Fetva Meclisi
Soru
Mimarlık ve son zamanlarda da müteahhitlikle uğraşıyorum. Peygamber efendimizin muhtelif hadislerinde buyurduğu gibi rızık temini için çalışmanın ibadet olduğu inancıyla işlerimi görmekteyim. Ancak yakın zamanda çeşitli kaynaklarda gördüğüm ve aşağıya yazdığım hadisi şeriflerde inşaat işleri için bir istisnanın belirtildiği görülüyor. Bu hükümler genel olarak, inşaat yapmanın hayırsızlığından mı bahseder, yoksa binalarda yapılan gereksiz, lüks, israf gibi hususların önüne geçmek için midir? 403 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur." Buhârî, Mardâ 19, Da'avât 30, Rikâk 7, Temennî 6; Müslim, zikr 12, (2681); Nesâî, Cenâîz 2, (4, 3-4). 405 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, ahşap evimi tamir için çamurlamakla meşguldüm. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana uğradı ve: "Bu da ne Ey Abdullah?" buyurdu. Ben: " Evin tamiriyle meşgulüm" dedim. "Ölüm(ün gelmesi) ve bu ev(in yıkılmasın)dan daha çabuktur" buyurdu. Ebu Dâvud, Edeb 169, (5237). Bir rivayette: "Ben emr-i Hakk'ın gelmesini bun(un yıkılmasın)dan daha çabuk görüyorum" buyurmuştur.
Cevap
Benzer fetvalar
Vakıflarda kural, vakfedenin koyduğu şarta uyulmasıdır. Vakıf idare edenler, o şarta veya şartlara uymadıkları takdirde vebal altında kalırlar. Müteahhide verildiğini söylediğiniz arsalar bu açıdan değerlendirildiğinde, vakıf yönetiminin böyle bir mülahazayı dikkate almış olması gerekmektedir. Ya da başka türlü değerlendirilemeyecek durumda bir arsadır. Her halükârda sizin o binadan daire almanızın yüzeysel olarak bir sakıncası yoktur. Çünkü mesuliyet vakıf yönetimi üzerindedir. Fakat siz en baştan sizi tereddüde sevk eden bir işten uzak kalın; daha rahat edersiniz. Allah yardımcımız olsun.
Tirmizi'nin ve diğer muhaddislerin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Allah Teala'nın verdiği nimetin izini kulunun üzerinde görmekten razı olacağını bildirmektedir. Eğer Allah Teala, bir kuluna orta halli bir araç edinecek kadar nimet verdiyse onun üzerinde o nimet görülmelidir. Lüks bir araç edinecek kadar nimet verdiği kulu da lüks araç edinmelidir. Uygun olan budur. Şu ayrıntıyı da kaydetmemizde yarar olacaktır: Zekât ve benzeri hakların çıkarıldığı bir malı konuşuyoruz. Farz olan ödemeleri yapılmamış veya kul hakkı ile elde edilmiş mesela işçinin haklarından kısılarak kazanılmış bir malı gündem bile yapamayız. Bu bir. İkinci olarak da mubahlar, kulun dilediği gibi kullanabileceği alanlardır. Kul, mubahtan ötürü hesap vermez. Ama ölçüsü şaşırılmış bir mubah mubah olmaktan çıkar. Bugün Müslümanlar olarak içine düştüğümüz çıkmazların başında mubah azmanlığı gelmektedir. Hakkı verildikten ve azdırmadıktan sonra hiç bir nimet Müslüman'a çok değildir. Müslüman, lüks villada otursun ama evini dininin hizmetine açsın. Ensar evi yapsın onu. Evinde ilim halkaları kurulsun. Müslüman'ın yazlığı olsun, kışlığı olsun ama gittiği yeri şeriatı ile gitsin. En lüks araçlardan birine binsin binmesine de, o araçla cihad edebilsin, o aracı binsin; araç onu binmesin. Allah yardımcımız olsun, elimizi, ayağımızı korusun.
