Fetva Meclisi
Soru
Devlet dul kadınlara eşinden kalan maaşı veriyor. Tekrar evlenince de bu maaşı kesiyor. Bir kadın maaşı kesilmesin diye evlendiği hâlde bunu resmi kayıtlara geçirmese ve maaş almaya devam etse o maaş kendisine helal olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâh, aile birliği oluşturacak kimselerin Allah’ın emri gereği gerçekleştirdikleri bir sözleşmedir. Böylesine önemli bir sözleşmenin birtakım maddî kaygılarla sona erdirilmesi her şeyden önce doğru değildir. Kaldı ki sevgili Peygamberimiz normal şartlar altında gerçekleşen boşama için bile “Allah’ın en hoşlanmadığı helal şey evliliği sona erdirmektir” (Ebû Dâvûd, Talâk, 3 [2178]; İbn Mâce, Talâk, 1 [2018]) buyurmuştur. Bir yakını dolayısıyla kanun gereği dul hanımlara ödenen parayı almak üzere resmen boşanıp gerçekte birlikte yaşamaya devam etmek, hile niteliğinde olduğundan haramdır. Bu tür hileli yollarla elde edilecek gelirler kamu malını zimmetine geçirmek anlamına gelir. Bu nedenle hileli boşanma yolu ile alınan maaş helal olmaz.
Meri yasalara karşı bir hile yapılmadan, o yasalar gereği alınan maaş helaldir. Bir hile söz konusu olursa o durumda alınan helal olmaz. O hileye alet olan da vebale girer. Allah'a emanet olun.
Mü'min ve yalan bir arada bulunamaz. Hile ile alınan bir mal da izin de haramdır. O izni gerçekten hak ediyordunuz da vermiyordu iseler bir sakıncası yok. Hayır siz, biraz daha dinlenmek istiyordu iseniz, o aldığınız maaş size helal olmaz. Bir yolla onu iade edersiniz. İadeniz mümkün değilse parça parça da olsa o kadar bir rakamı fakirlere verin.
Eşinden boşanmış olan bir kadının iki durumu vardır. Birincisi, boşanmanın tek talakla gerçekleşmiş olmasıdır. Tek talakla gerçekleşen boşanmadan sonra yeni bir nikâhla eski eşine dönmesi mümkündür. İkinci durum ise üç talakla boşanmış olmasıdır ki bu durumda eski eşine dönmesi mümkün değildir. İlla dönmek istiyorsa o zaman şöyle bir yol izlenecektir: Boşanmadan sonraki iddet beklenecek. Bu üç aydır. Başka bir erkekle tabii bir nikâh yapacaklar. Buradaki tabiilikten anlaşılan da şudur: Nikâh akdinde zaman söz konusu edilmeyecek yani boşanma tasarımı üzerine kurulu bir akit olmayacak. Bir de evlilik tam anlamıyla gerçekleşecek. Yani cima fiilen gerçekleşecek. Bu yapıldıktan sonra, kadının yeni kocası da onu boşamayı düşünür ve boşarsa kadın, yine üç ay bekledikten sonra hamile de değilse ilk kocasına dönebilir. Bütün bu süreci kâğıt üzerinden uyduruk bir şekilde yapıp, birinci kocaya dönmek için bu kuralı suistimal etmeye HÜLLE adı verilmektedir. Takdir edersiniz ki Müslüman, dini ile oynamaz. Allah'a emanet olun.
