Fetva Meclisi
Soru
Riyazu's Salihin'de geçen bir olay var; Üç sahabe cihada sebepsiz yere çıkmıyorlar ve sonra Rabbimizden gelen vahiy üzere eşleri de onlar affedilene kadar yanlarında bulunmuyor. Açıklama kısmında eşte münafıklık alameti bulunursa eşinin ona helal olmayacağı yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Şimdi bu olayı okuduğumdan beri kafama takılan bir şey var ki o da şu; Gönüllü olmasa da tağutu tağut bilse de askere giden adam ile eşinin nikahı bozulur mu? Evvela şunu bilelim: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin 'sen şöyle oldun!' şeklindeki hükmünü verebileceğimiz net bir bilgi bizim için hiçbir zaman geçerli değildir. Dolayısıyla böyle bir hükme varmak da mümkün değildir. Hadi tağutun tağutluğu kesin bilindi diyelim. Müslüman'ın: 'Ben, Allah'ın Şeriatı yerine bu tağutun hükmünü kabul ediyorum.' dediğini veya kalbinden bunu geçirdiğini nasıl bileceğiz? Biz zahire göre hükmetmeye mecburuz. Kalplere yönelik kararlar tehlikelidir. Aman dikkat edelim. Allah ayağımızı sabit kılsın.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Size en yakın müftülüğe giderek yüz yüze izah etmelisiniz bu meseleyi. Zira size sorulması gereken sorular var.
Vahyin ilk indiği yıllara ait tek tek gelen hükümlerin zamanını düşünmelisiniz. Şimdi ise bir bütün olarak dinimizin tamamı elimizdedir elhamdülillah. O zamanki şartların değiştiğini gören sahabiler ilk zamanlarda sakladıklarını son günlerinde tebliğ etmiş oldular. Ara vakitleri kendinizi kültür ve fizik çalışarak da olsak dinçleştirerek, abdest alarak, bir âyet veya hadis ezberleyerek değerlendirmeye çalışın.
Selamünaleyküm. Bunun adına fitne diyebilirsiniz. Siz de anlıyorsunuz ki, ne yaparsanız yapın huzurunuzu kaçıracaksınız. Siz de samimi bir şekilde huzurunuzun bozulmasını istemiyorsanız kadına hakaret içerikli sözler sarf edin sizden soğusun aksi takdirde sizin de gevşek olduğunuz anlaşılacak. Şahitlere 'gizleyin' dediğinizde onun adı şahitlik olmaz. Nikâh da nikâh olmaz. Bile bile sürüklenmek böyle oluyormuş demek ki!
Selamünaleyküm. 'İslam Devleti' olmayı kabul etmeyen bir devlet elbette, bir Müslüman'ın 'devletim' diyebileceği bir devlet değildir. Bir de İslam ile savaşma durumu varsa söylenecek söz yoktur. Bu durumda Müslüman, ister imam olsun ister başka bir vasıfta biri, o devleti hak ve uygun buluyorsa yani içinden benimsiyorsa, onaylıyorsa onun arkasında gerçekten namaz kılınmaz. Böyle değil de şartların getirdiği bir zorunluluk olarak görüyor ve daha iyi bir durum için gayret ediyorsa 'tağutun adamı' olarak gösterilmesini kabul edemeyiz. Zira tağutun adamı olmak, dinden çıkmaktır. Allah muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadis sahihtir, en muteber kaynaklarımızda bulunmaktadır. Yalnız bu kaynaklar tarandığında, hadisin içinde dikkatten kaçmaması gereken bir gerekçe vardır. O gerekçe de şudur: 'Allah'ın Peygamberinin kızı ile Allah'ın düşmanının kızı bir arada olmaz!' bu gerekçe meseleyi izah etmektedir. Evlendirilmek istenen kız, Ebu Cehil'in kızı idi. Fatıma ile onun bir evde olması ne kadar olabilir bir şeydi? Hadiste vurgulanan budur.Hadisin rivayetlerinde yine dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır, o da sizin sorunuzu izah etmektedir: 'Dikkat edin. Ben helali haram, haramı helal yapmıyorum!' undan da anlaşılıyor ki, buradaki yasaklama çok özel bir durumla sınırlıdır.