İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam “Yapay zekânın karar verme” süreçlerinde kullanılması, adalet ve etik açıdan hangi dini prensipler göz önünde bulundurulmalıdır?

Cevap

Yapay zekâ kullanılırken: Doğruluk, Vefa, Helal olmak, İnsana eziyet etmemek, Adalet, Haktan yana olmak, Ahiretteki hesabı dikkate almak, Zamanın değerini takdir etme, Ahlâk ve Kul hakkı hassasiyeti üzerine kullanılmalıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapay zekâ Allah Teâlâ’nın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biri olacağa benziyor. Henüz tam yaygınlaşmamış ise de çok geçmeden hayatımızın bir parçası olabileceğini umuyoruz. Şunu bilmeliyiz: Allah Teâlâ’nın hiçbir nimeti sıfır sorunlu değildir. Her nimet beraberinde belli sorunlar da getirir. Müslüman iyiden kötüyü ayıran biri olduğu gibi iyinin en iyisini, kötünün de en az zararlısını ayırabilen insandır. Teknolojiyi kullanmakla ona esir olmak arasında bir denge kurulamadığı sürece kendimizi zarar ediyor kabul etmeliyiz. Yapay zekânın dine hizmette özellikle de hoca durumunda olanlar tarafından muhakkak kullanılması gerekir ama bu kullanma bizi asıl vazifemizden uzaklaştırmadan olmalıdır. Yapay zekâ, dine hizmette vakit tasarrufu, kaynak çokluğu, dil farkı engelini kaldırma gibi fırsatlar getirebilir. Daha çok insana ulaşma, yöre farklarının insana ulaşmada engel olmasını giderme, başka tecrübelerden daha çok istifade etmeyi de beraberinde getirecektir biiznillah. Yapay zekâ kullanımı bizi ana çizgimizden uzaklaştırmamalıdır. Bunun için de yapay zekâ kullanırken: İhlasımızın erimemesine, Onunla yaptığımız işin şeriatımıza uygunluğuna, Yapay zekânın kullanılması bir başka sakıncaya neden olmamasına, Yapay zekâ kullanmanın işimizde kaliteye vesile olmasına, Yapay zekâ ile insanların anlama düzeyini aşarak iş yapıp gayemizi yitirmemeye, Özellikle telif hakkı gibi hakları kollamaya özen göstermeye dikkat edilmelidir.

Hocam dini hizmetlerde yapay zekâ kullanılabilir mi, buna nasıl bakıyorsunuz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapay zekâ adeta bir tüzel kişiliktir. Mükellef bir şahsiyet değildir. Yapay zekâ ile her ne yapılırsa faydalı veya zararlı onun artısı da eksisi de yapay zekâyı kullanana aittir. Müslüman “yapay zekâ yaptı” türünden bir gerekçeye sığınamaz. Bugünkü hukuk sistemi de bunu kabul etmez.

Hocam yapay zekâ tarafından üretilen sanat eserleri ve yazılımlar, İslam’da yara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tam anlamıyla bir KUL HAKKI ihlalidir. Kul hakkı dünyada suçtur ahirette ateştir. Cehennem Allah’a şirkten sonra en çok kul hakkı sorunu olanlarla dolacaktır. Mü'min insan asla kul hakkı olan bir işi yapmaz. Bu espri için de olsa aynıdır. Zamanımızın getirdiği her şeyi almak ve benimsemek zorunda değiliz. Teknoloji veya başka bir gelişme bizim için zarar veriyorsa ya da bir bölümü zarar veriyorsa ona karşı tavrımız olmalıdır. İmanımız bizi buna sevk etmelidir.

Hocam bildiğiniz üzere yapay zekâ kullanımı çok ciddi anlamda yaygınlaştı ve kol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Normal basılı bir kitap da bir noktada böyle bir sorun oluşturabilir. Allah’ın dinine karşı sorumlu olan insandır. İnsan onaylar ve muteber olur. İnsandan öncekiler için sadece bir proje niteliği vardır diyebiliriz.

Hocam yapay zekânın dini içeriklerin doğruluğunu ve güvenilirliğini kontrol etme
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kitabın üzerinde “bu kitabı yapay zekâya okutamazsınız...” türünden yasal bir uyarı eklenmemiş ise yaptığınızda sakınca olmaz. Zira yapay zekâ artık hayatımızın bir parçası olma yolunda hızlıca ilerlemektedir, ondan uzak kalamayız, eline esir düşemeyiz.

