İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam dört mezhep haktır ve din birdir. Kalbim tatmin olsun diye soruyorum. Mezheplerin birinde yasak olan şey diğerinde serbest oluyor. Mesela namazda bir yerin kanadığında o namazı tekrar kılman gerekiyor. Diğer taraftan Şafi mezhebinde sıkıntı olmuyor. Namaz gibi büyük bir ibadet birinde kabul olmuş, diğerinde kabul olmamış oluyor. Bunun gibi birçok konu. Bunu en avam insana anlatır gibi açıklar mısınız?

Cevap

Mezhep din değildir, dini yaşama yöntemidir. Biiznillah mevcut mezhepler dini daha iyi yaşama ekseninde vardırlar. Bugünkü gruplara benzetilmeleri yanlış olur. Şöyle kabul edin: Bir ürün almak için girdiğiniz mağazada aynı ürünün çok az farkla farklı türlerini alabiliyorsunuz hatta şaşırıyorsunuz bile hangisini alsam diye. Mezhepler arasında birinin A dediğine diğeri B diyecek farklar yoğun değildir. Nüans denebilecek farklar vardır. Bu farklar dinin büyüklüğü ve kıyamete kadar yaşanacak olmasından kaynaklanıyor. Mezhepler arasındaki farkları yani müçtehitlerin yaptıkları çalışmaları daraltır veya alanını küçültürseniz yani onları rahat düşünemez duruma getirirseniz büyük oranda dininin yaşanılırlığını, hayatın içinde kaybolup gitmemesini de daraltırsınız. Bunun için mezhepleri bir rahmet noktası olarak görmek gerekiyor.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz dinimize tabiyiz; dinimiz önemlidir. Mezhep ise bizim dinimizi yaşarken ki okulumuzun adıdır. Bir mezhebe bağlı olmak, bizim dernek seçer gibi seçerek girdiğimiz bir sistem demek olmaz. Dinimizi öğrendiğimiz yöntemin adı mezheptir. Bugüne kadar bu ümmetin “haktır” dediği mezheplerden biri üzerinde olanın, başka bir yerden görüş ithal etmesini gerektirecek bir daralma hiçbir mezhepte yoktur. Umumen tıkanılan noktaları âlimler zaten açmaktadırlar. Siz de, tabi olduğunuz âlimlerin size tavsiyelerine uyarak dininizi yaşamalısınız. Hiçbir âlime tabi değilseniz bu daha riskli bir sonuç getirir. Allah korkusu ile yaşayan bir âlim sizin önderiniz ise zaten sorun kalmamış demektir. Allah’a emanet olunuz.

Hocam ben Hanefi mezhebindenim. Diğer mezheplerde Hanefi mezhebinde yasak olan b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuyu şöyle bir daire içinde ele alabiliriz: Bugün Mü'minlerin takip ettiği mezhepler olan Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik biiznillah bu ümmetin kendi itikadının ekseninde gelişmiş, dışarıdan bir etkinin bulunmadığı mezheplerdir. Bu mezheplerin tamamında Allah’ın kitabını ve Peygamber aleyhisselamın sünnetini en iyi şekilde anlama gayreti vardır. En başta imamları olmak üzere bu mezhepleri bugünkü çizgilerine getiren müçtehitler Allah için bir şeyler yapma gayreti içinde olmuşlardır. Tarih boyunca mü'minlerin mezhepler hakkındaki şahitlikleri bu şekilde olmuştur. Dolayısıyla bu dört mezhepten birinin abdest ve namaz gibi bir ibadette Allah’ın hükümlerine aykırı olacak bir uygulama yoktur. Evet, farklılık denebilecek noktalar bulunur ama bu farklılıklar o ibadetin esasına zarar verecek seviyede olmaz. Bu nedenle deriz ki, bir ibadeti eda ederken bir müçtehidin veya mezhebin çizgisinde kalmak gerekir ki ibadet ciddiyeti zarar görmesin ama aynı ibadetin diğer mezhepteki farklı denebilecek “ayrıntıları” o ibadetin geçersiz olması gibi bir sonuca asla götürmez. Bugün şu mezhepte böyle, öbür mezhepte böyle dediğimiz ibadetlere ve özellikle de namaza ait meselelerin tamamı Ashab-ı Kiram döneminden beri bulunmaktadır. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere bu ümmetin büyükleri birbirlerinin arkasında namaz kılmakta idiler. Onlar bazı ayrıntılarda abdesti farklı olabileceğini bildikleri halde birbirlerinin arkasında namaz kılmakta sakınca görmediler. Bizim onlardan daha iyi ve takvalı bir namaz kılmayı iddia ederek böyle bir ayrıntı üzerinden birbirimizin arkasında namaz kılmamamız ümmet olma şuurumuza ters düşecektir. Yapılan iş, namaza göstereceğimiz hassasiyetten değil taassubumuz ve kör taklit zevkimizden kaynaklanıyor olacaktır. Ashabı kiramdan Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümanın, Haccac gibi birinin arkasında bile namaz kıldığı rivayet edilmektedir. Ehlisünnet itikadının en önemli ilkelerinden biri, ümmetin birliği ve namaz ciddiyeti açısından bakarak fasık olan birinin arkasında daha namaz kılmak gerekir ilkesidir. Bu nedenle başka bir nedene dayanmadan sadece mezhep farkını ileri sürerek namazın sahih olmayacağı iddia etmenin tutarlı bir tarafı yoktur.

