Fetva Meclisi
Soru
Makinist olarak çalışmaktayım. Bazen uzun, 7-8 saatlik yola gitmemiz gerekiyor. Tren hareket halindeyken kıble değişebiliyor. Kıbleyi nasıl ayarlayabilirim? Kıble değişse bile ilk başladığım gibi namaza devam etsem sakıncası olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ayakta kılma imkânınız yoksa oturarak kılarsınız. Trenin gittiği yön de kıble sayılır.
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Cem etmeyi de yapabilirsiniz. Hanefi mezhebi dışındaki mezheplerde cem etme vardır. Uçakta zaten koltukta kılmaktan başka bir imkânınız yoktur. Allah kabul etsin.
Taksi içinde ve kıbleye dönülmeden namaz kılınabilmesi için büyük bir zaruret bulunması gerekir. Böyle bir zaruret 'iş' nedeniyle oluşmaz. Namaza göre bir iş bulup çalışmanızı tavsiye ederiz.
Selamünaleyküm. Eviniz ve iş yerinizin bulunduğu yerde normal namaz kılacaksınız. Yol esnasında namaz kılacak olursanız dört rekât namazları iki rekât olarak kılarsınız.
Seferi durumundaki bir mü'min, cemaate tabi olduğunda imam seferi ise onun gibi seferi olarak, mukim ise onun gibi mukim olarak namazını kılar. Özellikle imama uymaması diye bir şey olmaz. Çünkü bu seferilikle ilgili hüküm bir ruhsattır yani izindir. Ruhsat ise gerektikçe kullanılmalıdır. Nafilelerde ise durumuna bakarak sıkışmadıkça kılması münasip olandır. Ama nafileleri kılmaması bir eksiklik değildir. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu ümmetin önderlerinden birini soruyorsunuz. Onun hakkında biz ne diyebiliriz? Sadece ağır gelebileceğini unutmayın diyebiliriz.
Biz bir ümmetiz. Ümmet olduğumuz için Peygamber aleyhisselam efendimizi rehber ediniriz. Peygamber aleyhisselam efendimiz de 'Önce selam sonra kelam' ilkesini koymuştur. Bizim için kanun budur. Kanun dışı olmayı ise kabul etmeyiz, edemeyiz.
Onların çocuğu olman mümkün değildir. Sana iyilikleri dokunmuş ve hayırla anılması gereken iki güzel insan olarak görmelisin onları. Sana bırakacakları malı da şimdiden yapılmış bir hibe olarak görebilirsin, miras olması mümkün değildir. İlerideki eşine ise bunları anlatman şart değildir, gerekli de değildir. Eşinin annen olarak bilinen kadınlığa yakınlığı açısından mahremiyet olmayacağı için sıkıştığında söylemen gerektiği bir nokta olarak kalabilir bu.
Bu para kız kardeşinizindir, eline geçmemiş olsa da para onundur. Eline geçmediği için zekât vermesi gerekmeyebilir ama para ona teslim edildiği anda geçmiş zekâtının verilmesi gerektiği ona söylenmelidir. Şu kadar ki, kardeşinizin zekât ibadetine mükellef olması için baliğa olması gerekir. Onun buluğ çağından önceye tekabül eden yıllar için zekât gerekmez. Ondan sonraki yılların zekâtını sonradan topluca da olsa verir.
Said Havva, bu ümmetin fedakâr insanlarından biridir. Allah ona rahmetiyle muamele buyursun. Kitapları bilhassa İslam şuuru ile şuurlanmada güzel kaynaklardır. Okuyun ve ona da dua edin.
Bir meslek sahibinin o mesleği icra etmesinin ona farz olması ancak ağır zorunluluk şartlarında olur. Mesela bir tıp mezununun, ağır yaralı bir insanın yanında doktorluğunu icra etmesi farz olur. Bunun haricinde mesleğini icra etmek diye bir zorunluluk yoktur.