Fetva Meclisi
Soru
Hocam ailemin kıskançlıkları yüzünden artık konuşmuyorum onlarla. Konuşursam her şey eskisi gibi olacak, ben ve çocuklarım yine üzüleceğiz. Bu sebepten eşimle de aram bozulsun istemiyorum, bana bir yol gösterin?
Cevap
Benzer fetvalar
Anladım bacı, eşinizi anladım. Evet, sıkıntılı bir eş ama atılacak ve yok kabul edilecek biri değil anlaşılan. Bir kere de olsa seccadenin başına geçmesi bile büyük bir nimet. Siz eşinizi düzeltemezsiniz. Yapacağınız şey şudur: Onun bu yönlerini görmeyin, duymayın, ilgilenmeyin. Siz ondan sorumlu değilsiniz zaten. Aile içi huzurunuza bakın. Biraz daha yaşlanınca inşaallah daha iyi ve daha faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli kardeşim sen iki ateşin ortasında kalmışsın. Ama önce şunu bil: Senin sağlığın, senin iyiliğin hepsinden önemli. Sen ayakta kalamazsan, kimseye de faydan olmaz. Bu yüzden önce kendini toparlaman lazım. Öncelikle bu yükü taşımanın seni hasta ettiğini fark et. Çünkü bu bir “görev” değil, hakkın olmayan bir yük. Annene de, eşine de, açıkça ve saygıyla bu seni hasta eden ortamı konuşman gerekiyor. Yanı sıra onların birbirleriyle olan diyaloglarını azaltacak adımlar at. Onların birbirleriyle ne kadar az görüşebileceği makul ve meşru yöntem varsa ortaya konulmalı ve ikisi birbirinden uzak tutulmalı. Senin onlardan birine gidince de birinin diğeri hakkındaki konuşmasından kaçınman lazım. "Bu konuşmanın kimseye bir faydası yok ama bana çok zararı var. Sağlığım bozuluyor. Bana zarar vermek mi istiyorsun açık açık söyle!" diyerek kişilere yaptıklarının tek sonucunun ne olduğunu iyice göster. Bu süreçte yalnız kalma. Dertleşeceğin dostlar bul. Bir psikologdan veya aile danışmanından yardım al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Selamünaleyküm. Siz aile ilişkilerinde üzerinize düşeni yapın, gerisinden mesul olmazsınız. Siz onlardan mesul olduğunuz kadar onlar da sizden mesuldürler. Herkes üzerine düşenden sorumlu olur.
'Konuşmama' seviyesi düşük bir tepkidir; onu tercih etmeyiniz. Onun yerine, şahsiyetinizi rencide eden bir insana seviye koyun. Selam verin selam alın, hastalığı ile ilgilenin. Muhabbet etmeyin. Böylece vebale de girmezsiniz, sorundan da uzak kalırsınız. Onun da kendisine çekidüzen vermesine vesile olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu tür meselelerde ikinci kişiyi dinlemeden haklı/haksız belirlemek mümkün değildir. Sizin anlatımınıza göre eşiniz size zulmediyor ama yine de siz eşinizi ve yuvanızı öncelikli tutmaya bakın. Anlaşılan eşiniz işi inada bindirmiş. Bir süre bu konuyu açmayarak gevşemesini sağlamaya çalışın ki inadı ile değil aklı ile düşünsün.
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
Öncelikli hedefin eşinin onların arasında erimemesi olmalıdır. Eşini sürekli takviye et. Aranızdaki ülfet yani muhabbet sürekli güçlensin. Birinci vazifen budur. Diğerleri ile de sosyal mesafeyi ve gerekliliği kurtaracak kadar girip çıkabilirsin. Sen onların dinini sevmedikçe o ayete dâhil olmazsın biiznillah. Allah yardımcın olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Siz elinizden geleni yapın. Gözle görülür bir hata yapmayın. Eşinizle muhabbetinizi canlı tutun. Bundan sonra da kimin ne dediğine ve diyeceğine bakmayın. Rahat edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Evet, böyle bir işte sakınca riski vardır. Uzak durmak gerektiği belli ama giyim ve hareketlere, söze dikkat ederek “yabancın olan erkekle baş başa” olmayan görüşmeler de yapılabilir. Muhabbet etmekle danışılana cevap vermek arasındaki fark kollandığı sürece sakınca olmayacağını düşünürüm.