Fetva Meclisi
Soru
İbni Kesir kimdir; tefsiri var mıdır, ehlisünnet midir?
Cevap
Benzer fetvalar
İbni Kesir, tefsir ilmine dair ön bilgisi olmayanlar için hatta hafız olmayanlar için tavsiye edebileceğimiz bir tefsir değildir. Özellikle de Türkçe tercümesi çok ağır olabilir.
Evet, İbni Teymiye’ye ait bu isimde bir tefsirden söz edilmektedir ancak İbni Teymiye’nin böyle müstakil bir tefsiri olduğuna dair tereddütler vardır.
İlimle meşgul olmayan biri için ideal tefsir kitabı M. Toptaş hocanın Şifa Tefsiri olabilir. Diğer tefsirler kendilerine göre ağırdır. Peygamberler Tarihi olarak da Asım Köksal’ın eseri okunabilir ama Peygamberler Tarihi'nden pratik şeyler çıkarmak zordur. Tefsir okudunuz mu zaten o tarihin özünü almış olursunuz.
Selamünaleyküm. Kurtubi tefsiri uzmanlık gerektiren ağır bir tefsirdir. Beş cildi geçmeyen bir tefsir sizin için idealdir.
İbni Cerir et-Taberî bu ümmetin büyük âlimlerinden imamlarından biridir. Müfessirlerin piridir. Tefsiri de tefsirlerin imamı gibidir. Onun adının “Şii” olarak anılması basit bir iftira cümlesinden öteye gidemez. Ali radıyallahu anhı anlatan özel bir kitap yazmış olmasından yola çıkılarak böyle bir söz söylenmiştir. Bu iddia için boş bir söz, kuru bir iftira, iz bile bırakmaz bir çamur dememiz yeterlidir. Allah Teâlâ ona rahmet etsin.
Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi rahmetullahi aleyh, ümmetimizin derin âlimlerinden ve davette iyi işler yapmış isimlerinden biridir. Bu tefsirinin el-Muğni isimli başka bir tefsirinin özeti olduğu söylenir. Bilebildiğimiz kadarı ile Zadü’l-Mesir, muhtevası ile dolu dolu bir tefsirdir. Tefsir anında Kur'an ilimlerinin gerektirdiği konulara temas etmesi artı bir meziyetidir. Geniş tartışmalı konulara girmeden iyi bir Kur'an tefsiri okumak isteyen için pek güzel bir tefsirdir. Maalesef zikrettiği hadislerden bir bölümü, hadis ilmi açısından söz götürür hadisler olduğu için tefsiri tenkit edilmiştir. Zikrettiği kıssalar arasında tercih yapmayı okuyucuya bırakmış olması da başka bir sorun olabilir. Öyle veya böyle İbnu’l-Cevzi kütüphanelerin direklerindendir, tefsiri de bereketlidir. Arapça olarak anlayabiliyorsanız ve onu tek ses gibi görmeyecekseniz alın okuyun. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ezan, İslam dininin simgelerindendir. Ezan varlığı İslam'ı var duruma getirmektedir. Bu nedenle kasıtlı olarak ezana tahkir yani onu basit gösterme şeklinde yapılacak her eylemin sonunda dinden çıkma gibi bir tehlike bile söz konusu olabilir. Böyle bir kasıt olmadığı sürece ezan okunurken özellikle doğrulmak şart değildir. Herkes gösterdiği saygı kadar ecir kazanacaktır, bunu da bilmek gerekir. Müziğe gelince müzik zaten ezan okunmuyor olsa bile kapalı tutulması gereken bir musibettir.
Vitir namazının farz olmadığı kesindir. Farz ile Sünnet arasında bir yerde durmaktadır vitir namazı. Bu da şu demektir. Kılınmaması mesela sabah namazının kılınmaması gibi değildir. Ama diğer Sünnet namazlar gibi de değildir. Vitir namazını böyle bir ortalama konumda görmemiz gerekiyor. Vitrin kılınacağı vakit de Yatsı namazının sonrası ile imsak vakti arasında kalan zaman dilimidir. Terk etmeyeceğimiz bir namaz olarak bakacağız vitre.
Kâğıt üzerinde de olsa ortada bir evlilik vardır bu durumda. İnşaallah zina değildir, deriz.
Oda arkadaşlarınız veya herhangi bir çevreniz için geçerli kuralınız şu olsun: İmanınız ve karakteriniz açısından zarar görmediğiniz herkesle oturabilirsiniz. Onlara faydanız olacak işler yapabilirsiniz. 1- İmanınız ve karakteriniz açısından size olumsuz etki eden kimse ile beraber olmamalısınız. 2- Zorunlu olarak bir arada bulunmanız gerekiyorsa zorunluluk kuralları çerçevesinde beraber kalırsınız.
Bir kere kaynağında Arapça farkı çok önemlidir. Bunu tespit ederek devam edelim. Benim şahsi kanaatim ne orası ne burası sonuç değildir. Talebenin beklentisi ve himmetidir sonucu belirleyen. Mustafa Sabri Efendi, Kevseri rahimehumallah dışarıyı hiç görmeden dışarıdakilerden üstün meziyetlere sahip oldular. Hindistan Arap değildir ama Arap ülkelerinden hatta Ezher'den bile iyi eğitim alınabiliyor oradaki bazı kurumlarda. Himmet ve beklenti meselesi olarak görüyorum bunu. İlave bir izah olarak şunu da zikretmeliyim: İlahiyat fakültelerinde gereksiz denebilecek ders oranı çok fazladır. Bu da önemli bir konudur. İkinci bir izah da şudur: İlahiyat fakülteleri ahlâk ve erkek/kadın ilişkileri açısından ağır bir risk taşımaktadır. Tavsiyem ise Mekke'ye veya İstanbul'a göre değil talebeye göredir. Allah Teâlâ muinimiz olsun.
Böyle bir şey için doktora görünmek gerekir. Gerisi seviyesiz denebilecek işlerdir. Allah yardımcınız olsun, geçmiş olsun.