Fetva Meclisi
Soru
Hocalarımız ve yazarlarımız dinimizin geleceğinin aydınlık olacağını söylüyorlar genelde. Ben inanıyorum şüphesiz. Böyle gelecekle alakalı şeyler konuşurken bizi umutlandırmak için mi konuşuyorlar, söylenenlere ne kadar inanmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Şunu bilmek zorundayız: a- Allah Teâlâ ilk mü'minlere hangi cenneti vaat etti ise bize de onu vaat ediyor. Ve ilk mü'minleri hangi ağırlık ve zorlukla sınadı ise bizi de esasen o ağırlık ve zorlukla sınıyor. Nesiller arasında bir sınav farkı olmaz/olamaz. Aksi takdirde Allah Teâlâ adaletini uygulamamış olur. Bu da söylenemez. b- Bu ümmet kıyamet saatine kadar kalacak bir ümmettir. İmanı, Kur'an’ı, ibadeti ve ahlakı temelden asla bitmeyecektir. Dönem dönem gölgede kalmalar, siliniyor gibi olmalar görülse de kök itibariyle hep var olacaktır. Buna iman etmemiz gerekiyor. İman ve hayır sıfır noktasına geldi dendiğinde kıyamet vakti de geldi denmiş olur ki bunu söylemek anlamsız bir söz söylemek olur. Evet, daralma var ama bitme yoktur. Bitme olmadığına göre de umut vardır biiznillah. Kimse yoksa ben varım diyebilmeliyiz. Bunu diyemezsek kendimizi inkâr etmiş oluruz.
Selamünaleyküm. İleri döneme ait işlerde, Allah Teâlâ'nın kudretini itiraf etme ve O'nun izni olmadan hiçbir işi icra edemeyeceğimizi bilme manasında İNŞAALLAH/eğer Allah bunu yapmamı dilerse dememiz gerekmektedir. Bu her iki cümleden birinde elbette söylenmez ama mesela üç gün sonraki bir randevu için zikredilmelidir.
Hanım kızım, bunun adı tam anlamı ile yanlış çevrede bulunmak ve boşlukta kalmaktır. İnsanların gündem değerlendirmede beraber oldukları arkadaş çevrelerinden etkilenmeleri böyle olabilmektedir. Allah Teâlâ’nın size ihsan ettiği akıl, idrak ve diğer nimetleri kullanmadığınız için bir boşluk hissediyorsunuz. Kendinizi kontrol edin; Allah Teâlâ’nın haramlarından biri ile bağlantınız var mı, varsa hemen terk edin. Çok Kur'an okuyun. Kur'an’ı şifa niyeti ile okuyun. Zikir yapmaya başlayın. Arkadaş çevrenizi denetleyin. Namazınızı yeniden gözden geçirin. Gazali’nin İhya’sından okumalar yapın. Seyyid Kutub’un Fizilal’inden kısa kısa okumalar yapın. Hitabetini beğendiğiniz âlimlerin sohbetlerini dinlemeye çalışın. Sılayırahime önem verin. Özellikle büyüklerinizi ziyaret edip onlarla oturun. Ve son olarak da kademeli olarak en az üç ay haber dinlemeyin, izlemeyin, okumayın. Mesela önce TV haberlerine ara verin. Bir hafta sonra yazılı haberleri okumayın. Ardından internet haberlerini bakmayın. İnşaallah huzur bulacaksınız.
Konuştuklarımız gibi elbette dinlediklerimizden de sorumluyuz. Bu sebeple dinlediğiniz şey ilahi de olsa Allah’ın rahmetinden umudu kesmeye ya da isyana sebep olmamalıdır.
Vealeykümselam. Yalnız Allah olmalıdır yüreklerimizde. Kimin ne diyeceğine bakmak ise o 'yalnız Allah olmalıdır' ilkesini zedeler. Nefsine uyma, zevkine göre din yaşama, insanları putlaştırma, sabrı unutma ve Allah'a tevekkül et. Bir ilmihal kitabı okumadan iş yapma, şeytan seni bir daha geri dönemeyeceğin girdaplara çeker, aman dikkat et! Bir mürşidin, yol gösterici ağabeyin muhakkak bulunsun, bu zifiri karanlıklarda tek başına kaybolursun. Gerisini bırak.