Hocam satın aldığım bir kitabı yapay zekâya taratarak, içeriğindeki bilgileri iş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir hizmette kullanılabilir ama asla son sözü söylemiş kabul edilemez. Yetkili insandır. O ortaya çıkan bilgi yetkili insanın önüne konur ve insan onaylarsa geçerli olur.

Hocam yapay zekânın, dini metinlerin (örneğin Kur’an-ı Kerim ve hadislerin) daha

adalet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapay zekâ veya başka bir teknolojik gelişme iş gücü, işçi, işveren çerçevelerini daraltabilir veya genişletebilir. Bu nedenle insanlığın önündeki teknoloji nimetini ihmal etmesi gerekmez. Bu gelişme beraberinde işçilerin aleyhine bir iş daraltması getiriyorsa başka bir gelişme de yeni yeni iş alanları oluşturuyordur. İnsan oturmakla değil çalışıp üretmekle yükümlüdür. Bir hayat mücadelesi yapıyoruz. Bu mücadelede sıkıştığımız yerde teslim olmak hakkımız değildir. Kendimize yeni alanlar açmak ve sürekli bir nokta daha ilerisini hedeflemek durumundayız. Müslümanlığımız bunu gerektiriyor. Şüphesi bireylerden çok devletlerin bu gelişmeye karşı vatandaşlarını kollamaları gerekecektir. Bireyler bu alanda daha sınırlı ve yetkisiz durumdadırlar.

Hocam yapay zekânın iş gücü piyasasında yarattığı değişiklikler ve otomasyonun e
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanın bakmakla yükümlü olduğu bekâr çocuklarıyla umreye gitmesi diğer evli çocuklarına karşı bir haksızlık sayılmaz. Babanın evlenmiş, yuvalarını ayırmış çocuklarına bu tür özel harcamalar yapma sorumluluğu yoktur. Yalnız baba evindeki çocuğuna kayda değer mal verirse bu adaletsizlik olur. https://fetvameclisi.com/fetva/577-cocuklara-harcama-yaparken-esit-mi-yoksa-adaletli-davranmak-mi-gerekir

Hocam bir anne babanın, evdeki bekâr çocuğu ve evli çocukları arasında eşit davr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne de baba gibi verirken adil olmak zorundadır. Gelinlerini beğenmesine göre bir tercih yaparsa zulmetmiş olur. Zulmü de haramdır.

Hocam baba evladına daire ve benzeri şeyler verirken adil olması gerekir diye bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size arkadaşlarınızı terk edin veya etmeyin dememize gerek yok, siz ateşin eteklerinizi nasıl kavradığını görmüşsünüz. Allah Teâlâ sizi de bizi de cennetlik kullarından etsin. Samimi ifadelerinize binaen size cennet ve kadın ifadelerinin nasıl kesiştiğini maddeler halinde özetlemeye çalışayım: Mü'min şuna iman eden insandır: Allah’ın adaleti tamdır. Allah kullarına asla zulmetmez, hiç zulmetmez. Allah HAKÎMDİR/her şeyi yerli yerinde yapar. Allah RAHÎMDİR/kullarına onların hak ettiğinden fazlası ile rahmet eder. Allah Teâlâ cenneti mü'min olan erkek ve kadın kullarına vaat etti. Cennet erkek ve kadın için ortak vaat ise cennetteki bütün nimetler de erkek ve kadına ortak vaattir. Âl-i İmran, 195; Nisa, 124; Nahl, 97; Ğafir,40; Tevbe72; Ahzab, 35; Feth, 5; Hadid, 12 âyetleri incelendiğinde bu büyük hakikat çok rahat anlaşılacaktır. Cennette en büyük nimet, nimetlerin sultanı Allah Teâlâ’yı görmektir. Bunda da mü'min cennetlik kadınlar erkeklerle aynıdırlar. Asıl olan cennete girebilmektir. Mü'min, cennet gibi bir nimete erdikten sonra oradaki bir meyve ağacına, kime ne fazla verildiğine takılıp kalabilir mi? Ebedi cennet hayatının yanında nedir konuşulmaya değer olabilecek? Şeytanın insanı imandan çıkarma hamlesinin bu kadar açık başka bir örneği olabilir mi? Mesela erkeklere huriler vaat edildi; huri vaadi olmasa idi erkekler ibadet etmeyecek, şehit olmak için gayret etmeyecek miydi? Cennete girmek, Allah’tan razı olmak için yeterlidir. Allah razı olmuş cennete koymuştur, kul da cennete girince razı olmuştur. Bunun ötesinde hangi söz konuşmaya değer bir söz olabilir? Üzüntünün olmadığı diyar olan cennette kime ne verildiği mi dert olacak mü'min kadına? Eyvahlar olsun ki, mü'min kadınlar cennette bulaşık yıkayacaklarını, çamaşırları onların kurutacağını, misafirleri gelince yorulacaklarını, erkeklerin onları ezebileceğini zannediyorlar! Eyvahlar olsun, mü'min kadınlar cenneti yazlık yeri zannediyorlar, eyvahlar olsun! Şu da bilinmelidir ki: Allah Teâlâ erkeklere neler vereceğini yazdı kitabında ama cennetlik mü'min kadınlara erkeklere vaat ettiğinin muadilini yazmadı. Neden? Çünkü mü'min kadınlar hayâ sahibidirler, onların adına benzer şeylerin zikredilmesi onları hayâları nedeniyle incitebilir. Onların ödüllerini o muhteşem güne sakladı Allah. Şimdi ise Müslüman kadınlar ne konuşuyor, eyvah hâlimize demeyelim mi bacım?

