Fetva Meclisi
Soru
Hocam Suudlu Şeyh Muhammed Arifi hakkında görüşünüz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu söyledikleriniz şirk değilse bile cahilliktir. İnsanların zafiyetlerini ve korkularını bu şekilde sömürenlere alet olmamak gerekir. Bize Rabbimiz yeter. İmanımız bizi her yerde mü'min kimliğimizle tutmalıdır. Gayret edelim, dökülmeyelim. Allah hepimizi muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Allah yardımcınız olsun. Fitnenin kol gezdiği bir zamanda Müslümanların böyle ayrıntılarla uğraşmaları büyük bir taktik hatasıdır. Size tavsiyem, hiçbir şekilde bu fitneye katılmayın. Dininize hizmet edin, namaz kıldırın, namazı öğretin, imanı yayın. Sizi illa tartışmaya çekecek olurlarsa tarafsız kalın. Siyasetiniz şu olsun: dine davet ederiz, iç ayrıntılarda tartışmayız. Her biri fıkıh kitaplarında bulunan meselelerdir bunlar. Kafadan uydurulmuş şeyler değildir ama siz anlatamazsınız, boşuna kendinizi yormayın.
Selamünaleyküm. Mümin, bu zamanda önce kendisini korumalıdır. Fitne ateş gibi her yeri sarmış durumdadır. İmanımız ciddi bir şekilde tehlikededir. Önce kendinizi korumayı gaye edinin. Onlar size tesir etmesinler. İkinci göreviniz de onlara iyi örnek olmaktır. En iyi yapacağınız şey, imanınızla oluşan kimliğinizi kıskandırmaktır. Tatlı konuşan, vakar sahibi, sözüne sadık, ibadet ihmal etmeyen, ahireti hesap eden bir mümin olduğunuz zaman onlar sizden istifade edeceklerdir. Böylesi, oturup onlara bir saat seminer vermekten iyidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Öyle bir uygulamanın dinimize göre olması mümkün değildir. Tam anlamı ile bir FİTNE olarak görülmelidir.
Bacanak Allah'ın Kur'an'da emrettiği akraba listesinde yer almamaktadır. Bu daha çok bizim kültürümüzde ve biraz da hanımların etkisiyle sıkı bir bağlılık oluşmaktadır. Yalnız bacanak kendisiyle iyi geçinilmesi gereken Müslümanlar arasındadır. Eğer bacanakla yakınlığınız sizi psikolojik olarak etkiliyorsa küsmeden, kısa selamlarla, irtibatı koparmayacak şekilde bir bağlantı strateji izleyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Kur'an ve Sünnet esas alındığında RABITA'nın olmadığını söyleyebiliriz. Yorum yapıp ayrıntı getirerek Rabıtaya delil oluşturulabilir. Ama bir namaz gibi, bir oruç gibi delil bulmak mümkün değildir. En iyi ihtimalle söylenebilecek söz şudur: Salih kimseler olduklarına inandığımız bazı büyük şahsiyetlerin kanaatlerine dayanılarak böyle bir uygulama ortaya konmaktadır. Bu da olsa olsa içtihadî bir mesele kabul edilebilir. Dolayısıyla içtihada dayalı bir mesele bütün ulemaya, dine mal edilemez. Bunun karşılığında Rabıtayı şirk olarak vasıflandırmak da zor benimsenebilir bir tepkidir. Zira şirk, Allah Teala'ya karşı işlenebilecek en ağır suçlardandır. Şirkten daha ağır bir suç yoktur. Müslümanlardan bir Müslüman'ın kastı olmadan ihdas ettiği bir şeyi böyle ağır bir kavramla vasıflandırmak doğru olmasa gerek. Biz, Allah'ın kullarını dışlamaktan zevk alamayız. Rabıtayı kabul etmek veya etmemek açısından bakmadan, mü'minlerden bir grubu şirkle itham etmeyi konuşuyorum. Yapılan şey yanlışsa bile şirkle itham ondan daha aşağı kalır bir hata olmaz. Bizim, meşgul olacağımız kadar dış sorunumuz vardır. Onlara yönelelim.
