Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son günlerde yayılan bir uygulama var. Bu uygulamanın adı "hopi". Bunu telefonunuza indiriyorsunuz, daha sonra bir yerden alışveriş yaparken mağazanın barkoduna telefonunuzdaki hopi barkodunu okutuyorsunuz. Fakat bütün mağazalarda değil. Sadece hopi anlaşmalı mağazalarda. Ve daha sonra aldığınız ürünün kampanyasına göre size hopi para veriyor. Mesela 100 liralık bir gömleğe hediye olarak 10 lira hopi para veriyor. Ve daha sonra bir yerden alışveriş yaparken yine barkodu okutarak yeni aldığınız üründen 10 lira indirim yaptırıyorsunuz. Siz bu "hopi" hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer promosyon parasını caiz görmüyorsanız (ki böylesi daha evladır) onu her ne için kullanırsanız kullanın sizin cebinizden çıkacak başka bir paranın yerine kullanmış olacaksınız. Ne değişecek? Çok basit bir hile olur bu.
Selamünaleyküm. Siz, bugünkü teknoloji ile konuşacak olursak bankanın ruhu olan işi yapıyorsunuz. Ücretinizi şirket versin veya vermesin sizin yaptığınız işin adı budur. Daha temiz bir iş bulmalısınız.
Selamünaleyküm. Bu yaptığınız alışverişi haram yapmaz ama doğru olmayan bir uygulamadır.
Selamünaleyküm. Kalbinizde bir reklam uru oluşmadıkça bunlara takılmayın. Başka türlü bir şey toplayamazsınız.
Vefalı olmak iyidir ama iffetimizi riskten uzak tutmak ondan da iyidir. Evet, sana iyiliği olmuş olanlar olarak onları saygı ile an ama “itham noktalarından/kaygan zeminden de uzak dur”. Ahiretin dünyandan daha önemlidir. Takva her şeyden daha değerlidir.
Kendini çöplükte düşürdüğü bir parayı almaya çalışan biri gibi gör. En az zararla kurtulmaya bak. Tartışma, sularına dalma. Namazın için her şeyi yap.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
TEKFİR dini bir kavram olarak vardır, dışarıdan ithal kavramlardan değildir. Tekfir, bir insanın mü'min olmadığını söylemek anlamına kullanılmaktadır. Bu o kişinin hiç mü'min olmamışliğinı da ifade edebilir, mü'min iken sonradan dinden çıkmışlığı için de kullanılabilir. Ne yazık ki, mü'min iken bile dininden çıkabilme riski insan için vardır. Bu kavram da ona işaret etmektedir. Tekfir yani bir insanın mü'min olmadığına dair iddia ağızdan çıkabilecek en ağır sozlörden biridir. Kesinlikle kişinin itirafına, tartışmasız belgelere ve fetvaya ehil bir heyete dayalı olarak ortaya konabilir. İnsanların birbirlerini tekfir etmeleri mü'min toplum adına riski ağır bir erezyon başlangıcı olabilir. Çok açık bir şekilde bilinmelidir ki tekfir, Allah adına hüküm vermektir. ‘Allah böyle diyor’ demek kadar ağır ve sorumluluk gerektiren bir söz olabilir mi? Tekfir beraberinde tekfir edilen için öldürülmeyi hak etme, miras alıp vermesine engel, nikâhının düşmesi gibi çok ağır sonuçlar getirir. Bu nedenle de ümmetimizin orta çizgisi olan ehlisünnet anlayışı tekfiri kullanmayı zor şartlarla sınırlamıştır. Bu ümmetin ulemasının konuşabileceği böyle ağır bir konunun halk düzeyine indirgenmesi olsa olsa kıyametin yaklaştığını gösteren bir işaret olabilir. Allah’a sığınılması gereken bir durum olarak görürüz bu durumu.
Böyle bir sözün kaynağı yoktur olsa da ‘bizi cehennem azabından koru’ demeyi emreden ayetin özüne ters bir cümledir bu. Ebu Bekir radıyallahu anh ateş korkusundan ürperen bir insan olarak Rabbine gitti. Bu bir felsefe olabilir. O da sahabe felsefesi değildir.
SALTANAT ile bir kişinin tek otorite olmasını kastediyorsanız şunu bilmek gerekiyor: Bizim imanımıza göre Allah’tan başka tek otorite asla yoktur. Hiçbir şekilde bir kişinin otoritesine dayalı sisiteme İslamî sistem denemez. Bizim iman ettiğimiz değerlerdeki idare sistemi KULLARIN BAŞINDA BİR KUL mantığına dayalıdır. O da ŞÛRA üzerine yerleştirilmiş bir zeminde idarecilik yapar. SALTANAT ile idarenin babadan oğla geçmesini kastediyorsanız, baba ve oğul aranan özelliklere sahip ise bunda bir sakınca görülmeyebilir.
Bunu bir Hıristiyan/Müslüman konusu yapmak yanlıştır. Konuyu resim çektirme başlığı altında ele alabiliriz. Genel olarak caiz olacağını bildiğiniz resim o şekilde de çekilebilir. Bir de meseleyi vakar açısından ele alabiliriz. Vakar sahibi bir mümin seviyeli seviyesiz her işe dadanmamalıdır.
Zikrettiğiniz isimler bu ümmetin içinde sivrilen kimselerdir. Onlar veya bir başkaları hakkında; onları mümin kabul ettiğimiz sürece zekatı onlara vermemizde bir sakınca yoktur. Elbette kendi akrabanız varsa ona veya sizinle yakın bağı olan kimselere vermeniz daha evla olandır.
İstimnaya ruhsat sebebi olmamalıdır senin bu sorgulaman. Ona asla dönme! Her ne zaman o hataya düşersen o zaman yemin keffareti yaparsın.