Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Almanya’da yaşıyorum ve üniversitede bir Alman kızla tanıştım. İleride senin dinine göre evlenirsek benim dinime göre de evlenmemiz gerekir diyor. Hristiyan bir kadın ile kilisede evlilik caiz midir? Kızın ileride Müslüman olacağını zannetmiyorum bu geleceğimi etkiler mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadece onu düşünerek plan yapmayın, kendinizi de düşünün. Ne kadar başarılı olabileceksiniz onun üzerinde? Siz ne kadar etkilisiniz? O ne kadar size sadık kalabilecek? Bunları da düşünün ve dengeli bir karar verin. O geçmişine tevbe ettikten sonra saydığınız şeylerin hiç biri evlenmeye mani değildir.
Hristiyan bir kızla mü'min bir gencin evlenmesi caiz olmasına caizdir ama gelin siz bu evliliği yapmayın. Bu güne kadar böyle evlenenlerin neredeyse hiçbiri başarılı olmadılar. Gelin gençliğinizle ve geleceğinizle oynamayın; bu hayat iki kere yaşanmıyor, bile bile zarara göz yummayın!
Dinimiz, Müslüman bir erkeğin Hristiyan veya Yahudi bir kadınla evlenebileceğini söylemiştir. İki nokta dikkatten kaçmamalıdır bu konuda: a- Gerçek bir Yahudi ve gerçek bir Hristiyan kadınla evlenilebilir. Bugünkü adı Hristiyan kadınlar en azından kızıl laik kafalıdırlar, nerelerinde din var ki o din Hristiyanlık olacak? b- İkinci nokta da şudur: İzin verilmiştir ama bu izin, İslam toplumunun içinde kalacak bir Hristiyan kadın içindi. Bugünkü düzende Avrupa’da eriyip gidecek şekilde Müslüman olmayan kadınlarla evlenenler, ne kendilerini ne de müstakbel çocuklarını düşünmeden bu gaflete düşmektedirler. Çok iyi düşünün. Sonra sizinle kimse ağlamayacak, yalnız ve çaresiz ağlamalar yapacaksınız iyi bilesiniz.
Selamünaleyküm. Müslüman bir kadının müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi haramdır. Öyle bir evlilik olamaz.
Müslüman bir erkeğin Hıristiyan bir kadınla evli kalmasında sakınca yoktur. Evlenmemesi tavsiye edilse de caizlik bakımından sakıncası yoktur. Bunun aksi yani Müslüman kadının Hıristiyan bir erkek ile evlenmesi ise caiz değildir.
Kızım, iblis milyarlarca insanı eleğinden elemiş bir gücün adıdır. Kimseyi kötü niyetle yola çıkarmaz o. En lanetli işe bile bir şirin ambalaj, hoş bir gerekçe uydurur. Ne kadar tatlı ve ne mantıklı gerekçe bulmuşsun. Sakın bu felsefeyi ilerletme. Kendini koru. Dini bu işe alet etme. İblisi basit görme. Bilesin ki iblis senden daha akıllı ve daha güçlüdür. O kişiyi unut ve yok say. Hele sen kız evladısın aman dikkat et.
din konusundaki diğer fetvalar
Geleceğe ait konular hakkında yorum yaparken veya değerlendirme yaparken şu üç temel çizgiyi aşmamak gerekir: Gaybı sadece Allah bilir. Onun bildiğinden ve murad ettiğinden başkası olmaz/olamaz. Ona sığınandan başkası da gerçeği yakalayamaz. Bilgi ve yorum kaynağımız dinimizin üzerini çizdiği kehanet ve yalan, boş zan gibi şeyler üzerinden olmamalıdır. Ne konuşursak konuşalım, yorumumuz ne olursa olsun “Allah’ın dilemesi ile…” kaydını ihmal etmeyeceğiz. “İnşaallah” deyimi bunun için ağzımızın ilk veya son kelimesi olmalıdır.
Peygamber aleyhisselam efendimizi görenlere sahabi diyoruz. Yüz yirmi bin civarında olduklarını tahmin ediyoruz. Allah onlardan razı olsun. Sahabileri görenlere TABİİ denir. Onları görenlere de ETBAUTTABİİN denmektedir. Sahabiyi gören her Müslüman tabiidir. Kaç kişi oldukları hakkında ise bir bilgimiz yoktur, olması da zordur. Said bin Müseyyeb, Urve bin Zübeyr, Hasan Basri, Said bin Cübeyr, İkrime, Nafi’… Tabiin içinde meşhur olanlardandır. Şüphesiz tabiin de Müslümanlar olarak din büyüklerimizdendir ama bu büyüklükleri sahabelerden sonra gelmektedir.
A- Üç günden fazla küslük haramdır. B- Sebebi, din olan bir küslük ise haram değildir. Mesela büyük bir haram işleyen, müminlere zulmeden biri ile küs olmak haram olmaz. C- Canımıza, iffetimize ve benzeri paha biçilemez bir değerimize ağır zarar veren veya zararı kesin gibi olanla da küslük olabilir. Bir nevi müdafaa durumunda olmuş oluruz. D- Bu durumu ne kadar kendimize yontarak ne kadar adil bir şekilde değerlendirdiğimize de dikkat etmeliyiz. Nefsimiz bizi sürekli haklı gösterebilir, bizi sanal bir hakka inandırmış olabilir. Bu ince bir çizgidir, iyi izlenmesi gerekir. E- Netice olarak yasak olan küslük selamı sıfırlamak, hastalıkla ilgilenmemek ve benzeri tepkilerdir. Belli bir mesafe koyma, seviyeli davranma ise haram değildir.
Konuyu sadece YÜZÜN GÖRÜLMESİ şeklinde ele almak isabetli olmaz. Evet, kadının yüzünün kamuya açık durumda olması mahremiyet açısından sıkıntılıdır. Bir de kontrolsüz veya kontrolü imkânsız denebilecek bir alanda Müslüman kadının kendisini salmasının ne kazandırıp ne kaybettireceğine de bakmak gerekiyor. Çağımızın bir silahı olarak bu tür mecralar önemli ve gereklidir ama doğrusu benim kalbim zararı ile kârını tartarken kârını zararının mini bir parçası gibi görmektedir. Belki o durumdaki bir bacımız belli hizmetler edebilir ama ışık vermek için kendisi eriyen fitil durumunda olduktan sonra değer mi? Buna her nefis kendisi karar vermelidir. Herkes “dinimize hizmet etmek” başlığının içini doldurmaya çalışıyor ama en büyük hizmetimizin kendimizi temiz ve ihlaslı yaşatmak olacağı biraz unutuluyor gibi bir durum var. Birilerinden önce kendimizi ihya etmemiz şarttır. Allah yardımcımız olsun.
Evlenmekle dinin yarısının korunmaya daha yakın olduğunu beyan eden hadisler vardır. Bu hadisler evlenmenin ya da evlenmekle insanın kazanımlarının dinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir.
Böyle bir bilgim ve o bilgiye merakım yoktur.