Fetva Meclisi
Soru
İslam'da icra yoluyla el konulan malların alınıp satılması hakkında hüküm nedir? Yürütülen icra işleminde bir haksızlık söz konusu değilse, devletin icra yoluyla sattığı eşyanın alınmasında sakınca olmaz.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir hileye başvurmadan meri yasalar dahilinde yürüyen bir işlemle icradan bir şey satın almak caizdir.
Selamünaleyküm. Satın alma sürecinde bir hileye başvurulmadı ise alınabilir.
Meri hukuka göre hile sayılabilecek bir yola tevessül edilmedikçe ihaleye girip mal almak caizdir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. İcra yoluyla alınacak mallarda bir hile yapılmamış ise mevcut kanunlara göre alınan bir malda sakınca yoktur.
Bu durum bir hile ile özellikle oluşturulmuş ve ardından da yasal bir ihaleye çıkılmış gibi bir durum değilse normal şartlarda devletin o tür satışları ile bir malı satın almakta sakınca olmaz.
Alacaklının hakkının korunması açısından borçlunun mallarının satılması gerekebilir. Peygamberimiz (s.a.s.), borcunu ödeyemeyen Muaz b. Cebel’in malını borcu karşılığında satmıştır. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 6/80 [11260]; Dârekutnî, es-Sünen, 5/413 [4551]) Halife Hz. Ömer de hac yolunda ticaret yaparken iflas eden bir kimsenin kalan mallarının, alacaklıları arasında taksim edilmesine hükmetmiştir. (Muvatta’, Vasıyyet, 8 ) Piyasa değerinde veya ona yakın bir fiyatla satılan hacizli malları satın almakta bir sakınca yoktur. Ancak haczedilen mal, değerinin çok altında satılır ise; Hanefîlerden İbn Âbidîn akdin fasit olacağını (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 5/59), Şâfiî âlimlerden Nevevî ise geçerli olmakla birlikte bu malın satın alınmasının mekruh olacağını söylemişlerdir. (Nevevî, Ravza, 3/420) Zira icradaki malların değerinin çok altında satılması, borçlunun mağduriyetinden yararlanmak anlamına gelir. Bu sebeple hacizli malı satın almak isteyen kimsenin fiyatlandırmayı mümkün mertebe borçlunun mağduriyetini azaltacak şekilde gerçekleştirmesi hakkaniyete uygun olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kazancının yüzde yüz haramdan olduğunu bildiğimiz kişilerle sosyal ilişkilerimizin kökten kesilmesi gerekmez. Ancak onların kazancından yemek yemekte sakınca vardır. Emri bilmaruf ve nehyi anilmünker yapabilmek için iyi ilişkiler içinde olmak durumundayız. Meseleyi yemeğini yemek veya yememek düzeyinde bırakabiliriz. İnsani ilişkilerimiz kesinlikle sürmeli ki onu ve ailesini kazanma şansımız bulunsun. Allah'a emanet olunuz.
Evlenmenin caiz olmasının şartları arasında kadının tesettürlü olması şartı yoktur. Ama akıl ve mantık tesettürsüzden uzak durmayı emretmez mi?
Bu ayeti kerime, zina eden birinin ahlâki seviyesinin ancak kendisi gibi ya da müşrik biriyle evlenebileceğini beyan etmektedir. Ama zina eden bir erkek veya kadının, tevbe ettikten sonra iffetli biri ile evlenmesinde fıkhen bir sakınca yoktur.
Buhari, Müslim ve diğerlerinin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 'Verdiğinden dönen, kustuğunu yalayan köpek gibidir.' buyurmuştur. (Bkz. Buhari, Hibe, 14/2589) Fukaha, hediyenin teslim edilmiş olması veya olmaması, anne babanın çocuğuna verdiği hediye olması gibi ayrıntılar üzerinde durmuşsa da, hediyeden dönmenin çirkin bir tutum olduğu hadiste açıkça görülmektedir. Yapmamak gerekir.
Mağlup olanın ikramda bulunacağı veya belli bir nesneyi taahhüt ettiği oyun kumara benzemektedir. Kumar ise haramdır. Sizin niyetinizin arkadaşlık veya eğlence olması, ortadaki kumar benzeşmesini kaldırmaz. Uzak durmanız gerekir. Şeytanın helâke düşürecek yola itmesi için uzun bir süreç lazım değildir ona. Bunu idrak etmiş olalım.
Şunu öncelikle bilmekte yarar vardır: Yatsıdan sonra uyumanın dışında uykunun sağlığa zarar vermediği tek vakit, öğle ikindi arasındaki kaylule vaktidir. Bunun dışında akşamdan önce veya yatsıdan önce uyumanın sakıncası vardır. İkindiden sonraki uyumanın keraheti de akşam namazınını vaktinin kısa olması nedeniyle namazı geciktirmeye sebep olacağı endişesindendir. İlke olarak yatsı namazını kılıp yatmaya, sabah namazına kalktıktan sonra da uyumamaya alışalım. Allah'tan yardımını dileriz.