Hocam bir arkadaş ortamında şöyle bir tartışma yaşandı ve ben imanım açısından n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimize göre hediyeleşmek mendub bir iştir yani hoş görülmüş ve teşvik edilmiştir. Hediyeleşmenin ana gayesi de insanlar arasındaki muhabbet ve sosyal ilişkilerin güçlenmesi olmalıdır. Hediyeleşmeye mahsus hükümler de vardır. Hediyeleşmek bir veren bir de alanın bulunması ile mümkündür. Kendisine hediye verilen verileni almadıkça hediye gerçekleşmez. Çağdaş teslim yöntemleri ile de hediyeleşme gerçekleşebilir. İnsan kendisine ait olanı hediye edebilir. Başkasının malından veya kamu malından hediye verilemez. Hediyenin de dinen mal kabul edilebilir bir şey olması gerekir. Borçlu alacaklıya hediye veremez, aksi olabilir yani alacaklı borçluya hediye verebilir. Baba ve annenin çocuklarına vereceği hediyelerde adaleti gözetmesi gerekir. Müslüman kâfire kâfir Müslüman’a dinen sakıncalı olmayan bir nesne olmak kaydı ile hediye verebilir. Kâfirlerin dini bayram ve günlerinde onlara hediye vermek veya o güne mahsus hediyelerini kabul etmek caiz değildir. Ancak onlardan gelecek bir hediye de din ve itikatlarına teşvik nitelikle bir durum oluşmuyorsa hediyeleri alınabilir. Nişanlılar arasındaki hediyeler ayrılma durumunda geri istenebilir. Tüketilen bir şey ise o istenmez. Eşlerin birbirlerine verdikleri hediyelerde daha sonra geri almak yoktur. Belli bir imza yetkisi taşıyan memur ve yöneticilerin makamlarında bulundukları sürece hediye alması genel olarak sakıncalı görülmüştür.

Hocam hediyeleşmenin dinimize göre durumu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Baba, çocuklarından birine borç verdiğinde o borcu silebilmesi için diğer çocuklarının rızası gerekir. Çünkü bu bir hibedir, hibede adalet gerekir. Babanın dardaki çocuğuna yardımcı olması ise bir nafakadır. Nafaka ihtiyaca göre verilir. Mesela evlenen çocuğuna yardım etmesi babalığı gereğidir. Okula giden çocuğuna çanta alması gibi kabul ederiz. Ev almadaki borç ise sadece borçtur, geri alınacaktır, alınmazsa herkese aynısı verilmelidir.

Hocam ev alabilmek için babamdan borç aldım. Bir zaman sonra babam bu borcu silm

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.