Fetva Meclisi
Soru
Dedem tarafından ilerde (evleneceği zaman) kız kardeşime teslim edilmek üzere bana emaneten verilmiş olan paranın zekât ve kurban açısından fıkhi durumu nedir? (Para nisap miktarının üzerindedir.)
Cevap
Benzer fetvalar
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
Selamünaleyküm. Erkek kardeş yani kendisine yardım ettiğiniz kişi zekât alabilecek durumda ise zekât açısından sorun yoktur. Kızlara verilmek üzere emanet maksatlı ona verilmiş ise ve emaneti yerine getirmemiş ise bu durumda o vebal altındadır, siz de yeniden zekât verirsiniz.
Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
Yaşınız buluğ çağını geçmiş bir yaştır. Dolayısıyla yetim olmanız sonucu değiştirmiyor. Her Müslüman gibi siz de nisap miktarı mala sahipseniz gerekli ibadetleri yapacaksınız. Ödemelerinizi düştükten sonra yanınızda yaklaşık olarak ON BİN TL (81 gram altın bedeli) varsa kurban keseceksiniz. Bu miktar para veya fazlası bir yıldan beri elinizde bulunuyorsa her yıl yüzde iki buçuk kadarını zekât vereceksiniz. Allah yardımcınız olsun. Anne ve babanıza rahmetiyle muamele buyursun.
Zekâtın geçerli olması için verilen malın doğrudan fakirin mülkiyetine geçmesi gerekir (temlik şartı). Kardeşiniz şayet fakir ise (yani nisap miktarı mala sahip değilse), zekâtınızı ona vermeniz caizdir. Ancak, dershane ücreti doğrudan kuruma ödendiği için bu ödeme doğrudan bir fakirin mülkiyetine geçmemiş oluyor. Bu durumda iki ihtimal var: Eğer kardeşiniz fakirdi ve dershane ücreti onun adına doğrudan ona verildiyse,yani önce ona verilip sonra o da bu parayla dershaneye kaydolduysa, zekât geçerli olur. Eğer ödeme doğrudan dershaneye yapıldıysa,temlik şartı gerçekleşmediği için zekât geçerli olmaz. Bu durumda zekâtı yeniden bir fakire vermeniz gerekir. Sonuç olarak, ödeme doğrudan kardeşinize verilmediyse, zekât borcunuz hâlâ duruyor.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir meslek sahibinin o mesleği icra etmesinin ona farz olması ancak ağır zorunluluk şartlarında olur. Mesela bir tıp mezununun, ağır yaralı bir insanın yanında doktorluğunu icra etmesi farz olur. Bunun haricinde mesleğini icra etmek diye bir zorunluluk yoktur.
Bu ümmetin önderlerinden birini soruyorsunuz. Onun hakkında biz ne diyebiliriz? Sadece ağır gelebileceğini unutmayın diyebiliriz.
Allah korkusunu hiç unutma. Her şeyden çok ona bağlı kal. Haramlardan kaçın. İnsanı mükerrem gör, kul hakkını büyük tut. Zulme razı olma, zulüm yapma. Yanlışı gördüğünde konuşmasını bil. Ve Allah'a tevekkül et.
Bu mesele hakkında ulemamızın birbirinden farklı görüşleri bulunmaktadır. Uygulanabilecek bir görüş olarak şunu tespit edebiliriz: Kişi fakirliği konusunda belli düzeyde bir inceleme yaparak ya da geçmiş birikiminden yararlanarak bir mü’mine fakir zannettiği biri olarak zekâtını veriyor ve sonra da o kişinin zekât alamayacak bir zengin olduğu anlaşılıyorsa zekâtı yeniden vermesi gerekmez. Bir tür baştan savma şeklinde verildi ise ve neticede de ehil olmadığı anlaşılırsa zekâtı tekrar vermesi gerekir.
Camideki imamın kimliğini araştırmamız gerekmiyor. Özellikle kusur aramamız ise yanlıştır. Bariz bir şekilde haram işlediğini biliyorsak daha iyi bir imam arayışı içinde olabiliriz ama onun arkasında da namaz kılınsa namaz caizdir. Haramlardan birini hafif gören yani iman açısından sıkıntılı durumu olan bir imamın arkasında ise namaz kılamayız. Yalnız bu durumu dedikodu ile tespit etmemiz yeterli değildir, kati olarak bilmemiz gerekir. Faiz de dediğiniz gibi en büyük haramlardan bir haramdır.
Makinist olarak siz uzun yolda iseniz yani doksan km’den uzun bir yolu kullanıyorsanız seferi olarak hareket edebilirsiniz. Kıbleye yönelme imkânınızın olmadığı durumlarda trenin gittiği yöne doğru kılabilirsiniz. Hareket etme imkânınız yoksa ima ile kılabilirsiniz. Hanefi mezhebinden değilseniz namazları da cem edebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.