Fetva Meclisi
Soru
Hocam Dr. Zakir Naik ile ilgili dinlediğim birçok seminerde mezhepler konusunda farklı düşündüğü ve bir mezhebe tabii olmadığı vurgulanıyor. Bu noktada bizi aydınlatırsanız çok memnun olurum. Rabbim razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
O veya bir başkasının mezhep telakkimizi değiştirmesi söz konusu olmamalıdır. Eğer mezhep telakkisi bir iki fısıltı ile değişecek nitelikte ise zaten sıkıntı var demektir. İnsanların dinimiz, dinimizin temel başlıkları olan Kur'an, Sünnet, sahabe gibi başlıklara nasıl baktıklarını öncelikli olarak değerlendirmeliyiz. Elbette mezhep telakkisi kişi hakkında bilgi verebilir bir çizgidir ama dışımızda olmasını gerektirecek bir çizgi değildir. Sözünü ettiğiniz hoca kardeşimiz ile çok derinlemesine tanışmadık. Müslüman kardeşim olarak gördüm. Ziyaretime geldiği zaman temel meselelerimiz hakkında dertleştik ve mütalaalarda bulunduk. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Mezhep din değildir, dini yaşama yöntemidir. Biiznillah mevcut mezhepler dini daha iyi yaşama ekseninde vardırlar. Bugünkü gruplara benzetilmeleri yanlış olur. Şöyle kabul edin: Bir ürün almak için girdiğiniz mağazada aynı ürünün çok az farkla farklı türlerini alabiliyorsunuz hatta şaşırıyorsunuz bile hangisini alsam diye. Mezhepler arasında birinin A dediğine diğeri B diyecek farklar yoğun değildir. Nüans denebilecek farklar vardır. Bu farklar dinin büyüklüğü ve kıyamete kadar yaşanacak olmasından kaynaklanıyor. Mezhepler arasındaki farkları yani müçtehitlerin yaptıkları çalışmaları daraltır veya alanını küçültürseniz yani onları rahat düşünemez duruma getirirseniz büyük oranda dininin yaşanılırlığını, hayatın içinde kaybolup gitmemesini de daraltırsınız. Bunun için mezhepleri bir rahmet noktası olarak görmek gerekiyor.
İbadetler hayatımız ve ahiretimiz denebilecek bir ciddiyetle eda edilmelidir. Mezhepler tarihi süreçte gelişmiş fikir akımları değildir. Dinimizi anlama yolunda ortaya çıkmış yoğun içtihatların ve gayretlerin sonucudur mezhepler. İnsanların mezhepleri zevklerine alet etmeleri ve umursamaları umarız esasında dine karşı bir bakış gevşekliği değildir. Bu tür uygulamaları yapanları bir kereliğine ikaz etmek ve asla tartışmamak gerekir. Tartışmak onları daha inatçı ve daha kör takılış noktasına sürükler. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bir insan iman esaslarını kabul edip yaşadıktan sonra Mü'min olmanın gereklerini yerine getirmiş olur. Bu sözlerinden dolayı ona kâfir diyecek hâlimiz yoktur. Ama bu sözlerin durduğu sabit bir yer de yoktur.
Biz dinimize tabiyiz; dinimiz önemlidir. Mezhep ise bizim dinimizi yaşarken ki okulumuzun adıdır. Bir mezhebe bağlı olmak, bizim dernek seçer gibi seçerek girdiğimiz bir sistem demek olmaz. Dinimizi öğrendiğimiz yöntemin adı mezheptir. Bugüne kadar bu ümmetin “haktır” dediği mezheplerden biri üzerinde olanın, başka bir yerden görüş ithal etmesini gerektirecek bir daralma hiçbir mezhepte yoktur. Umumen tıkanılan noktaları âlimler zaten açmaktadırlar. Siz de, tabi olduğunuz âlimlerin size tavsiyelerine uyarak dininizi yaşamalısınız. Hiçbir âlime tabi değilseniz bu daha riskli bir sonuç getirir. Allah korkusu ile yaşayan bir âlim sizin önderiniz ise zaten sorun kalmamış demektir. Allah’a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Hangi mezhebe göre size dininiz öğretildi ise o mezhebe göre devam edeceksiniz.
alim konusundaki diğer fetvalar
Müslümanların birbirlerinin istihbaratçısı olmaları bir fitnedir. Özellikle ulemanın birbirine kırdırılır şekilde konuşturulması daha da ağır bir fitnedir. İsmini zikrettiğiniz şahıs, kendi yöresinde gayretler eden bir davetçidir. Bizim onu, onun bizi değerlendirmeye kalkışması doğru değildir. Rabbim hepimizi razı olacağı amellere muvaffak kılsın.
Kütüphanelerimizin en muteber tefsirlerinden biridir o tefsir. Onu konuşmamız bile gerekemez esasen. Önemli olan sizin hangi alt yapı ile onu okuduğunuzdur. Bilhassa tefsir ilmi bir altyapı ister. O olmadan ise okudum zannederek insan oyalanıyor olabilir. Bu nedenle bir âlimin yanına gidip kendinizi göstererek tavsiye almanız daha yararlı olacaktır. Allah yardımcınız olsun.
Evet, nikâh kıymak yani iki mü'minin Allah’ın rızasına uygun olarak eş olmalarına şahit olmak mübarek bir iştir. Bunu yapmak iyidir, güzeldir. Bunun için de âlim olmak gerekmez. Ne var ki yaşadığımız zamanda nikâh sakıncalı işler için bir maske gibi kullanılabilmektedir. Bu nedenle resmi bir kayıttan sonrası için sevap maksadı ile yapabilirsiniz nikâh kıymayı. İnsanların haramı örtbas etme arzularına ise alet olmayın.
Öncelikle bu hadisin, din hükümlerini ihtiva ettiğini bilmeliyiz. İkinci olarak da, hayatiyet arz eden bir konuda bilgi saklamakla ticari bir konuda bilgiyi saklamak aynı değildir. Servisin ticari bir kurum olarak bilgi pazarlamayı kazancına aykırı bulması normaldir. Saklanan o bilgi piyasada hayatı etkileyecek nitelikte bir daralma oluşturmamaktadır. Dini bir bilgiyi bir âlimin gizlemesi ile teknik bir cihazın tamirine ait bir bilgiyi bir ustanın bedava vermemesi aynı olamaz. Sizin de durumunuz böyledir. Avukatın da böyledir. Elbette bu bilgiyi sevap maksadı ile vermeniz bir sadaka türüdür ama buna mecbur değilsiniz. Belirttiğiniz model bir arabanın kullanılması hayati bir zaruret değil sıradan ticari bir kullanımdır. Bunu dini bir meseleye benzetemeyiz.
Bir kere kullanılan sözlerin doğru olmayan şeyler olması durumunda ortada bühtan vardır. O da aharmadır; kime olursa olsun. Bunun haricinde kamuya mal olmuş kişilerin, kamuya mal olan ve kamuyu ilgilendiren konularını tahkik etme ve onların diğer özel hâllerini irdelememe kaydı ile gıybet edilmeleri bildiğimiz gıybet değildir.
Nikâh akdi eşler arasında bakmanın ve ellemenin her çeşidini mübahlaştırır. Şu kadar ki bazı âlimler seviye düşüklüğü olabilecek düzeyde bakmayı kerih görmüşlerdir.