Fetva Meclisi
Soru
Hocam, özçekim (selfie) yapmak caiz mi ? Hristiyanların yaptığı bu uygulamayı yapmak doğru mudur ?
Cevap
Benzer fetvalar
Resim elle yapılır bir haram olduğu için onu yaparken niyet önemli değildir. Siz ders zorunluluğu gereği çizin ama ileriki hayatınızda insan resmi çizmemeye kararlı olun.
Selamünaleyküm. Resim konusundaki hadislere dikkat ederek fotoğrafın caiz olmadığını söyleyen âlimler bulunduğu gibi, fotoğrafın hadislerdeki resimle aynı olmadığını söyleyenler de vardır. Gereksiz fotoğraflardan uzak durmak ve mekânlarımıza fotoğraf asmamak en ihtiyatlısıdır.
Dine hizmet amaçlı çocuk eğitimi ve benzeri alanlarda kullanılan filmler yapabilirsiniz. Konusu sakıncalı ya da keyfi olan filmler için endişe etmekte haklısınız. Allah'a emanet olun.
Sağlığınızı etkileyen bir durum olmadıkça ya da yüz hatlarınız normalin dışında bulunmadıkça fıkhen estetik operasyon yaptırmanız caiz değildir. Hastalıkların tedavisi dışında bedene müdahale yasaktır. Toplum normları, çevre baskısı, sosyal medyanın etkisi Allah'ın rızasının karşısında durmamalı/durdurulmamalıdır. Bunu imtihanınız olarak düşünün. Rabbimiz sizi bu konu ile imtihan ediyor. Toplum normlarını değil kendisini tercih etmenizi istiyor. Elbette kolay olmayacaktır bu süreç ama cennet, nefse zor gelen şeylere tahammül edildikçe yakınlaşacaktır. - Bakış açınızı değiştirin. - Dini hassasiyetler olan arkadaşlar edinin. - Önce Rabbiniz ne diyecek onu hayal edin.
Devlet işlerinde ve eğitim, sağlık gibi alanlarda zorunlu olarak yapılanlar dışında resim çizmek caiz değildir. Yapmayı bırak. Yaptıkların için de istiğfar et.
Canlı resmini bir bütün olarak çizmek caiz olmaz. Canlının bir organı mesela eli canlı değildir. Canlının başı da tek başına canlı değildir. Çizdiğiniz resim uzaktan bakıldığında O ÇİZİLMİŞ ŞEKLİ İLE O CANLININ RESMİ DEĞİL DE KENDİSİ OLSA İDİ YAŞAYABİLECEĞİ KADARINI GÖSTERİYORSA o caiz olmaz. Bu ölçüye göre değerlendirin.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
SALTANAT ile bir kişinin tek otorite olmasını kastediyorsanız şunu bilmek gerekiyor: Bizim imanımıza göre Allah’tan başka tek otorite asla yoktur. Hiçbir şekilde bir kişinin otoritesine dayalı sisiteme İslamî sistem denemez. Bizim iman ettiğimiz değerlerdeki idare sistemi KULLARIN BAŞINDA BİR KUL mantığına dayalıdır. O da ŞÛRA üzerine yerleştirilmiş bir zeminde idarecilik yapar. SALTANAT ile idarenin babadan oğla geçmesini kastediyorsanız, baba ve oğul aranan özelliklere sahip ise bunda bir sakınca görülmeyebilir.
İstimnaya ruhsat sebebi olmamalıdır senin bu sorgulaman. Ona asla dönme! Her ne zaman o hataya düşersen o zaman yemin keffareti yaparsın.
Böyle bir sözün kaynağı yoktur olsa da ‘bizi cehennem azabından koru’ demeyi emreden ayetin özüne ters bir cümledir bu. Ebu Bekir radıyallahu anh ateş korkusundan ürperen bir insan olarak Rabbine gitti. Bu bir felsefe olabilir. O da sahabe felsefesi değildir.
Kapitalist dünya insanları paraya tapınır, onun için yaşar hâle getirmek için bin bir hileyi kullanabilmektedir. İnsanlar sürekli alışveriş merkezlerinde bulunsun, sürekli kazanma hırsı ile yaşasın, sürekli borçlu olsun için projeler üretmektedir. Bunların bir bölümü tamamen sakıncalarla dolu iken bazılarında mubah olabilecek yönler bulunabilmektedir. İyi bir takva hayatı yaşamak isteyen mümin bunlardan külliyen uzak kalmak durumundadır. Tamamından uzak kalamayan en azından bu tür hileleri normal görmemeyi bilmelidir. Burada zikrettiğiniz uygulama, yüzeysel olarak sakınca yokmuş gibi görülmektedir. Neticede kimse kimseye bir kuruş hayrına vermiyeceğine göre boyası ilk yağmurda ortaya çıkacak işlerden uzak durmak en güzelidir.
TEKFİR dini bir kavram olarak vardır, dışarıdan ithal kavramlardan değildir. Tekfir, bir insanın mü'min olmadığını söylemek anlamına kullanılmaktadır. Bu o kişinin hiç mü'min olmamışliğinı da ifade edebilir, mü'min iken sonradan dinden çıkmışlığı için de kullanılabilir. Ne yazık ki, mü'min iken bile dininden çıkabilme riski insan için vardır. Bu kavram da ona işaret etmektedir. Tekfir yani bir insanın mü'min olmadığına dair iddia ağızdan çıkabilecek en ağır sozlörden biridir. Kesinlikle kişinin itirafına, tartışmasız belgelere ve fetvaya ehil bir heyete dayalı olarak ortaya konabilir. İnsanların birbirlerini tekfir etmeleri mü'min toplum adına riski ağır bir erezyon başlangıcı olabilir. Çok açık bir şekilde bilinmelidir ki tekfir, Allah adına hüküm vermektir. ‘Allah böyle diyor’ demek kadar ağır ve sorumluluk gerektiren bir söz olabilir mi? Tekfir beraberinde tekfir edilen için öldürülmeyi hak etme, miras alıp vermesine engel, nikâhının düşmesi gibi çok ağır sonuçlar getirir. Bu nedenle de ümmetimizin orta çizgisi olan ehlisünnet anlayışı tekfiri kullanmayı zor şartlarla sınırlamıştır. Bu ümmetin ulemasının konuşabileceği böyle ağır bir konunun halk düzeyine indirgenmesi olsa olsa kıyametin yaklaştığını gösteren bir işaret olabilir. Allah’a sığınılması gereken bir durum olarak görürüz bu durumu.
Zikrettiğiniz isimler bu ümmetin içinde sivrilen kimselerdir. Onlar veya bir başkaları hakkında; onları mümin kabul ettiğimiz sürece zekatı onlara vermemizde bir sakınca yoktur. Elbette kendi akrabanız varsa ona veya sizinle yakın bağı olan kimselere vermeniz daha evla olandır.