Fetva Meclisi
Soru
İbni Kayyım hakkında bilgi verir misiniz; nasıl biridir, müçtehit midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bizim en temel itikat konularımızdan biri şudur: Makamı, kimliği ne olursa olsun Peygamber aleyhisselam efendimiz hariç hiç kimse ‘hatasız/masum’ değildir. Elbette âlim ile cahilin hatası arasında fark olur ama âlim de hata eder, cahil de. Böyle inanıyoruz. İkinci inandığımız değer de şudur: İmanı sarsacak bir hata olmadıkça bir insanın hatasından ötürü dışlanması gerekmez. Sözünü ettiğiniz isimlerin o konuda bazı muhalif beyanları olduğu iddia edilmektedir. Ümmetimizin ortak değerlerine aykırı kim ne derse desin onu reddederiz. Size tavsiyem şudur: Bu zamanda biz, dinimizin neredeyse kökten ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir saldırı altında bulunuyoruz. Bu yoğun saldırı altında iken geçmişteki insanların hataları ile vakit kaybedemeyiz. Eğer o sözleri söyledikleri açıkça ve kaynaklı şekilde sabit ise reddeder, işimize bakarız. Bu kadar basit. Yeter ki onlarla uğraşacak kadar vaktimiz kalsın. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh hakkında pek çok bilgi vardır. İyi bir ilmihal kitabının girişini bile inceleyebilirsiniz. Onun ilim dünyasına dalmanız için ise iyi bir Arapça bilmeniz gerekir ki, bunun için İstanbul’da medrese hayatınız olması doğru olur. Bizim, KADIN FIKHI OKULU derslerimizin giriş bölümlerini izlerseniz size yararı olur zannederiz. İbni Teymiye ile alakalı olarak da Türkçe kitap takip etmiyorum. Allah'a emanet olunuz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife'nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet'in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye'yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye'nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet'ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye'nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye'yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye'yi de 'bizim' ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik'ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim: Biz Ümmet'imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Elbette, işi karıştırmak olan biri sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi bile araştırsa onda aklınca hatalar bulabilir. Kullandığımız gözlük çok önemli, neyi görmek istediğimiz çok önemli. Allah'a emanet olunuz.
Abdülaziz bin Baz 1912-1999 yılları arasında yaşamış biridir. Benim Mekke’de bulunduğum yıllarda bizzat görme imkânım oldu ama derslerine katılmadım. Uzaktan ve çalışmalarından tanıyabileceğim kadarı ile tanıyorum. Allah rahmet etsin, mağfiret etsin. İlim ile meşgul bir aileden geliyor ama eğitimini annesi üstlenmiş birisidir. Babası o küçük iken vefat etmiş. On altı yaşında iken âmâ olmuştur. Yirmi beş yıl baş müftülük gibi bir makamda bulundu. Pek çok fıkıh kurulunun oluşumuna önderlik yaptı. İlimde üniversite rektörlüğü yaptığı hâlde klasik ilim yolunu destekledi, kadim ulemanın çizgisine sadık kaldı. Hanbeli mezhebini esas aldı, İbni Teymiye ve İbni Kayyım çizgisine sadık kaldı. Bu yüzden de çok tenkit gördü. Muasır selefi anlayışa etki eden en önemli isimlerden olduğu tartışılmaz bir husustur. Hadis ilminin öne çıkmasında etkisi oldu. Dünya Müslümanları ile ciddi bir şekilde ilgilendi. Elindeki fırsatları bunun için kullanmaktan çekinmedi. Cihat hareketi bulunan bölgelere fiili desteği oldu. Cihadı övdü. Bir İngiliz planı ve projesi olan Suudi Arabistan gibi mahiyeti belli bir devletin bakan düzeyinde etkili bir müftüsü olarak yaptığı işler, onun ölümünden sonra daha iyi takdir edildi. Onun ölümü ile beraber Suudi Arabistan âlimlerin zindanlarda çürüdüğü bir siyasete geçti. Seyyid Kutub idam edileceği zaman Mısır yönetimine tek başına tavır aldı. Mısır’daki İhvan mensuplarını Suud üniversitelerine taşıdı. Böylece Suud devletinin eğitimi İhvan hareketi ile tanıştı. Binbaz’dan sonra değişen ilk politikalardan biri de İhvan’a karşı düşmanlık politikasına geçiş oldu. Yüzlerce fıkıh ve hadis âlimi yetiştirdi. Yetiştirdikleri arasında en önemli isimlerden biri İbni Useymin oldu. Onun ardından İbni Useymin çok yaşamadı ama nispeten izini sürdürdü. Binbaz, beşerden biridir. Onu İmam Ahmed bin Hanbel görmek sadece bir cahillik olur. Bir bedevi veya İngiliz ajanı gibi görmek de başka bir bedevilik olur. Süreyyadan bir parça gibi üzerimizde duran koca İmam Ebu Hanife bile tenkit edilebilmiştir. