Fetva Meclisi
Soru
Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hocam bahsedeceğim konu belki onlarca sene tartışıldı ama ben şu anda bunu kavrayamıyorum. Geçtiğimiz günlerde imam hutbede 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun dedi. 1 Kasım 1928 tarihinde harf devrimini yapanlar akabinde binlerce İslam alimini astılar. Bu devrime binayen de 24 Kasım'da Mustafa Kemal'i 'baş öğretmen' ilan ettiler ve bugünü öğretmenler günü ilan ettiler. Kıymetli hocam, ben fazla uzatıp saygısızlık etmek istemem. Diyanet bu acı olayları hatırlatan ve baş öğretmen olarak bir laik kişiliği seçen bir sistemi nasıl olur da hutbelerden kutlar. Hocam beni affedin ama ben bu düşünceyi bu sözleri hazmedemiyorum. Bu kardeşiniz sizden bolca dua ve nasihat ister. Allah'a emanet olunuz...
Cevap
Benzer fetvalar
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Güzel yavrum, nerede bulunursanız bulunun imanla beraberseniz sizi ateş yakmaz, şirk ezemez. İmanınız sizinle olmadığı sürece de Mekke'ye imam olsanız ne olacak? Konuya bu açıdan bakınız. Allah basiretinizi kavi, amelinizi ihlâslı, ayaklarınızı sabit tutsun. Size dualar ederim.
Selamünaleyküm. Rızık sadece devlette memur olmakla sınırlı ise, diğer insanlar hep aç yaşıyorlarsa, o alanda kurulu bir düzene katılmaya mecbur isek, işimiz sürüye katılmak ise, siz de sürünün gitsin.
Aleykümselam. Dinimizin hiçbir ek kaynağa ihtiyacı yoktur. Kur'an, beşerin anlayabileceği ve beşer için inmiş bir kitaptır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Sünnet'i de onun anlaşılması için yeterlidir. Bu ümmetin en iyi Müslümanları olan ashabı kiram ve onların yetiştirdiği talebeleri sözünü ettiğiniz şeyleri duymadılar bile ama Allah için şehadete çağrıldıklarında, sabah ezanı onları camiye çağırdığında o sesi duydular. Sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf olanlar ise çok şeyler bildiler lakin sabah namazını camide kılmaya çağıran ezan sesini duyamadılar. Şehitliği, Allah için infakı emreden ayetleri anlamadılar. Dinimizin hiçbir ek bilgiye ihtiyacı yoktur. Dinden kafa karışıklığını anlayanlar için ise elbette felsefe ve her karıştırıcı şarttır. İslam, karıştırmak için değil itaat etmek için vardır. Zorunlu olarak okutulduğunda da imtihandan geçecek kadar öğrenin yeter.
Değerli Kardeşim. Daha önce hocamıza gönderilmiş olan benzer soruya verdiği cevabı sizinle paylaşayım; Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu ümmetin en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teâlâ, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın şeriatını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam.Camilerimizdeki imamların bağlı olduğu sistem, bütün Müslümanların bağlı olduğu sistem değil midir? Sıkıntıyı imamların omzuna yükleyip rahatlamaya benziyor bu tavır. Bunun yerine, camilerdeki imamların iyisini, mihraba daha layık olanını seçelim. Camiler bizim olmalıdır. Evet, imamlar arasında ne okuduğunu bile bilemeyecek imamlar vardır, olabilir de. Biz, papaza kızıp oruç bozamayız. Camilere gidin, namaz kılın, camileri imar etmeye katkı sağlayın. Şeytan böylesinden daha fazla etkilenir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Güzel kardeşim, Maalesef bu konuda Avrupa'daki kardeşlerimiz hassasiyetlerini kaybetmek üzeredirler. İmamlarımızdan sadece birinin bir fetvasını ele alıp Avrupa'da faizin caiz olacağını söylüyorlar. Burada sinsi bir hile var. O hileyi size izah edeyim. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, faizin bir sömürü aracı olduğunu, faizle beraber insanın ezileceğini esas alarak şöyle bir sonuca ulaşmıştır: Faiz, zavallıyı ezdiği için haramdır. Bir Müslüman'ın yaşadığı Darulharbte yani SAVAŞ DURUMUNDA OLDUĞU bir ülkede, kâfiri ezmek için faiz alması caiz olabilir. Mesele budur. Siz orada savaş durumunda mısınız? Madem savaş durumundasınız neden evlerinizde keyif sürüyorsunuz? Akşamları teşkilatta toplanıp haberleri izlemek savaş yapmak mıdır? Ortada bir savaş durumu olmadığı gibi oradaki Müslümanlar, sosyal sistemi ile o ülkeleri benimseyeceklerine dair taahhütlerde de bulunmuşlardır. Sadece para bulmak için dinin bu bölümünü suiistimal etmek çok tehlikelidir. Bir de bunu cami yapmak için kullanmak bilmem ne ile anlatılmalıdır? Dinin Türkiyesi Avrupası m ı olur, din dindir. Siz uzak durun, tartışmayın. Siz de onlar da kalbinize danışın. Gerekeni de yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Telefonu kullanabilirsiniz ama o hata için istiğfar etmelisiniz.
Selamünaleyküm. Haramla bağlantılı bir yerde çalışmak caiz olmaz. Oradan kazandığınızla hayır yapmanız da hatanızı kapatmaz. Hayır da yapmayın, orada da çalışmayın. Kendinize daha temiz bir iş bulun.
Selamünaleyküm. Tuvalette abdest al. Bir merdiven altında, odanın kenarında namaz kıl. Sadece farzları kıl. Bunların toplamı bilemedin beş dakika sürer. Beş dakikalık bir ara muhakkak vardır.
Selamünaleyküm. Görüşmelere bir sayı konması gerekmiyor. Üç veya daha fazla görüşülebilir. Görüşmedeki ilkelere ve sulandırmamaya dikkat etmelisiniz.
Selamünaleyküm. Ecel vakti sabittir. Kaderde yazılı olan zamanı gelince gerçekleşir. O tür sözler ancak mecazi anlamda kullanılabilir.