Bir yanlışı esasta yanlış ve usulde yanlış diye ikiye ayırabiliriz. Esasta yanlış mesela domuz etinin yenmesidir. Hiçbir şekilde caiz olmaz bir iş yapılmış olur. Usulde yanlış da koyun etini çalarak yemektir. Aslında koyun helaldi ama elde etme yöntemi helal olarak yenmesine mani olabilir. Sigorta sistemini işleten devlet eğer fiilen çalışmayan sigortalı gibi görünerek sigortadan yararlanıyorsa bunu kabul etmediğini söylüyorsa bu bir yanlıştır, bu yanlışla elde edilen menfaat de sakıncalıdır. Evet, hiç sigorta ödemeyip ondan yararlanana göre ortada bir fark vardır. Biri esastan yanlıştır diğeri de usulde yanlıştır. Bizim bildiğimiz kadarı ile devlet fiilen çalışmayanın çalışıyor gibi gösterilip sigorta ettirilmesini uygun bulmuyor. Buna göre de devlet bunu o kişiye helal etmiyor demektir. Yalnız devletin helal etmemesi dinen helal etmeme olarak algılanmamalıdır. Bunu daha çok ahlaki bir eksikli olarak görmeliyiz.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sabrınız kavi olsun. Çalışmanız için mecbur kalırsanız çalışabilirsiniz. Bunun için öncelikle sadece kadınların bulunduğu ve helal olan bir iş arayın. Onu bulamayınca şartları biraz daha daraltabilirsiniz. Sıkıştıkça zorunluluk durumunu devreye sokun. İlk fırsatta da en helal olana intikal edin.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Bir insanın Müslüman olmaması onunla sosyal ilişki içinde olmamıza mani değildir. Yeme içme dâhil her türlü sosyal ilişkimiz olabilir onlarla. Şu kadar ki bazı hassas noktalara dikkat ederiz: Müslüman olmayan biri ile ilişkimiz bizi Müslümanlığımızdan kompleksli duruma düşürmemelidir. Böyle bir ihtimal durumunda ilişkiyi keseriz. Asla imana, ibadete ve ahlaka dair konularda tartışmayız, seviyesiz ortamda tebliğ bile yapmayız. Onlardan tartışma içerikli sorular gelmesi durumunda ise soruların çapı ve yoğunluğu kadar bir mesafeyi anında koyarız. Onlarla ilişkilerimizi haramlara bulaşma nedeni yapamayız. Bu şu demektir: Onlarla yiyip içerken bize ait helal haram hassasiyetimiz zedelenmemelidir. Hatta konuşmamızda bile bu ölçümüz canlı kalmalıdır. İlişkilerimiz üzerimizdeki farz ibadetleri aksatma nedeni olmamalıdır. Onlarla ilişkimiz evlilik gibi mahrem ve hassas konularımız etrafında hatta yakınında bile olmamalıdır. Müslüman olmayanlarla ilişkilerimizde onların ekonomik ağırlığı altında olmamalıyız. O kadar ki onların ikramlarını bile benzerini yapabildiğimiz kadarı ile kabul etmeliyiz. Müslüman olmayanlara dinimizi ulaştırmamız bizim görevimizdir. Bir kelime bile olsa önümüzdeki fırsat, onu değerlendiririz ama dini anlatmanın en güzel yolunun onu iyi yaşamak olduğunu unutmayız. Dini anlatacağız diye dini olmayanın seviyesine düşerek konuşma yapmak bir yanlıştır. Bunu biliriz. Böyleleri için sürekli hidayet duası yaparız. Duamız da onun gıyabında olur.
Anladım bacı, eşinizi anladım. Evet, sıkıntılı bir eş ama atılacak ve yok kabul edilecek biri değil anlaşılan. Bir kere de olsa seccadenin başına geçmesi bile büyük bir nimet. Siz eşinizi düzeltemezsiniz. Yapacağınız şey şudur: Onun bu yönlerini görmeyin, duymayın, ilgilenmeyin. Siz ondan sorumlu değilsiniz zaten. Aile içi huzurunuza bakın. Biraz daha yaşlanınca inşaallah daha iyi ve daha faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.
Bir şeyin içinde dininize aykırı bölümler olduğunu bildikten sonra onun neresini size ait kabul edebilirsiniz ki?
İnsan çevresinden etkilenir. Özellikle de genç insan çok daha fazla etkilenir. Kötü olduğunu bildiğin biri ile bağlantılı olman bile bile kendini tehlikeye sokman olur. Ve özellikle de tehlike seni kuşattıktan sonra içine düştüğün hatayı anlarsın. Nasıl hasta birinin yanına bile bile girmiyorsan ahlakı ve dini iyi olmayan birine de öyle yaklaşmayacaksın. Allah Teâlâ sana akıl vermiş, o aklı kullan.
Samimi ve kalıcı bir tevbe edersen: Yeniden doğabilirsin. Eskisinden daha iyi bile olabilirsin. Her şey iyi bir tevbeye ve o tevbeye sadık kalmaya bağlıdır. Yeniden iyi değil eskisinden bile iyi olabilirsin. Bu kesindir, tartışılmazdır Allah'ın izni ile.
İmanını hayatın gibi bil. Onu tartışma, sulandırma. İmanının gereği olan amelleri başta namaz olarak ihmal etme. Mü'min bir insan olarak Allah’ın seni şeytanın önünde çok yönlü olarak test edeceğini bil ve hazırlıklı ol. Başta şehvetin olmak üzere bu imtihan hiç bitmeyecek. Son nefese kadar direnmeye hazır olacaksın. Büyük insanları örnek al, büyük işler planla. Küçük sonuçlara ulaşsan bile sen büyük düş kurmaya devam et. Becerebildiklerinle ölçme kendini. Zira melekler seni hayallerinle tartacaklar. Sorumluluk almaya hazır ol. Kenarda duran biri olma. Görev bekleyen, verilen görevi yerine getiren biri ol. Ailen hiçbir zaman ihmal ettiğin nokta olmasın. Başta anne baban olmak üzere kan bağın bulunanları kendin bileceksin. İyi bir insan olmadıkça iyi bir mü'min olamayacağını hiç unutma.