Fetva Meclisi
Soru
Hocam birçok kaynak pagan dinlerin ilahi dinlerle ortak yönlerinin çok olduğunu yazıyor, bu yüzden ilahi dinlerin aslının pagan dinlerinden geldiğini varsaymaktalar. Bu konu hakkındaki fikrimiz ne olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Siyaset ve din konusunda hatta günlük hayat konularında internet asla güvenli bir ortam değildir. Dinimizle alakalı bir hususu sadece internete dayandıramayız.
Bu sözü bu dinden olmayanlar söyleyebilir. Bu dini sadece kendi akılları ile sınırlı zannedenler de söyleyebilir. Biz söyleyemeyiz.
Mümin belanın peşinde koşmaz, belaya yatırım yapmaz. Âlim insanlar bile, o tür bilgilerle yollarını sapıtmış olabiliyorlar. Sizin bir kere onlarla vakit geçirdiğiniz için istiğfar etmeniz gerekir. İkinci olarak da Kur'an okumak, ilmihal öğrenmek gibi önceliklerinize yönelmelisiniz. Hocanın böyle yoğun bir dönemde öyle konulara ayıracak vakti yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Bu, kişinin niyetindeki ihlasa bağlı düşünülecek bir durumdur. Zira yapılan bir savaştır. Allah'a emanet olun.
Dinimizin öğrettiği ve tavsiye ettiği böyle bir bilgi yoktur. Dolayısıyla bunu dini bir kanaldan öğrenemeyiz. Gerisi de önemli değil hatta makul değil diye bakmalıyız.
İçimizden geçenleri dillendirmedikçe iman açısından sıkıntısı yoktur.
din konusundaki diğer fetvalar
Elbette bir mü'min olarak önümüze Allah’ın razı olmayacağı iş çıktığında tepkimiz olacak, biz taş değiliz. Yalnız bu tepkimiz, gücümüz ve konumumuzla sınırlı olur. Bir öğrenci olarak vereceğiniz tepki iki açıdan dikkatle seçilmelidir. Birincisi, sizin tepkiniz sebebiyle karşınızdakinin daha ağırını yapacağı bir sonuca sebep olmamalısınız. İkincisi de sonra geri adım atacağınız tepkiyi vermemelisiniz. Bunun için de eğer tepkiniz dillendirilmesi mümkün görünüyorsa dillendirin, değilse kalbinizle protesto edin o durumu. Veya uygunsa ortamdan çıkıp gidin ki harama gözünüz veya kulağınız ortak olmasın. Bütün bunları da dini yaşamanın ne demek olduğu konusunda bir yatırıma dönüştürmeye çalışın.
Evlenmekle dinin yarısının korunmaya daha yakın olduğunu beyan eden hadisler vardır. Bu hadisler evlenmenin ya da evlenmekle insanın kazanımlarının dinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.
Konuyu sadece YÜZÜN GÖRÜLMESİ şeklinde ele almak isabetli olmaz. Evet, kadının yüzünün kamuya açık durumda olması mahremiyet açısından sıkıntılıdır. Bir de kontrolsüz veya kontrolü imkânsız denebilecek bir alanda Müslüman kadının kendisini salmasının ne kazandırıp ne kaybettireceğine de bakmak gerekiyor. Çağımızın bir silahı olarak bu tür mecralar önemli ve gereklidir ama doğrusu benim kalbim zararı ile kârını tartarken kârını zararının mini bir parçası gibi görmektedir. Belki o durumdaki bir bacımız belli hizmetler edebilir ama ışık vermek için kendisi eriyen fitil durumunda olduktan sonra değer mi? Buna her nefis kendisi karar vermelidir. Herkes “dinimize hizmet etmek” başlığının içini doldurmaya çalışıyor ama en büyük hizmetimizin kendimizi temiz ve ihlaslı yaşatmak olacağı biraz unutuluyor gibi bir durum var. Birilerinden önce kendimizi ihya etmemiz şarttır. Allah yardımcımız olsun.
Ortada bir İNCİL yoktur. İncil olması muhtemel ve muharref bir birikim vardır. Dolayısıyla böyle bir muharref kitabı Allah’ın Kitabı gibi okumak ise mesele bunu, iman açısından tehlikeli buluruz. Hayır, bir kültür nitelikli okuma ise gereksiz buluruz. Müslüman vaktini Kur'an’a ve gerekli ilimlere ayırmalıdır. İlmi ihtiyacı hallolduktan sonra kültüre yönelebilir.
Haccac bin Yusuf es-Sakafî Irak valisi olarak Emevi döneminde öne çıkmış bir isimdir. İmam Zehebî onu zikrederken, “zalim, pis, kan emici…” gibi vasıflarla zikreder. Dili iyi bilen, cesur, atılımcı biri idi. Yirmi yıl kadar icra ettiği valilik yılları kan ve zulümle doludur. Ne yazık ki bugün onu değerlendirirken “kâfir” diye kesip atamayacağımız iki önemli çizgisi vardır. Birincisi cinayetleri ve habasetlerine rağmen dinden çıktığını gösteren bir delil yoktur. Zalim deriz ama kâfir demekten ürkeriz. İkincisi de o zulümlerin yanında büyük hizmetler de icra etmiştir. Döneminde büyük toprak parçaları İslam ile şereflendi. Allah’a havale edip ibret almak en doğrusu olur zannederiz.
A- Üç günden fazla küslük haramdır. B- Sebebi, din olan bir küslük ise haram değildir. Mesela büyük bir haram işleyen, müminlere zulmeden biri ile küs olmak haram olmaz. C- Canımıza, iffetimize ve benzeri paha biçilemez bir değerimize ağır zarar veren veya zararı kesin gibi olanla da küslük olabilir. Bir nevi müdafaa durumunda olmuş oluruz. D- Bu durumu ne kadar kendimize yontarak ne kadar adil bir şekilde değerlendirdiğimize de dikkat etmeliyiz. Nefsimiz bizi sürekli haklı gösterebilir, bizi sanal bir hakka inandırmış olabilir. Bu ince bir çizgidir, iyi izlenmesi gerekir. E- Netice olarak yasak olan küslük selamı sıfırlamak, hastalıkla ilgilenmemek ve benzeri tepkilerdir. Belli bir mesafe koyma, seviyeli davranma ise haram değildir.