Fetva Meclisi
Soru
Hocam kadın boşanmada talak hakkı alabilir mi? Alırsa kaç tane alır ve gerçek boşanma için hangi cümleleri kullanabilir? Erkek de bunu kabul etmezse boşanmış olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu istemenizi size tavsiye etmeyiz. Bile bile fitnenin üstüne gitmiş olabilirsiniz. Hanefi mezhebi fukahasına göre bir kadın evlilik nikâhı akdi esnasında “boşama hakkını istiyorum” diyebilir. Erkek de “kabul ediyorum” derse, kadın istediği zaman kendisini boşayabileceği hakkı sahiplenmiş olur. Kadının boşama hakkına sahip olması erkeğin bu hakkının iptal edilmesi anlamında değildir. Yani erkeğin boşama konusunda bütün yetkisi iptal edilmiş gibi olmaz. Sadece kadın da boşama hakkına sahip olur o kadar.
Bir erkeğin eşini boşamasına TALAK denmektedir. Talak erkeğin hakkıdır. Erkek bu hakkı üç kere kullanabilir. Birinci ve ikinci kullanımında geri dönme yani yaptığı talakı geri alma hakkı vardır. Üçüncü talakı kullandıktan sonra ise geri dönme hakkı yoktur. Üçüncüden sonra aynı kadınla tekrar evlenebilmesi için o kadının başka bir erkekle normal bir evlilik yapması ve ondan da hileli olmayan bir şekille boşanması gerekir. Bu süreçten sonra tekrar ilk kocası ile yeniden evlenebilir. Elbette bunun şartları vardır. Bakara suresinin 228.ayeti bu hususu beyan etmektedir. Talakın nasıl olacağına dair ayrıntılara girmeden sorunuzun cevabı olan bölümü sadece bu ayetten alarak şunları tespit edebiliriz: a- Erkek kendisi boşama yapmış ise yani bir mahkeme kararı ile boşanmış değillerse, b- Talak birinci ve ikinci talak ise, c- Kadın, talak sözü kullanıldıktan sonraki bekleme süresi olan İDDET süresinde ise ki bu süre kadının üç kere ay başı olması durumudur, d- Erkeğin kadına işkence yapmak gibi bir kastı yoksa ki bunu bilirkişi veya hakem ya da mahkeme tespit edebilir. Bu ilkeler dâhilindeki bir boşamayı erkek geri alabilir. Kadının da buna itiraz hakkı yoktur. Genel hüküm böyledir. Bu talak çeşidine RİC’İ TALAK denmektedir. Elbette talak konusunun sadece bir paragrafı denebilecek kadar kısa bir bölümünü oluşturmaktadır bu başlık. Diğer ayrıntıları için muhakkak ehline sorulması gerekir.
Evet, bazı fakihler kadının nikâh akdi esnasında “boşama hakkını bana devretmen şartı ile” diyebileceğini söylemişlerdir. Erkeğin de kabul etmesi durumunda boşama yetkisi kadının elinde olmuş olur. Böyle bir uygulamanın arı kovanına çomak sokmaktan başka bir işe yaramayacağını da bilmenizi isteriz. Ailenizi ifsat etmek isteyen şeytanı erkenden uyandırmış olursunuz sadece.
Boşanma olmaz. Boşanma olmaz. Boşanma olmaz. Boşanma olmaz.
Nikâh meselesi gayet ağırdır. Erkeğin kadına vekâlet veya yetki vermesi mümkündür. Verilen yetki ne kadar ise kadın onu o kadarı ile kullanabilir. Ne anlaşmıştı iseniz o şu anda geçerlidir. Sizin talakı kullanmanız gibi bir kullanma olmuştur şu anda. Meseleyi bir müftünün huzurunda konuşmanızı tavsiye ederiz size. O zamana kadar da eşinize karşı ihtiyatlı olun.
Kadını erkek boşayabilir. Kadının boşanması ise ancak mahkeme kararı ile olur. Erkek boşadığında üç hayız dönemi bekler. Boşama esnasındaki duruma göre de bir talak mı üç talak mı olduğu değişir. Yalnız bu durum erkek içindir, kadın boşama yetkisini kullanamaz.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Bu soruya cevap verilebilmesi için verdiğiniz bilginin eksik olan kısımların tamamlanması gerekir. Buna göre erkek karısına boşama yetkisini nikâh akdinden önce, "evlenirsek kendini boşayabilirsin" derse veya nikâh esnasında kadın ilk olarak "istediğimde seni boşamak şartıyla evlendim" deyince adamın kabul etmesi veya nikâhtan sonra erkeğin karısına boşama yetkisi vermesiyle kadın boşama hakkına sahip olur. Aksi takdirde olmaz. Yukarıda verilen bilgilere göre kadın talak hakkı almışsa kocanın karısına boşama hakkını veriş şekli muteberdir. Buna göre de bâin olabilir, ricî boşama olabilir, bir kere boşama olabilir, kadının tekrar boşama hakkı olabilir... (Soruda bu bilgi verilmemiş. Kocanın kadına bu hakkı verirken ne dediği bilinmiyor?) Özetle bu konu biraz girift/karmaşık/çok kurallı olması münasebetiyle muhatabı olan kimseler beraberce en yakın müftülüğe giderek yüz yüze çözüm aramaları en doğru olandır. Aksi takdirde eksik bilgi farklı bir fetva verilmesine neden olacaktır. Allah yardımcıları olsun.