alim konusundaki diğer fetvalar
Kütüphanelerimizin en muteber tefsirlerinden biridir o tefsir. Onu konuşmamız bile gerekemez esasen. Önemli olan sizin hangi alt yapı ile onu okuduğunuzdur. Bilhassa tefsir ilmi bir altyapı ister. O olmadan ise okudum zannederek insan oyalanıyor olabilir. Bu nedenle bir âlimin yanına gidip kendinizi göstererek tavsiye almanız daha yararlı olacaktır. Allah yardımcınız olsun.
Evet, nikâh kıymak yani iki mü'minin Allah’ın rızasına uygun olarak eş olmalarına şahit olmak mübarek bir iştir. Bunu yapmak iyidir, güzeldir. Bunun için de âlim olmak gerekmez. Ne var ki yaşadığımız zamanda nikâh sakıncalı işler için bir maske gibi kullanılabilmektedir. Bu nedenle resmi bir kayıttan sonrası için sevap maksadı ile yapabilirsiniz nikâh kıymayı. İnsanların haramı örtbas etme arzularına ise alet olmayın.
Öncelikle bu hadisin, din hükümlerini ihtiva ettiğini bilmeliyiz. İkinci olarak da, hayatiyet arz eden bir konuda bilgi saklamakla ticari bir konuda bilgiyi saklamak aynı değildir. Servisin ticari bir kurum olarak bilgi pazarlamayı kazancına aykırı bulması normaldir. Saklanan o bilgi piyasada hayatı etkileyecek nitelikte bir daralma oluşturmamaktadır. Dini bir bilgiyi bir âlimin gizlemesi ile teknik bir cihazın tamirine ait bir bilgiyi bir ustanın bedava vermemesi aynı olamaz. Sizin de durumunuz böyledir. Avukatın da böyledir. Elbette bu bilgiyi sevap maksadı ile vermeniz bir sadaka türüdür ama buna mecbur değilsiniz. Belirttiğiniz model bir arabanın kullanılması hayati bir zaruret değil sıradan ticari bir kullanımdır. Bunu dini bir meseleye benzetemeyiz.
Bir kere kullanılan sözlerin doğru olmayan şeyler olması durumunda ortada bühtan vardır. O da aharmadır; kime olursa olsun. Bunun haricinde kamuya mal olmuş kişilerin, kamuya mal olan ve kamuyu ilgilendiren konularını tahkik etme ve onların diğer özel hâllerini irdelememe kaydı ile gıybet edilmeleri bildiğimiz gıybet değildir.
O veya bir başkasının mezhep telakkimizi değiştirmesi söz konusu olmamalıdır. Eğer mezhep telakkisi bir iki fısıltı ile değişecek nitelikte ise zaten sıkıntı var demektir. İnsanların dinimiz, dinimizin temel başlıkları olan Kur'an, Sünnet, sahabe gibi başlıklara nasıl baktıklarını öncelikli olarak değerlendirmeliyiz. Elbette mezhep telakkisi kişi hakkında bilgi verebilir bir çizgidir ama dışımızda olmasını gerektirecek bir çizgi değildir. Sözünü ettiğiniz hoca kardeşimiz ile çok derinlemesine tanışmadık. Müslüman kardeşim olarak gördüm. Ziyaretime geldiği zaman temel meselelerimiz hakkında dertleştik ve mütalaalarda bulunduk. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ ona rahmet etsin. Vehbe Zühayli hocamız âlim bir zattı. İstikrarlı ve seviyeli eserler yazdı. Eserleri okunmalıdır ama belli bir seviyenin altına hitap etmiyor olabilir. Mesela en az bir ilahiyat düzeyi gerekebilir. O açıdan dikkat ederek okumanızı tavsiye ederiz.