Fetva Meclisi
Soru
Birçok konuşmanızda mü'minin mürşidi kamili olması gerektiğini söylüyorsunuz. Bunun özelliklerini de ayrıca belirtiyorsunuz. İlla gidip bir cemaate bağlanmak ya da bir mürşidin dizinde mi olmak gerekir? İnternet üzerinden mürşidin sohbetlerini dinlemek, takip etmek yeterli olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Elbette şarttır. Allah'ın cennete kabul etme şartı da budur zaten. O mürşid, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun dışındakiler ise hep onun kapısının kapıcılarıdır. O kapıda durma terbiyesini gösterirler. Kapıcısız olmayabilir ama kapıcıyı da ev sahibi gibi görmek yanlıştır.
Hepimiz bir arayış içerisindeyiz; ölmeden de arayışımız bitmeyecektir inşaallah. Arayışı bitenin işi de biter. Sabırlı olun, şeytan sizi yıldırmasın. Bu dünya imtihan yeridir. Kimi yoklukla kimi de varlıkla imtihan olacaktır.Aradığınız mürşid-i kâmil, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Ondan başkasının kimseye kesin bir hayrı yoktur. Zira siz kimi mürşid-i kâmil olarak aradı iseniz o da bir mürşid arayışı içinde olacaktır muhakkak! Hepimiz, Allah'ın rızasını arayan aciz kullarız; hangimizin bilgisi biraz daha fazla ise, heyecanı daha kabarık ise o biraz önümüzde durur o kadar. Meselenin hülasası budur; arayışınız, imanınızdan kaynaklanıyor. Aramaya devam edin, size yakîn gelinceye kadar arayın. İnşallah maksadınıza erersiniz. Çok dua edin, çok Kur'an okuyun, mü'min kardeşlerinizi kıymetli bilin, üzmeyin, üzülmeyin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu hususta size isim vermem mümkün değildir. Şunu söyleyebilirim: Siz, bir mürşit arayışı içinde değilseniz böyle bir zorunluluk yoktur. Zorunlu olan sizin, Allah korkusu ve cennet umudu ile yaşamanızdır. Bunu yapıyorsanız sizin mürşidiniz var demektir. Gereksiz arayış içine girmeyin. Bir ders halkasına katılın, o halkada sizi tatmin edecek şeyleri buluyorsanız mesele tamam demektir. Allah'a emanet olunuz.
Mürşid, kişiye cennete ulaşma yolunda yardım eden önder, rehber demektir. Bizim mürşidimiz Allah'ın bize ve bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği biricik Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Yegâne mürşid odur. Onun dışında kim varsa o, kendisi de bir mürşide muhtaçtır. Onun dışındakiler için mürşid yerine öğretmen demek daha münasip olur. Kim, Allah'ın dinini öğrenmemize, imani konuları, ibadetleri, ahlâkı bilmemize yardım ediyorsa o, bizim öğretmenimiz, yardımcımızdır. O bize öğrettiği için ecir kazanır biz de öğrenip yaşadığımız için ecir kazanırız. Bu kadar net ve kesin bir çizgiyi hayal âlemine taşımaya ne gerek var? Dinimizi zorlaştırmaktan zevk mi alıyoruz? Mesele budur. Abartmayalım, zorlaştırmayalım. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ hepimizi şeriatı üzere kalabilen kullarından kılsın. Âmîn. Özellikle kadınlar arasında “Mü'min Ahlakı” çizgisi üzerinde kalınarak sürdürülebilen muhabbet ortamlarını gayet değerli ve önemli buluyoruz. Zira insanın arkadaş ve sohbet ihtiyacı fıtrîdir. Tabii ve helal yollarla giderilemeyen bu ihtiyaç günümüzde olduğu gibi insandan olmayan metal parçaları ile ve yapay arkadaşlarla giderilmek durumu ile karşılaşılmaktadır. İnsandan daha değerli ve samimi telefonların ve teknik cihazların bulunduğu zannedilmesi böyle bir sıkıntıyı göstermektedir. Belli kurallara dikkat edilerek sürdürülebilecek muhabbet ortamları sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılama veya vakit geçirme ile de sınırlı kalmayacaktır. Belki iddialı bir söz