Fetva Meclisi
Soru
Hediyeleşmeye nasıl bakmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimize göre hediyeleşmek mendub bir iştir yani hoş görülmüş ve teşvik edilmiştir. Hediyeleşmenin ana gayesi de insanlar arasındaki muhabbet ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi olmalıdır. Hediyeleşmeye mahsus hükümler de vardır. Hediyeleşmek bir veren bir de alanın bulunması ile mümkündür. Kendisine hediye verilen verileni almadıkça hediye gerçekleşmez. Çağdaş teslim yöntemleri ile de hediyeleşme gerçekleşebilir. İnsan kendisine ait olanı hediye edebilir. Başkasının malından veya kamu malından hediye verilemez. Hediyenin de dinen mal kabul edilebilir bir şey olması gerekir. Borçlu alacaklıya hediye veremez, aksi olabilir yani alacaklı borçluya hediye verebilir. Baba ve annenin çocuklarına vereceği hediyelerde adaleti gözetmesi gerekir. Müslüman kâfire kâfir Müslüman’a dinen sakıncalı olmayan bir nesne olmak kaydı ile hediye verebilir. Kâfirlerin dini bayram ve günlerinde onlara hediye vermek veya o güne mahsus hediyelerini kabul etmek caiz değildir. Ancak onlardan gelecek bir hediye de din ve itikatlarına teşvik nitelikle bir durum oluşmuyorsa hediyeleri alınabilir. Nişanlılar arasındaki hediyeler ayrılma durumunda geri istenebilir. Tüketilen bir şey ise o istenmez. Eşlerin birbirlerine verdikleri hediyelerde daha sonra geri almak yoktur. Belli bir imza yetkisi taşıyan memur ve yöneticilerin makamlarında bulundukları sürece hediye alması genel olarak sakıncalı görülmüştür.
Kural şöyledir: Müslüman, istemeden, beklenti içinde olmadan kendisine verilen hediyeyi alır. Bunda bir sakınca yoktur. Hediyeleşmek Müslümanlar arasında bir sünnet uygulamasıdır. Genel kural böyledir. Sizin durumunuzda ise şu noktalara dikkat etmelisiniz: a- Siz sürekli “hediye alan” durumda olduğunuzda ezileceksiniz. İyi niyetle bugün size getirip hediye verenler yarın bunun bedelini en azından onların münker bir işine sessiz kalma olarak bekleyebileceklerdir. Sürekli alan biri için görünen sonuç budur. Siz hediye vermeye kalksanız kime ne kadar vereceksiniz? b- Eğer hediye yaptığınız bir iş için mesela çocuğuna Kur'an öğrettiğiniz için size verilse yine durum böyledir, biraz daha da ağırlaşmış demektir. Maaş aldığınız bir iş için hediye almış duruma düşmüş olursunuz. Aynı zamanda yaptığınız işte ihlasınız da etkilenecektir. c- Size hediye verenlere güzel teşekkürler edin, memnuniyetinizi beyan edin. Karşılık hediye verebildiklerinize siz de hediye verin. Bu durumu çok da istemediğinizi hissettirin onlara. Özellikle de insanların önünde size hediye getirenlere karşı bu inceliği muhakkak gösterin. Allah yardımcınız olsun. Bulunduğunuz noktada Peygamber aleyhisselamın makamını temsil etmektesiniz. En küçük hatanız bile insanların en büyük hatalarına gerekçe yapılabilir. Allah mübarek etsin işinizi.
Elbette hediyenin de müslümancası olacak. Hem gönül kazanmak hem de sevap kazanmak ancak öyle mümkün olur. Hediyemizde niyetimiz bir sünneti yaşamak olmalıdır. Helal ve yararlı bir şeyi hediye etmeliyiz. Mesela bir hastaya baklava hediye götürülmesi dikkat çekici bir yanlıştır. Hediyemiz ile bizim aramızda çelişki olmamalıdır. Fakir birinin kendi çocuklarına alamadığını başkasına hediye götürmesi olmamalıdır mesela. Hediyeye israf, riya ve gösteriş karıştırılmamalıdır. Bize ait bir şeyi hediye vermeliyiz. Hediyemiz asla bir beklentimizin karşılığı olmamalıdır. Rüşvete zemin olmamalıdır. Hediye çocuklar için ise adaletsizlik nedeni olacak bir hediye olmamalıdır.
Bir kere, içeriği helal olduğu sürece Müslüman olmayanlarla hediyeleşmede bir sakınca yoktur. Müslüman olan veya olmayan ayırmadan sosyal ilişkilerimizi sürdürebiliriz/sürdürmeliyiz de. Yeter ki içeriği helal olsun ve bir harama kapı aralamak için verilmiş/alınmış olmasın. Bunu böyle tespit edelim. Doktor, kendisine verilen hediye ile hastaya olan alakasını daha hasta lehine olacak şekilde değiştiriyorsa bu hediye sakıncalıdır. Özellikle de devlet hastanelerindeki doktorların “hediye öncesi ve sonrası” denebilecek muhtemel tavırları, söz konusu hediyenin helal olmayacağını gösterebilir. Bunun için şöyle bir kural oluşturabiliriz: Doktorun hasta üzerindeki işlemi bittikten sonra hastanın vereceği hediye sıradan bir hediye kabul edilebilir. Doktorun bir beklentisi yokken ona verilen hediye, doktorun tavrını da değiştirmiyorsa yani doktor olarak yapması gerekeni zaten yapıyorsa mesela o hastaya haksız olarak öncelik tanımıyorsa böyle bir hediyeyi normal kabul edebiliriz. Özellikle devlet görevlisi doktorların ve benzeri etkin meslek sahiplerinin hediye kabulünü esastan kaldırabilmeleri ise takvaya yakın olan daha güzel bir uygulama olur. Allah yardımcınız olsun.