İki tarafın dinlenmesi gereken bir meseleye cevabı, sizin verdiğiniz bilgi çerçevesinde yazmam sizi haklı gördüğüm anlamı taşımamalıdır. Sorunuzun hem hukuki hem de dini boyutları olan karmaşık bir meseledir. Sorunuzu ve sorununuzu olabildiğince anlaşılır hale getirerek madde madde cevap vermeye çalışacağım. Boşanma sürecinde erkeğin kadın üzerindeki sorumlulukları devam eder. Bu, iddet süresi boyunca nafaka verme yükümlülüğünü de içerir. Ancak iddet süresi tamamlandıktan sonra (evliliğin sona ermesiyle), nafaka sadece çocuklar için geçerli olur. Boşanma gerçekleştikten ve iddet bittikten sonra eşinizin evde oturmaya devam etmesi için gereken altyapı hizmetlerini (abonelikler) sizin sağlamanız yönünde bir zorunluluk yoktur. Bu durum mahkemeye bildirilmiş ve mahkeme de bu konuda sizi yükümlülükten muaf tutmuşsa, dinimiz açısından da zaten sizden fazladan bir sorumluluk beklenmez. Dinimizde, bir kişinin kendi mal varlığıyla ilgili tasarruf hakkı vardır. Abonelikleri kapatacağınız vakit mağduriyet oluşturmamak adına durumu eski eşinize önceden bildirmeniz, hak ve hukuka uygun bir tavır olacaktır. Bu süreçte bir aile danışmanından veya dini danışmandan destek almanız faydalı olabilir. Çünkü hem hukuki hem de psikolojik yönü ağır bir süreç yaşıyorsunuz. Dua ve sabır, bu tür sıkıntılı süreçlerde önemli dayanaklar olabilir. Zira Allah sabredenlerle beraberdir.
Sorunuz oldukça anlamlı ve derin bir konuyu ele alıyor. Buna birkaç gerçeğe yer vererek cevap vermeye çalışacağım: Dinimizde soy üstünlüğü meselesi, Allah katında bir değer ifade etmezken, maalesef toplumsal algılar ve uygulamalar açısından tarih boyunca devamlı etkili bir faktör olmuştur. Soy üstünlüğü, İslam’ın geldiği dönemde Arap toplumunda çok güçlü bir gelenekti. Kişiler, hangi kabileden geldiklerine göre değer görür, evlilikler ve statüler buna göre belirlenirdi. İslam bu anlayışı yıkmak için çok çaba sarf etti. Fakat bu tür toplumsal algılar bir anda değil, zamanla değişir. Peygamber Efendimiz (aleyhisselam), Zeyd b. Harise (radıyallahu anh) ile Zeyneb bint Cahş (radıyallahu anha) evliliğini, "soy ve statü farkının evlilikte bir engel olmaması gerektiğini" göstermek için teşvik etti. Zeyd (radıyallahu anh), kölelikten azat edilmiş biri olarak Arap toplumunda düşük bir statüdeydi. Zeynep (radıyallahu anha) ise Kureyş’in asil bir ailesindendi. Bu evlilik, "soy üstünlüğü" algısına bir darbe vurmayı amaçlıyordu. Ancak bu evlilik, uyumsuzluk sebebiyle boşanmayla sonuçlandı. Zeynep bu evlilikten memnun değildi ve farklı karakter yapılarına sahiptiler. Kız çocuklarını gömme gibi uygulamalar, bireysel birer fiil olduğu için bir anda terk edilebilmiştir. İnsanların Allah’a olan korkuları ve ahiret inancı bu tür somut yanlışları bırakmalarını kolaylaştırmıştır. Soy üstünlüğü ise, toplumsal statü ve düzenle doğrudan bağlantılı olduğu için daha derin bir dönüşüm gerektiriyordu. Bu tür algılar, eğitim ve zamanla değişir. Müslüman olarak şunu anlamamız ve gerçekleştirmemiz gerekir: Allah katında üstünlük takva ile ölçülür. Soy veya kabile farkı Allah’ın nazarında hiçbir değer taşımaz. Toplumsal algılar zamanla değişir. İslam’ın soy üstünlüğüne karşı verdiği mücadele, bireysel fiillerden çok daha karmaşık bir dönüşüm gerektiriyordu. İnsanlar arasında dış görünüş veya soy algısı olabilir. Fakat bu sizin inanç ve değerlerinizi etkilememelidir. Peygamberimizin örnekliği, her insanın eşit olduğunu vurgulamaktadır.
Kıymetli kardeşim, evet kocanız bir hata etmiş, tevbe etmesi ve bu günaha bir daha dönmemesi gerekir. Fakat siz de eşiniz de dâhil olmak üzere gizli şeyleri araştırmamayı kendinize ilke edinin. Eşinizin beyanını esas kabul edip ona inanın. Onu affedin ve ailenizdeki mutluluk ve huzuru arttırmak için daha aktif bir yol tutmaya çalışın. Allah'a emanet olun.
Sana şunu sorayım: Her gün şu kadar insan yollardaki kazalarda ölüyor. Birimiz çıkıp “çok kaza oluyor, trafiğe çıkmayalım” diyor muyuz? Böyle diyeni ve dediğini yapabileni gördün mü? Ne görebilirsin ne duyabilirsin. Çünkü bu çıkış hayatın akışına terstir. Trafikten kaçmak çare değildir, tedbir alarak yola çıkmak ve hedefimize yürümek şarttır. Siz de böyle yapın.