Fetva Meclisi
Soru
Hocam şeytan taşlamanın dinimizde bulunmadığı konusunda söylentiler var. Bu olay ne kadar doğru, gerekliliği ne? Dinimizdeki yeri ne kadar kesin?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir bilgi sahibi değiliz. Bilmez şeytan ama tecrübesi ona çok şey öğretmiş olur.
Asla yok. Sadece bir şeytan tuzağıdır bu.
Selamünaleyküm. Sütten kesmenin bir zamanı yoktur.
Dikkat edin, şeytan için en küçük menfez yeterlidir. Belki bu takipleşme direkt haram olmaz ama o bir kapıdır o kapıdan bir kere girildi mi yeter şeytan için. Madem birbirinizi beğendiniz, ailelerinizi bilgilendirin ve aile denetiminde sınırlara dikkat ederek yol alın.
Dinden çıkarmaz ama kişinin oradan ayrılması gerekir. Bir dahaki sefere bulunduğunuz ortamdan ayrılarak tepkinizi belirtin.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
din konusundaki diğer fetvalar
Mezhep din değildir, dini yaşama yöntemidir. Biiznillah mevcut mezhepler dini daha iyi yaşama ekseninde vardırlar. Bugünkü gruplara benzetilmeleri yanlış olur. Şöyle kabul edin: Bir ürün almak için girdiğiniz mağazada aynı ürünün çok az farkla farklı türlerini alabiliyorsunuz hatta şaşırıyorsunuz bile hangisini alsam diye. Mezhepler arasında birinin A dediğine diğeri B diyecek farklar yoğun değildir. Nüans denebilecek farklar vardır. Bu farklar dinin büyüklüğü ve kıyamete kadar yaşanacak olmasından kaynaklanıyor. Mezhepler arasındaki farkları yani müçtehitlerin yaptıkları çalışmaları daraltır veya alanını küçültürseniz yani onları rahat düşünemez duruma getirirseniz büyük oranda dininin yaşanılırlığını, hayatın içinde kaybolup gitmemesini de daraltırsınız. Bunun için mezhepleri bir rahmet noktası olarak görmek gerekiyor.
Helalleşmek gerekmez. Dinlerin boş olduğunu kast eden kişi "İslam da boştur" gibi bir manayı kast ettiyse zaten o kişinin dinden çıkmış olması söz konusu.
Evet, ilk zamanları öyle idi ama sonra kâfir oldular. Önce İsa aleyhisselamı reddettiler sonra da bütünüyle dinlerini terk ettiler.
Din oynamak için değildir. Din yaşanmak içindir. Bu tür modern takılmalar/takıntılar bile bile dinimizi yıpratmaktan başka bir şey değildir. Allah’a sığınmak ve bu tür işlerden uzak durmak zorundayız.
Peygamber aleyhisselam efendimizi görenlere sahabi diyoruz. Yüz yirmi bin civarında olduklarını tahmin ediyoruz. Allah onlardan razı olsun. Sahabileri görenlere TABİİ denir. Onları görenlere de ETBAUTTABİİN denmektedir. Sahabiyi gören her Müslüman tabiidir. Kaç kişi oldukları hakkında ise bir bilgimiz yoktur, olması da zordur. Said bin Müseyyeb, Urve bin Zübeyr, Hasan Basri, Said bin Cübeyr, İkrime, Nafi’… Tabiin içinde meşhur olanlardandır. Şüphesiz tabiin de Müslümanlar olarak din büyüklerimizdendir ama bu büyüklükleri sahabelerden sonra gelmektedir.
Geleceğe ait konular hakkında yorum yaparken veya değerlendirme yaparken şu üç temel çizgiyi aşmamak gerekir: Gaybı sadece Allah bilir. Onun bildiğinden ve murad ettiğinden başkası olmaz/olamaz. Ona sığınandan başkası da gerçeği yakalayamaz. Bilgi ve yorum kaynağımız dinimizin üzerini çizdiği kehanet ve yalan, boş zan gibi şeyler üzerinden olmamalıdır. Ne konuşursak konuşalım, yorumumuz ne olursa olsun “Allah’ın dilemesi ile…” kaydını ihmal etmeyeceğiz. “İnşaallah” deyimi bunun için ağzımızın ilk veya son kelimesi olmalıdır.