Haklısınız, haramlar helalleri kuşatmış durumdadır. Kimin nasıl kazandığı ve ne yediği bilinmez olmuştur. Daha da vahimi artık helal kazanmak neredeyse mümkün değil diye inanılır olmuştur. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Size bu hususta şunları tavsiye edebiliriz: Biz ve çocuklarımız açısından daha korumalı ve daha takvaya yakın olanı tercih etmeyi ilke edineceğiz. Zamana ve ortama kapılmamayı prensip edineceğiz. Yine de bunun bir imtihan olduğunu, istememekle haramdan yüzde yüz kaçınamayabileceğimizi de bilecek ve buna göre planlamalarımız olacak. Çocuklarımızın haram/helal idrakinin zayıf kalmasına karşı tedbirli olacağız. Yine de kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir sonucun oluşmaması için denge siyasetini ihmal edemeyiz. Neticede biz bir toplumun parçasıyız ve gidebileceğimiz bir yer de yoktur. Bu toplumun içinde dinimizden taviz vermeden yaşayacağız. Kışa rağmen üşütmeden yaşamaya çalışmak gibi bir durumdur bu. Kazancında helallik sorunu bulunanlardan uzak kalmak isabetli olandır ancak özellikle Hanefi fukahasının bu husustaki çizgisinin KAZANCININ BÜTÜNÜ HARAM OLANLA, KAZANCINDA HARAM OLANIN AYNI TUTULMAYACAĞI ilkesi önemlidir. Yüzde yüz haram kazanıp yiyen birine mesafe koyacağız. Onun yemeğini yemeyecek, hediyesini almayacağız. Kazancına haram karışan için ise şu kural geçerlidir: Kazanılma yöntemi itibariyle haram olan bir şey kazanan için direkt haramdır ama ikinci kişi için o şekilde haram değildir. Örneklendirecek olursak, domuz her türlü herkese haramdır ama hileli bir ticaretten para kazananın kazandığı kendisine haram ikinci kişilere mesela misafirlerine haram değildir. Böyle bir planlama ile kendimizi korumaya devam edelim. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Malında tasarruf ehliyeti olan birine verilen bir hediye onun hususi malıdır. Bir insan malında dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Hediye, hediye verilmez sözü için dini bir dayanak bulunamaz.
alacaklı konusundaki diğer fetvalar
O borçlar yüzünden annenizin kabir hayatı sıkıntıdadır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Bu senin yapabileceğin iyi bir evlatlık görevidir. Yalnız annenin borçlarını ödemen ne hayatında ne de ölümünden sonra senin zorunlu bir görevin değildir. Annen de herkes gibi kendi sorumluluklarını taşımaktadır. Kural böyledir.
Asıl olan ne borç verildi ise onun aynısını geri almaktır. Bu mümkün olmadığında bir bedel alınabilir. Arsanın borç yerine alınması mümkündür. Arsanın kıymeti üzerinde anlaşma yapılır ve arsaya değerinden fazla bir takdir yapmamak şartı ile olabilir. Arsanın satımından doğan resmi masraflar ise örfe göre belirlenir. Örfte mesela alan masrafları ödüyorsa o öder.
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyet şartı ile yerine getirilebilir. Niyet ise ibadetten önce bulunur. Sizin durumunuzda para verilmiş sonrasında ise zekâta sayılması isteniyor. Bu durumda yapılan işin zekât olarak işlemesi mümkün olmaz. Şöyle bir şey yapılabilir: Siz ona yeniden alacağınız kadar zekât verirsiniz. O da para bulduğu için size borcunu öder. Bir hile ve baskı yapılmadan bu yapılabilirse zekât yerini bulur.
Mahkeme ve tahsille ilgili bütün masrafları o faiz farkından tahsil edebilirsin. Bazı âlimler altın veya petrol gibi sabit değerler üzerinden fiyatı belirleyip tahsilat yapılabileceğini söylemişlerdir. Bunu kullanabilirsiniz.
Borçlu fiilen bir sıkıntıya girmiş ise mesela yangın geçirmek gibi bir felaket yaşadığı için ödeme yapamıyorsa asıl olan ona müsamaha gösterilmesidir. Buna göre de kalan borçlarının aciliyet kesp etmesi söz konusu olamaz. Normal durumlar için ise TAKSİTLERDEN BİRİ ÖDENMEZSE KALAN TAKSİTLERİN TAHSİLİ ACİLİYET KAZANIR şeklinde bir sözleşme maddesi caiz görülmüştür.
Fıkıhtaki yoğun içtihada göre borcu erken ödeyip indirim yaptırmak caiz değildir. Hanefi ve Hanbeli mezhebi içindeki bazı fukahanın da bulunduğu bir grup âlim tarafından ise caiz görülmüştür. Bu ikinci görüşle amel edilmesinde bir sakınca yoktur inşaallah.