır. Sizin hislerinizi anlamakta zorlanıyor ve ailesinin söylediklerine göre hareket ediyorsa, evliliğinizde güven sarsılıyor. Dışarıdan yönetilen bir evlilik temelleri zayıf olan bina gibidir. Küçük bir sarsıntıda yıkılır. Dolayısıyla bir yuvaya dışarıdan müdahale edilmemelidir. Bu duruma karşı, kocanızla savaş halinde olmanız size bir şey kazandırmaz. Ona "senin ailen ya da benim ailem" gibi bir rest çekmek yerine, "biz bir aileyiz ve sorunları beraber çözmeliyiz" mesajını vermelisiniz. "Aileni seviyorum ve saygı duyuyorum ama bizim de bir evliliğimiz var. Bizim hayatımıza çok fazla müdahale edildiğinde, biz zarar görüyoruz. Bunu birlikte korumamız lazım.”, "Beni seviyorsan, benim de anlatacaklarımı dinle. Her iki tarafı da dinlemeden karar verme.", "Ben çok üzülüyorum çünkü bu evlilik benim için kıymetli.", "Seninle mutlu olmak istiyorum ama sürekli baskı altında hissediyorum.", "Birlikte bir çözüm bulmamız lazım." şeklinde yuva kurtaran altın sözlerle kocanıza telkinlerde bulunmanız gerekir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir afet içinde kalmışsınız. Son nefese kadar umutla yaşamak zorundayız. Asla atmayın, kovmayın, umutsuz kalmayın. Dinden çıktığını söylemeyin, şeytana yardım etmeyin, bir milimlik kurtulma ihtimali varsa onu deneyin. Bir musibet içinde kalmışsınız, musibetinizi büyütmeyin. Dindarız diyorsunuz ama Avrupa'nın ortasında çocuk yetiştirilir mi onu düşünmemişsiniz. Sizin de hatanız olabilir. Sabırlı olun, gözünüzü yumun, acınızı içinize çekin. Çok dua edin.
Selamünaleyküm. Burada düzeltilmesi gereken bir nokta var: Bulunduğunuz iş size göre değildir. Kendinize daha dolgun ve rahat edeceğiniz bir iş bulun.
Selamünaleyküm. Öncelikle siz, bundan sonrasının endişesini taşıyın. Elbette ailenizin de sorumluluğu var ama sizin mesela on beş yaşından sonrasını daha iyi değerlendirmeniz de mümkündü. Şimdiyi iyi değerlendirin. Geçmiş için istiğfar edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Nasıl herkes kendi namazını kılıyorsa ailede de herkes kendi parasını harcar. Eşiniz size katkı yapmak zorunda değildir. Sizin harcamalarınızı muhasebe etmek de onun hakkı değildir. O, evdeki giderlerin makul şekilde karşılanmasından ötürü konuşabilir. Evde bir sıkıntı yoksa konuşmaya hakkı yoktur. Nikah akdi esnasında çalışacağını söylemiş ve siz de kabul etmedi iseniz eşinizin çalışması uygun değildir. Böyle şeylerin konuşulması da mümin bir ev için hiç yakışıklı değildir.
Selamünaleyküm. (Soru birikimi nedeniyle cevabınız gecikmiştir, hakkınızı helal ediniz.) Anne babanızın rızası sizin bereketinizdir. Bereketsiz hayat istemiyorsanız onları kırmayın.
Selamünaleyküm. Hemen durumu ikinizin de aile büyüklerine bildir. Bildirdi isen de son kere istişare ettiğini söyle. Onların kararına göre de boşan; böyle aile olmaz. Bu işi geciktirme!