Fetva Meclisi
Soru
Zekât veren kişi sonradan zekâtı verdiği kişinin muhtaç olmayan biri olduğunu öğrenirse tekrar zekât vermesi gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekât mükellefi, kime zekât verdiğini araştırmalıdır. Araştırma sonucu zekât verilebilecek kişilerden olduğu kanaatine ulaştığı birisine zekât verir, daha sonra bu kimsenin zekât verilecek kişilerden olmadığı ortaya çıkarsa, zekâtı geçerli olur. Araştırma yapmaksızın zekât verir ve daha sonra bu kimsenin zekât verilebilecek kişilerden olduğu ortaya çıkarsa, zekâtı geçerlidir. Ancak böyle olmadığı anlaşılırsa, zekâtı geçerli olmaz, yeniden vermesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/352-353)
Gerekenden fazla verilmiş zekâtın fazla olan kısmı verenin sadakası olur biiznillah. Fakire temlik edildikten sonra da geri istenmez. Bir sonraki yılın zekâtı olarak önceden fazla verilmiş miktardan kesmek caiz olmaz çünkü zekât bir ibadettir. Her seferinde tıpkı her vaktin namazı gibi yeni bir niyetle yerine getirilir. Bu yıl zekât verecek olan verirken niyet eder de verir. Niyetsiz hiçbir ibadet muteber olmaz. Dolayısıyla önceki yıldan artanı daha sonra gelecek yıla saymak mümkün değildir.
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyet şartı ile yerine getirilebilir. Niyet ise ibadetten önce bulunur. Sizin durumunuzda para verilmiş sonrasında ise zekâta sayılması isteniyor. Bu durumda yapılan işin zekât olarak işlemesi mümkün olmaz. Şöyle bir şey yapılabilir: Siz ona yeniden alacağınız kadar zekât verirsiniz. O da para bulduğu için size borcunu öder. Bir hile ve baskı yapılmadan bu yapılabilirse zekât yerini bulur.
Selamünaleyküm. İnsanın verdiği borç, onun malı olmaya devam etmektedir yani borç vermekle mal elden çıkmış olmaz. Bu nedenle borç veren, verdiğini kendi malı bildiği gibi zekâtını da verecektir. Şu kadar ki, geri dönüşü çok zayıf bir borç için elden gitmiş muamelesi yapılabileceği gibi, o mala ait zekât, borç geri gelinceye kadar ertelenebilir de. Geri gelince de zekâtı verilir.
Bu soru ile kastınız, zekât alan bir fakirin aldığı zekât parasını bir başkasına borç olarak vermesi ise bunun cevabı kesin olarak şudur: Zekât, hak sahibi olan fakirin eline geçtikten sonra para, onun özel malıdır, dilediği gibi kullanabilir parasını. Bu kullanma alanlarından biri de borç vermedir. Hiçbir sakınca olmadan elindekini borç olarak verebilir. Zekât parasını borç olarak vermeyi zekât verecek kişinin GÜNÜ GELMİŞ VE BELİRLEMİŞ OLDUĞU zekât parasını borç olarak vermesi kastediliyorsa cevap şudur: - Zekât günü gelince yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Dinen geçerli bir sebep olmadıkça zekât ertelenemez. Borç vermek bir çeşit ertelemektir. Bu nedenle zekât verecek kimsenin “zekât parası veya malı olarak belirlediğini” birisine borç olarak vermesi caiz olmaz. - Bu borç verme işini zekâtı vermek üzere vekâleten elinde bulunduran kişi veya kurum ise, zekât olarak elinde bulunan parayı hemen fakire ulaştırması gerekmez. Makul bir gerekçeye dayalı olarak mesela en uygun fakir kişiyi inceleme, daha ağır şartları olanlara ulaştırma gibi bir gerekçe ile bir süre geciktirme yapabilir. Bu süre de uzun kabul edilmeyecek süre olmalıdır. Böyle bir kurum, elindeki zekât paralarını; - Bir heyet kararı ile - Şeffaf bir şekilde - En güçlü kanuni müeyyideler kullanarak - Kısa bir süre için - Acil bir ihtiyaç için onu kullanacak olanlara - Güven veriyorlarsa verebilirler. - Borç verilen zekât parasının geri dönmemesi durumunda ise borcu veren yetkili kişilerin gerekli tedbirleri en üst seviyede almamış olmak gibi bir kusurları varsa zayi olan zekât parasını tazmin etmeleri gerekir.
Selamünaleyküm. Zekât verecek durumda olan birinin malına sonradan ilave olanlar da eskisi ile beraber toplanıp TOPLAMININ zekâtı verilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Allah korkusunu hiç unutma. Her şeyden çok ona bağlı kal. Haramlardan kaçın. İnsanı mükerrem gör, kul hakkını büyük tut. Zulme razı olma, zulüm yapma. Yanlışı gördüğünde konuşmasını bil. Ve Allah'a tevekkül et.
Camideki imamın kimliğini araştırmamız gerekmiyor. Özellikle kusur aramamız ise yanlıştır. Bariz bir şekilde haram işlediğini biliyorsak daha iyi bir imam arayışı içinde olabiliriz ama onun arkasında da namaz kılınsa namaz caizdir. Haramlardan birini hafif gören yani iman açısından sıkıntılı durumu olan bir imamın arkasında ise namaz kılamayız. Yalnız bu durumu dedikodu ile tespit etmemiz yeterli değildir, kati olarak bilmemiz gerekir. Faiz de dediğiniz gibi en büyük haramlardan bir haramdır.
Bu devleti hak üzere ve kendinize de hak üzere olan devletin sistemine tabi olmak mecburiyetinde bir Müslüman olarak görüyorsanız, devletin kendisine vergi vermeyen her iş sahibini korsan gördüğü bir kurala göre suçlu sayılırsınız, kazancınız da net helal olmaz. Bizim şahsi kanaatimize göre ise özel grafikerlik böyle bir yapılanma içinde ciddi bir kul haklı ihlali niteliğinde sayılmaz.
Bu tür bölümlerde alkol servisi de ders olarak işlenmektedir. Müslümanlık ilkelerini esas almayan yönetimlerin eğitim kurumlarında bu bölümlerde okumamak gerekir.
Bir meslek sahibinin o mesleği icra etmesinin ona farz olması ancak ağır zorunluluk şartlarında olur. Mesela bir tıp mezununun, ağır yaralı bir insanın yanında doktorluğunu icra etmesi farz olur. Bunun haricinde mesleğini icra etmek diye bir zorunluluk yoktur.
Biz zekât ibadetimizin tereddüt oluşturan işlerde kullanılmamasını isteriz. Kredi taksidi ödeyen kendi çaresini üretsin ya da minareyi çalan kılıfını bulsun.