Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben polisim. Doğuda görev yapıyorum. Bölgeden dolayı bildiğiniz üzere elbette sıkıntılar oluyor. Fakat bu sıkıntılara rağmen ümmete hizmette bulunmak istiyorum. Bunun için bana nasıl hareket etmemi önerirsiniz? Ümmet adına daha fazla ne yapabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Aleykümselam. Allah'ı, ahireti ve cenneti düşün; karar ver.
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
Allah'ın emirlerinden birini terk edebilmemiz için açlık gibi bir tehlikemizin olması gerekir. Daha bereketli bir iş bulun.
Aleykümselam.Mücadele bu sıkıntının adıdır. Her şeye rağmen hayat sürecek ve biz şartlarımızı unutmadan yaşayacağız. Mesele budur. Yılmak yok, bıkmak yok, oturmak yok.
Kendinizi Allah'tan başka kimseye muhtaç hissetmemeye alıştırınız. En yakınlarınız bile olsa insandan medet ummayın. Bunu hayat ilkeniz edinmeye çalışın. Birilerinin size karşı akrabalık hakkını gözetmemesini ise sizi yaratan Rabbinize bırakın. Böylesi sizin için daha huzurlu olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu mesele hakkında ulemamızın birbirinden farklı görüşleri bulunmaktadır. Uygulanabilecek bir görüş olarak şunu tespit edebiliriz: Kişi fakirliği konusunda belli düzeyde bir inceleme yaparak ya da geçmiş birikiminden yararlanarak bir mü’mine fakir zannettiği biri olarak zekâtını veriyor ve sonra da o kişinin zekât alamayacak bir zengin olduğu anlaşılıyorsa zekâtı yeniden vermesi gerekmez. Bir tür baştan savma şeklinde verildi ise ve neticede de ehil olmadığı anlaşılırsa zekâtı tekrar vermesi gerekir.
Camideki imamın kimliğini araştırmamız gerekmiyor. Özellikle kusur aramamız ise yanlıştır. Bariz bir şekilde haram işlediğini biliyorsak daha iyi bir imam arayışı içinde olabiliriz ama onun arkasında da namaz kılınsa namaz caizdir. Haramlardan birini hafif gören yani iman açısından sıkıntılı durumu olan bir imamın arkasında ise namaz kılamayız. Yalnız bu durumu dedikodu ile tespit etmemiz yeterli değildir, kati olarak bilmemiz gerekir. Faiz de dediğiniz gibi en büyük haramlardan bir haramdır.
Bir meslek sahibinin o mesleği icra etmesinin ona farz olması ancak ağır zorunluluk şartlarında olur. Mesela bir tıp mezununun, ağır yaralı bir insanın yanında doktorluğunu icra etmesi farz olur. Bunun haricinde mesleğini icra etmek diye bir zorunluluk yoktur.
Bu devleti hak üzere ve kendinize de hak üzere olan devletin sistemine tabi olmak mecburiyetinde bir Müslüman olarak görüyorsanız, devletin kendisine vergi vermeyen her iş sahibini korsan gördüğü bir kurala göre suçlu sayılırsınız, kazancınız da net helal olmaz. Bizim şahsi kanaatimize göre ise özel grafikerlik böyle bir yapılanma içinde ciddi bir kul haklı ihlali niteliğinde sayılmaz.
Bu tür bölümlerde alkol servisi de ders olarak işlenmektedir. Müslümanlık ilkelerini esas almayan yönetimlerin eğitim kurumlarında bu bölümlerde okumamak gerekir.
Bu para kız kardeşinizindir, eline geçmemiş olsa da para onundur. Eline geçmediği için zekât vermesi gerekmeyebilir ama para ona teslim edildiği anda geçmiş zekâtının verilmesi gerektiği ona söylenmelidir. Şu kadar ki, kardeşinizin zekât ibadetine mükellef olması için baliğa olması gerekir. Onun buluğ çağından önceye tekabül eden yıllar için zekât gerekmez. Ondan sonraki yılların zekâtını sonradan topluca da olsa verir.