Allah’ın nimetleri bize haram değildir. Bir müminin dünyadaki en zengin insan olmasında hiç bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan müminin ahiretinden verip dünyadan almasıdır. Buna karşı dikkati olunmalıdır. Haramlardan bir harama bulaştırmayan, farzları ihmal etme nedeni olmayan, insani sorumluluklarımızı ertelettirmeyen bütün nimetler mubahtır. Allah’ın mubah ettiğinden kaçmak da gerekmez. İnsan durması gerektiği yerde durmayı becerebiliyorsa ne güzel, her şeyin en iyisini en bolunu alsın. Nimet kullanımı arttıkça ibadet lezzetini artıramamak, İmkânlar çoğaldıkça mümin kardeşleri ve ilişki yoğunluğunu geliştiremiyor olmak, Dünya bize açıldıkça bizim onu bir imtihan olarak görüp ahirete olan yönümüzü pekiştirmek yerine bize gelen dünyaya ondan daha hızlı yürümek, Mezarlıkları mermerlerle imar etmeyi imanla imarın yerine ikame etmek, Ölümü başkalarının muhtemel derdi gibi görmek, Her geçen yılı, haramları biraz daha helale yaklaştıran bir takvim olarak hissetmek… Bunlar bizi bitirir. Bunlara karşı uyanık bulunan için ise risk henüz yok demektir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadis sahihtir, en muteber kaynaklarımızda bulunmaktadır. Yalnız bu kaynaklar tarandığında, hadisin içinde dikkatten kaçmaması gereken bir gerekçe vardır. O gerekçe de şudur: 'Allah'ın Peygamberinin kızı ile Allah'ın düşmanının kızı bir arada olmaz!' bu gerekçe meseleyi izah etmektedir. Evlendirilmek istenen kız, Ebu Cehil'in kızı idi. Fatıma ile onun bir evde olması ne kadar olabilir bir şeydi? Hadiste vurgulanan budur.Hadisin rivayetlerinde yine dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır, o da sizin sorunuzu izah etmektedir: 'Dikkat edin. Ben helali haram, haramı helal yapmıyorum!' undan da anlaşılıyor ki, buradaki yasaklama çok özel bir durumla sınırlıdır.
Selamünaleyküm. Hicrî 538'de vefat eden Zemahşerî, kendi alanında önemli isimlerden biridir. Tefsir alanında Zemahşerî ismini büyük olarak kabul etmek ve örnek vermek hakkaniyet gereğidir. Ancak her insan için geçerli olan 'hatadan masum olmamak' Zemahşerî için de geçerlidir. Allah ona da bize de mağfireti ile muamele buyursun; i'tizal meyli yani mutezile akımı onda ağır basmaktadır. Ayetler arasında serpiştirdiği i'tizal anlayışını ancak o alanda uzman olanlar ilk okuyuşta anlayabilir. Güçlü dili sayesinde fikirlerini iyi serpiştirmiştir.Kur'an kıraatleri arasındaki tercih cesareti de dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Peygamber aleyhisselam hakkında da bir tefsir kitabında bulunmaması gerekecek düzeyde 'ölçüyü aşmış' sözleri vardır. Bu sebeple de ciddi tenkitler görmüştür. Zehebî, onu anlatırken ilmindeki derinlikten söz etmekle beraber bu yönlerine de dikkat çekmektedir.Bir başka mesele de mevzu hadis konusundaki gevşekliğidir.Bir tefsir kitabı olarak araştırmacılar düzeyinde ikinci derecede önemli bir kaynak şeklinde kullanılabilir. Bir vaiz için ise gereksiz ve zararlı denebilir.Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. İyi bir evde otur. İsraf olmayan ama kaliteli bir ortam oluştur. Evinin fiyatını dert etme. Bulunduğun konumu da Gazze’den daha basit kabul etme. Çocuklarını yetiştir, eşinle mutlu ol. Rabbine tevekkül et. Yapamadıklarınla değil yapmak istediklerinle ilgilen. Dua etmeyi unutma.