gelecektir size ama iyi biliniz ki sürdürülebilmesi durumunda sağlığımıza ve aile içi muhabbetimize bile olumlu etkisi muhakkak vardır. Ana hatları ile böyle bir beraberlik için şu kurallara dikkat edilmesini tavsiye ederiz: Mü'minin hayatında boş ve karşılıksız bir iş yoktur, olamaz da. Her yaptığı işin muhakkak Allah katında bir karşılığı vardır. O iş sonunda sevap ve azap olarak onu bulacaktır. Böyle iman ediyoruz. Yaptığımız spora veya aile için neşelenmelere varıncaya kadar her işimiz bu kurala dâhildir. Bu nedenle kadın kardeşlerimiz aralarında oluşturacakları muhabbet ortamlarını kesinlikle Allah İÇİN YAPTIKLARI İŞ olarak göreceklerdir. Evet, söz konusu oturumumuz bir Kur'an tilaveti değildir ama mü'min olma ilkelerimizle çevrelenmiş bir iştir biiznillah. Böyle göreceksiniz ki neticesinde sevap kazanın. Ana prensibimiz şudur: Mü'min mü'min ile oturur kalkar. Mü'min olmayanla ise sınırları daraltılmış ve etkilenme riskine karşı tedbir alınmış bir ortamda oturulmalıdır. Mü'min olmayanla oturulmaz demeyiz ama mü'min ile oturulur gibi oturulmaz da deriz. Mü'min olduğu hâlde imanını ötelemiş yani haram işlemekten çekinmeyen insanlarla da oturuşumuz bu çizgi içinde olmalıdır. ZARURİ VE SINIRLI BİR OTURUM! Hiçbir beraberliğimiz: 1- Haram işlenebilen bir oturum olamaz. 2- Annelik ve eşlik görevimizi ihmal etmeye yönelik bir oturum olamaz. 3- İbadetleri ihmal etme nedeni olan bir oturum bizim oturumumuz değildir. 4- Kul hakkına girmemize neden olabilecek bir oturum yapamayız. 5- Asla zaman israfı yapamayız. Evli kadınların eşlerinin üzerlerindeki haklarını yok sayarak bir iş yapmaları dinimizin uyardığı hatalardan biridir. Evinde veya evinin dışında böyle bir toplantıya eşinin olurunu almadan mü'min bir kadın katılmamalıdır. Böyle bir toplantı sebebiyle eşi ile huzuru dağılan bir kadın vebal altında kalır. Kadın ve erkek toplantılarının en riskli noktası hele bu zamanda gıybettir. Gıybete asla aralık bırakmadığınız bir toplantıyı sürdürün. Bir iki kere gıybet, dedikodu, iftira ve özel hayata dalma gibi arıza hissederseniz uyarın, uyarınız işe yaramazsa katılmayın. Aileye özel ve kadına mahrem konular o toplantının hiçbir şekilde konusu olmamalıdır. Yatak odası konusu olabilecek bir konu açıldığında anında susturmalısınız, susturamazsanız toplantıyı terk etmelisiniz. Tarikat, siyaset, özel faaliyet kimsenin kimseyi yönlendirmediği başlıklar olmalıdır. Yönlendirme olursa terk etmelisiniz. Kadınların birbirlerinden etkilenmede hassas oldukları unutulmamalıdır. Birbirini kışkırtma gibi bir durum uyarı konusu olmalıdır. Çocuk eğitimi, aile düzeni gibi konularda kültür aktarımı faydalı bir iş olarak görülmelidir. Mümkünse her toplantı birkaç âyet okunarak başlamalı ve bir hadis şerhi ile beraber kısaca okunmalıdır ki bereket olsun. Vakit hassasiyeti önemlidir. Şu kadar saat için toplanıyoruz diye bilinmeli ve o saat limiti aşılmamalıdır. Toplantı bittiğinde şu dua okunmalıdır: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
İslam'ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü'minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile asla vakit israf etmeyen, Kur'an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur'an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nineniz çocuklaşma sürecine girmiş bir yaştadır. Onu anlayışla karşılayın. Düzeltmeye kalkışmayın. Siz üzerine düşeni nazik bir şekilde yapın. Sonra da onu rahatsız kabul edin. Bir zaman sonra düzelir inşaallah. Gerekiyorsa bir psikoloğa da götürebilirsiniz.
