Fetva Meclisi
Soru
İnterneti yıllarca kullandım, ne yazık ki ahlak dışı resimler ve aktarımlarım oldu. Ne kadar insanı o ortama benim soktuğumu da bilmiyorum doğrusu. Şimdi tevbe ettim, o dünyadan kendimi uzaklaştırdım. Bir korku beni salmıyor; benim o ortama bulaştırdıklarım benim kullandığım resimleri bilgileri hala kullanıyorlarsa ben ne yaparım kıyamet günü?
Cevap
Benzer fetvalar
Biz şöyle İMAN EDİYORUZ: Günah ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan çok daha büyüktür. Allah’ın affetmediği bir günah yoktur. Yeter ki kul ciddi bir tevbe yapsın. Sonra da tevbesini korusun. Günahın birden çok kere işlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmez. Tevbe bozulmuş tekrar işlenmiş, tekrar tevbe gelmiş, tekrar bozulmuş olması da gerçeğimizi değiştirmez. Bunun aksini düşünmek aklını şeytana kaptırmaktır. Allah hakkında iyi düşünmek imanımızın gereğidir. Zaten başka kapımız da yoktur. Acilen tevbeye yönelin, zamanı iyi değerlendirin, şeytana takılmayın.
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Şeytan, insanı önce günaha düşürmek için uğraşır, sonra da tövbe edemez hâle getirmek için vesvese verir. Senin şu an yaşadığın yoğun pişmanlık ve endişe, aslında imanının bir göstergesidir. Evet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bütün ümmetimin günahları bağışlanır ancak günahlarını açıktan işleyenler hariç. Açıktan işlemek, bir kişinin geceleyin günah işlemesi, sabah olduğunda Allah onun günahını örttüğü hâlde ‘Ben dün gece şöyle şöyle yaptım.’ demesidir. Bu kişi, Allah’ın kendisini örttüğü perdeyi kaldırmış olur.” (Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52) Bu hadis, günahı yaymayı ve normalleştirmeyi yasaklar. Sen bir günah işleyip pişman olmuşsun ve Allah’tan af dilemek istiyorsun. Günahını anlatman onu yaymak ve normalleştirmek amacıyla değilse, tevbeni bozmaz. Asıl mesele, artık tevbeni bozacak şekilde bu günahı işlememeye gayret etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey kendilerine zulmetmiş kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 39/53) Ölmeden önce tevbe edildiğinde Allah, her türlü günahı affeder. Hatta şirk bile işlenmişse, eğer kişi samimi bir tevbe ederse, Allah onu bağışlar. Bundan sonra yapman gerekenler tevbeni yapman, samimi olman; şeytanın vesvesesine kapılmaman; Allah’a yaklaşacak ameller işlemen; imanının kıymetini bilmen ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmemendir. Allah seni affetsin, huzur ve kalp genişliği versin. Korkma, Allah seni affetmeyi senden daha çok istiyor!
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Ciddi bir tevbe et. Tevbeni hayatın, ruhun, havan ve suyun gibi bil. Tevbeni koru. O zamanki namazlarını kaza et. Tekrar böyle bir hatadan koru kendini. Gerisini de Allah’ın rahmetine bırak.
Mümin hata etmemelidir, günah işlememelidir. Günah işlerse hemen tevbe etmelidir. Tevbe edince de tevbesini korumalı ve günahını asla yaymamalıdır. Genel uygulamamız böyle olur. Birilerinin kışkırtmasına gelip eskileri açmayı kabul edemeyiz. Biz tevbe etti isek, Allah da affetti ise durum böyledir. Kimin ne dediğine değil seni yaratanın ne diyeceğine bak!
ahlaksızlık konusundaki diğer fetvalar
Ortada ciddi olmayan bir tutum var demektir. Şahsiyetli bir mü'min bu tür şakaları dahi yapmaz/yapmamalıdır. Eşinizin bir kriz geçirmekte olduğunu zannediyorum. Allah yardımcınız olsun. Sabredin, yıkmaya sebep siz gibi olmayın. Tatlı diliniz en güçlü silahınızdır. Sürekli tartışmamaya çalışın ki inadı artmasın. Belli bir zaman sonra mesela bir yıl sonra dediklerini yapmaya başlayacak olursa siz karşı tedbirler alırsınız. Zannederim eşinizin bir psikologla görüşmesinde fayda olacaktır.
Böyle bir durum bir ahlâk felaketini gösterir. Aile danışmanı ile başlayan bir süreçle destek almalıdır mağdur olan.
Kızım, size dua ediyorum. Allah size sabır versin, sizi korusun, ufkunuzu açık kılsın. Umarım ve isterim ki sen bir kâbus görüp bunları yazmış olasın da baban öyle biri olmamış olsun. Yok, yazdıkların doğru ise Allah babana acilen dönüş nasip etsin. Kızım, bir kere Allah’a çok dua edin. O her şeye kadirdir, babanı da ıslah edebilir. Çok dua edin. Bir de siz babanızı sevmeye elbette mecbur edilemezsiniz ama maddi olarak iyi görünmeye bakın. Ona karşı kusurunuz olmasın. İyiliğinizi kötülükle karşılarsa bu onun vebali olsun. Siz böyle iyi davrandığınız hâlde o ne yaparsa yapsın, ne bedduasından korkun ne de dayağından. İyi bir evlilik fırsatı gelince de evlenin. Annenize manevi destek olmayı unutmayın. Kızım, size dua ediyorum.
Kızım, Allah seni muhafaza buyursun. Aklını ve varlığını korusun. Hem annene hem babana karşı bir kusur işleme. Kötü evlat durumunda olma. Onları sevmek zorunda da değilsin. İyi bir evlilik yapıp kurtulunca onları da unutursun inşaallah.
Annene tavır koy, onu izle, onu ikaz et ama yıkılma. Yer yer tehdit et, babana söyleyeceğini hissettir. Onun için dua et. Bir sen onu kurtarabilirsin, sen de yıkılırsan o gidebilir. Beraberce psikoloğa gidin, annen tedavi olsun.
Ama sen insansın, neden kendini başka mahlûklara benzetiyorsun ki? Ne mutlu sana, sen insansın!