Yaşadığımız zaman imanın avuçta kor taşımak kadar zor olduğu bir zamandır. Hepimiz, herkes bu fitneye karşı uyanık olmalıdır. Bugün bir arkadaşa “Neden böyle düşünüyor ki?” diye hayret ederken insan fark etmeden kendisini zehirleyecek bir fitne de kapmış olabilir. Siz kendinizi koruyun. Arkadaşınız samimi sorular sorarsa onları cevaplandırın veya cevap verecek birine yönlendirin. Kurtuluş aramayana çare üretmek zordur. Önce kendi imanınızı ve insanlığınızı korumaya bakın. Allah Teâlâ hepimize hayırlar ihsan etsin.
din konusundaki diğer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimizi görenlere sahabi diyoruz. Yüz yirmi bin civarında olduklarını tahmin ediyoruz. Allah onlardan razı olsun. Sahabileri görenlere TABİİ denir. Onları görenlere de ETBAUTTABİİN denmektedir. Sahabiyi gören her Müslüman tabiidir. Kaç kişi oldukları hakkında ise bir bilgimiz yoktur, olması da zordur. Said bin Müseyyeb, Urve bin Zübeyr, Hasan Basri, Said bin Cübeyr, İkrime, Nafi’… Tabiin içinde meşhur olanlardandır. Şüphesiz tabiin de Müslümanlar olarak din büyüklerimizdendir ama bu büyüklükleri sahabelerden sonra gelmektedir.
Sevgili kardeşim, insanlar yüzde yüz mü'min insanla evleniyorlar da sıkıntısı bitmeyen bir hayat yaşayabiliyorlar. Sen ise bile bile bataklıkta yürümeye çalışıyorsun. Ateşin etrafında tur atmamanı sana tavsiye ederim. Acilen terk et o sevdayı, bile bile tuzağa takılma.
Din oynamak için değildir. Din yaşanmak içindir. Bu tür modern takılmalar/takıntılar bile bile dinimizi yıpratmaktan başka bir şey değildir. Allah’a sığınmak ve bu tür işlerden uzak durmak zorundayız.
A- Üç günden fazla küslük haramdır. B- Sebebi, din olan bir küslük ise haram değildir. Mesela büyük bir haram işleyen, müminlere zulmeden biri ile küs olmak haram olmaz. C- Canımıza, iffetimize ve benzeri paha biçilemez bir değerimize ağır zarar veren veya zararı kesin gibi olanla da küslük olabilir. Bir nevi müdafaa durumunda olmuş oluruz. D- Bu durumu ne kadar kendimize yontarak ne kadar adil bir şekilde değerlendirdiğimize de dikkat etmeliyiz. Nefsimiz bizi sürekli haklı gösterebilir, bizi sanal bir hakka inandırmış olabilir. Bu ince bir çizgidir, iyi izlenmesi gerekir. E- Netice olarak yasak olan küslük selamı sıfırlamak, hastalıkla ilgilenmemek ve benzeri tepkilerdir. Belli bir mesafe koyma, seviyeli davranma ise haram değildir.
Konuyu sadece YÜZÜN GÖRÜLMESİ şeklinde ele almak isabetli olmaz. Evet, kadının yüzünün kamuya açık durumda olması mahremiyet açısından sıkıntılıdır. Bir de kontrolsüz veya kontrolü imkânsız denebilecek bir alanda Müslüman kadının kendisini salmasının ne kazandırıp ne kaybettireceğine de bakmak gerekiyor. Çağımızın bir silahı olarak bu tür mecralar önemli ve gereklidir ama doğrusu benim kalbim zararı ile kârını tartarken kârını zararının mini bir parçası gibi görmektedir. Belki o durumdaki bir bacımız belli hizmetler edebilir ama ışık vermek için kendisi eriyen fitil durumunda olduktan sonra değer mi? Buna her nefis kendisi karar vermelidir. Herkes “dinimize hizmet etmek” başlığının içini doldurmaya çalışıyor ama en büyük hizmetimizin kendimizi temiz ve ihlaslı yaşatmak olacağı biraz unutuluyor gibi bir durum var. Birilerinden önce kendimizi ihya etmemiz şarttır. Allah yardımcımız olsun.
Evlenmekle dinin yarısının korunmaya daha yakın olduğunu beyan eden hadisler vardır. Bu hadisler evlenmenin ya da evlenmekle insanın kazanımlarının dinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.