Hocam bir Şafii’nin bir Hanefi arkasında namaz kılması durumunda, Şafii’nin inan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İbadetler hayatımız ve ahiretimiz denebilecek bir ciddiyetle eda edilmelidir. Mezhepler tarihi süreçte gelişmiş fikir akımları değildir. Dinimizi anlama yolunda ortaya çıkmış yoğun içtihatların ve gayretlerin sonucudur mezhepler. İnsanların mezhepleri zevklerine alet etmeleri ve umursamaları umarız esasında dine karşı bir bakış gevşekliği değildir. Bu tür uygulamaları yapanları bir kereliğine ikaz etmek ve asla tartışmamak gerekir. Tartışmak onları daha inatçı ve daha kör takılış noktasına sürükler. Allah yardımcımız olsun.

Hocam bir arkadaşımın mezhepleri karışık uyguladığını fark ettim. Örneğin abdest
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mezhep din değildir. Dini yaşama tarzıdır. Keyfi olarak ya da reklama bakarak bir mezhebe bağlı kalınılmaz. Sizin yörenizde size din öğreten hocalar size hangi mezhebi öğretiyorlarsa o mezhebe göre dininizi yaşayın.

Benim ailem Şafi mezhebine uyuyorlar. Ben de ilk başlarda Şafi mezhebindeki gibi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O veya bir başkasının mezhep telakkimizi değiştirmesi söz konusu olmamalıdır. Eğer mezhep telakkisi bir iki fısıltı ile değişecek nitelikte ise zaten sıkıntı var demektir. İnsanların dinimiz, dinimizin temel başlıkları olan Kur'an, Sünnet, sahabe gibi başlıklara nasıl baktıklarını öncelikli olarak değerlendirmeliyiz. Elbette mezhep telakkisi kişi hakkında bilgi verebilir bir çizgidir ama dışımızda olmasını gerektirecek bir çizgi değildir. Sözünü ettiğiniz hoca kardeşimiz ile çok derinlemesine tanışmadık. Müslüman kardeşim olarak gördüm. Ziyaretime geldiği zaman temel meselelerimiz hakkında dertleştik ve mütalaalarda bulunduk. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Hocam Dr. Zakir Naik ile ilgili dinlediğim birçok seminerde mezhepler konusunda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hangi mezhebe göre size dininiz öğretildi ise o mezhebe göre devam edeceksiniz.

Selamünaleyküm. Hocam mezhebimiz dersinizi dinledim daha öncede bir kaç yazı oku

din konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sözü bu dinden olmayanlar söyleyebilir. Bu dini sadece kendi akılları ile sınırlı zannedenler de söyleyebilir. Biz söyleyemeyiz.

Hocam şeytan taşlamanın dinimizde bulunmadığı konusunda söylentiler var. Bu olay
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Helalleşmek gerekmez. Dinlerin boş olduğunu kast eden kişi "İslam da boştur" gibi bir manayı kast ettiyse zaten o kişinin dinden çıkmış olması söz konusu.

Hocam bir tanıdığım dinlerin ne kadar boş olduğunu göreceksin cümlesini kurdu. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, ilk zamanları öyle idi ama sonra kâfir oldular. Önce İsa aleyhisselamı reddettiler sonra da bütünüyle dinlerini terk ettiler.

Hocam bir yerde okumuştum, Ehli Kitap İslam’dan önce mümin idi diye. Bu doğru mu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Din oynamak için değildir. Din yaşanmak içindir. Bu tür modern takılmalar/takıntılar bile bile dinimizi yıpratmaktan başka bir şey değildir. Allah’a sığınmak ve bu tür işlerden uzak durmak zorundayız.

Hocam sosyal medyada devamlı paylaşılan ve aşağıda yazdığım hadise istinaden san
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimizi görenlere sahabi diyoruz. Yüz yirmi bin civarında olduklarını tahmin ediyoruz. Allah onlardan razı olsun. Sahabileri görenlere TABİİ denir. Onları görenlere de ETBAUTTABİİN denmektedir. Sahabiyi gören her Müslüman tabiidir. Kaç kişi oldukları hakkında ise bir bilgimiz yoktur, olması da zordur. Said bin Müseyyeb, Urve bin Zübeyr, Hasan Basri, Said bin Cübeyr, İkrime, Nafi’… Tabiin içinde meşhur olanlardandır. Şüphesiz tabiin de Müslümanlar olarak din büyüklerimizdendir ama bu büyüklükleri sahabelerden sonra gelmektedir.

Hocam Peygamberimizin sahabelerinden sonra gelenler onlar gibi din büyüğü sayılı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Geleceğe ait konular hakkında yorum yaparken veya değerlendirme yaparken şu üç temel çizgiyi aşmamak gerekir: Gaybı sadece Allah bilir. Onun bildiğinden ve murad ettiğinden başkası olmaz/olamaz. Ona sığınandan başkası da gerçeği yakalayamaz. Bilgi ve yorum kaynağımız dinimizin üzerini çizdiği kehanet ve yalan, boş zan gibi şeyler üzerinden olmamalıdır. Ne konuşursak konuşalım, yorumumuz ne olursa olsun “Allah’ın dilemesi ile…” kaydını ihmal etmeyeceğiz. “İnşaallah” deyimi bunun için ağzımızın ilk veya son kelimesi olmalıdır.

Hocalarımız ve yazarlarımız dinimizin geleceğinin aydınlık olacağını söylüyorlar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.