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Neticede beşerden birisi bu. İyi de yapar kötü de yapar. Hepimizin hükmü Allah’a kalmıştır. Biz birbirimizin savcıları değil şahitleriyiz. Şahitliği de Allah için yapmalıyız. Binbaz’ın yaşadığı günlerde başardıklarının ne olduğunu anlamak için şu anda Suudlu Müslümanların ne durumda olduğuna bakmamız yeterlidir. Evet bulunduğu makamın ağırlığı altında ezildiği ve bugün bedeli ağır fetvalar verdiği de oldu. Suud’un melun Amerikan politikalarını fetva ile desteklemesi Allah bilir ya kabirde zorlanacağı sorulara muhatap olmasına sebep olmuştur. Dileriz Allah onu mağfiret etmiş olsun. Suud gibi paranın devletten küçük bir koltuk kapana yağdığı bir yerde ömrünü makam sahibi olarak geçirmiş birisinin bir köy camii imamı tipini hiç bozmadan zahid biri olarak yaşaması bir fazilettir. Benim gördüğüm zamanlarındaki zirvede zamanları idi, koruması bile yoktu. Önünü kesen sorusunu sorar, yardım isteyene cebinden harçlık verir biri idi. Bir öğlen yemeği için davetine gittiğimizde basit bir sofrada bizi ağırladı ve ilk sorusu “Erbakan nasıl?” oldu. Nerede hareketli bir Müslüman varsa onunla ilgilenirdi. İnsanları özellikle de bu tip şahsiyetleri değerlendirirken yaşadıkları zamanı ve şartları dikkate alarak değerlendirmezsek adil olamayız. Adaletin tersi de zulümdür. Zulüm ise kıyamet günü bir karanlıktır. Binbaz on altı yaşında âmâ olmuş ve hadis ilminde bir numara denecek ilim düzeyine çıkmıştır ama mesela dünyanın döndüğü teorisine ters cevap verip dünya dönmüyor demiştir. Buna dayanıp onu dünyayı inkâr etti diyecek değiliz. Onun yüzünden dünya dönmüyor artık da diyecek değiliz. Yaptığı hayırlı işler için dua ederiz, yanlışları için de Rabbimizden mağfiret dileriz. En iyisi onu Rabbi ile baş başa bırakmak olur. Allah rahmet etsin. Onun yapamadığını veya yanlış yaptığını düşündüğümüz işlerin daha iyisini yapmaya bizi muvaffak kılsın. Âmîn.
Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evet, bu kural doğrudur. Ramazan oruçlarının ve kaza oruçlarının niyetinin imsak vaktinde önce yapılması gerekmektedir. Bu, şu demektir: İmsak vakti girdikten sonra 'bari bugün oruç tutayım' şeklindeki bir niyet, Ramazan veya kaza oruçları için geçerli değildir.
Telefonun tükettiği elektrik masraf addedilebilecek bir kalem sayılmayabilir. İdarenin özel bir engeli olmadığı sürece kullanılmasında sakınca olmayacağını zannederiz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi hatırlatan her şey bizim için değerlidir, önemlidir. Bilhassa sakal gibi aynı zamanda bizim için de Sünnet olan bir değer nasıl önemli olmaz? Yalnız şu iki hususu da gözden kaçırmamalıyız: a- Şu anda elimizde O'nun sakalından olduğuna dair bize gösterilen sakal parçalarının O'na ait olduğuna dair elle tutulur ciddi bir belge yoktur. Bir umut ve temenni ile bakılıyor konuya. b- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin fiili Sünnetleri mesela sakal Sünnet'i tatbik edildiğinde o ziyaretten ölçülemeyecek kadar daha değerli bir iş yapılmış olur. Bu iki çizgi arasında kendimize bir yer bulabiliriz.
Bu anlatılana bakılarak karar verilecekse böyle bir evlilik yapılmamalıdır. Yapılmasının dinen bir sakıncası yoktur ama başarı açısından düşünülmelidir.
Evla olan bu tür şüphelere karşı uyanık bulunup, soframızdan helal olduğunu bilmediğimiz yiyecekleri uzak tutmaktır. Sadece şüphe ettiğimiz için de her şeyi atmamız da mümkün değildir. Haram olduğunu bildiğimiz şeyleri atarız. Şüphe ettiklerimizi de imkân dâhilinde atarız. Hayvanların kesilme tarzı veya hangi hayvan olduğunu bu şüphe sınırlarında uygulamalıyız.
Üretilmesi esnasında haram bir nesne kullanıldığını bilmediğimiz şeylerde esas olan helal olmasıdır. Domuz, alkol veya sağlık açısından sakıncalı bir katkı maddesi ihtiva ettiğini bilmiyorsanız kullanabilirsiniz.