Doktor olarak yazacağınız ilaçta, ilaç firmasının lehine, hastanın veya devletin aleyhine olacak bir reçete yazmanıza neden olması durumunda bu tür ikramlar sizin için caiz olmaz. Böyle bir etkilenmeye karşı kendinizi güvende hissediyorsanız istifade edebilirsiniz.
Bu arada bir hile ve yalan karışmadığı sürece böyle bir ticarette sıkıntı yoktur.
Eğer, kuru bir yer kaldığına kani idi iseniz o bölgeyi yıkamanız gerekiyordu. Yıkadınız ve namazı yeniden kıldı iseniz namaz tamamdır. Namazın yarısını önceki durumla diğer yarısını da yeni durumla kılmanız mümkün değildir. Siz guslünüz eksik olduğuna inandığınıza göre önceki namazı yeniden kılmalı idiniz.
İçeri giren müşteri 'bu mağazada indirim var' diye bilerek girer de siz onun dalgınlığından istifade ederek ona pahalı satarsanız bu kazanca hile karışmış olur. Hileli kazanç da helal olmaz. Müşterinin öyle bir beklentisi yok ve siz pazarlık edene böyle bir indirim yapıyor iseniz bunun için haram diyemeyiz ama mü'min her durumda ilkeli olmalı dememiz gerekiyor.
Gıybet, BİR MÜSLÜMAN’I HOŞLANMAYACAĞI ŞEYLE ARKASINDAN ANMAKTIR. Bu anılan şeyin doğru olması, yapılan işin gıybet olmasını değiştirmez. Doğru da olsa neticede bir Müslüman kişinin onuru zedelenmiş olmaktadır. Müslümanlar olarak birbirimizin canı ve malına karşı güvenli olmak durumunda bulunduğumuz gibi onurlarımız, toplum içindeki kişiliğimiz de korumamız gereken değerler arasındadır. Gıybet, insanların şahsiyetlerini yıpratan bir hastalıktır. Bu nedenle de haram kılınmıştır. Gıybet tam bir kul hakkıdır. Mal çalmayı haram gördüğümüz gibi gıybet etmeyi de haram görmeliyiz. Gıybetten korunmak için iki şeye dikkat edilmelidir: a- Başta İhya-ı Ulumu’d-Din olmak üzere ahlâk kitaplarından birinden gıybet konusunu ders yaparak iyice okumalı, tahlil edip sindirmeliyiz. Tehlikeyi tanıyan biri ondan kaçınabilir. Konu ile alakalı âyet ve hadislerin bilinmesi, aile içinde iyice hazmedilmesi gerekiyor. Gıybet, tipik bir kanserdir. Ne yazık ki, bu kansere karşı tıbbî bir tedbir de yoktur. İmanımız ve titizliğimiz bizi bu hastalıktan koruyabilir. b- Gıybet ve benzeri hastalıkların en önemli nedenleri arasında BOŞ VAKİT bulabiliyor olmak vardır. Vakti kendisine yetmeyen insanlar gıybet ve benzeri yanlışlardan daha kolay korunabilirler. Vakit doluluğu denebilecek bir yaşam tarzı oluşturmalıyız. Allah yardımcımız olsun.