Fetva Meclisi
Soru
Hocam İstanbul'da çalışıyorum. Ailem burada değil. Yirmi yaşında bir erkek kardeşim var ve bir sevgilisi olduğunu biliyorum. Sevgilisi İstanbul’da yaşıyor. Bazen hafta sonları onu görmek için İstanbul’a geliyor. Cumartesi akşamı yanıma geliyor, gece benimle kalıyor ve pazar sabahı sevgilisinin yanına gidiyor. Bazı durumlarda ise benim yanıma hiç uğramadan, pazar sabah erkenden İstanbul’a gelip direkt sevgilisinin yanına gidiyor. Kardeşim haram bir ilişki içinde olduğu için bu durum beni rahatsız ediyor. Ancak kardeşim olduğu için “yanıma gelme” diyemiyorum. Bu durumda benim bir mesuliyetim var mı? Onu evimde ağırladığım için vebal altında kalır mıyım? Ne yapmam gerektiği konusunda kararsızım. Bana nasıl bir yol izlemem gerektiği hakkında tavsiye verir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim, sonunda evlilik düşünmediğin bir ilişki bir oyalanmadır ve kötü niyetlidir. Bunun caiz olmadığı gün gibi açıktır. Sonunda evlilik niyeti taşıdığın ilişkilerinin de ciddi bir şekilde sürmesi icap eder ki bu da aileleri devreye sokup görüşmenin kurallarını gözeterek, gerekli istişareleri istişareye ehil kişilerle yaparak ve bu süreci çok uzatmayarak olur. Allah'a kul olma gibi sorumluluğumuz olduğunu unutmadan bir yol yürümemiz gerekiyor. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bir bayan olarak böyle bir sorumluluğunuz olmaz. Evinizin söz sahibi eşinizdir, o kabul ederse siz de kabul edebilirsiniz.
Bir kadının evinde yalnız kalmasını istemesi dinimizin ona verdiği bir haktır. Bilhassa kayınbirader ile aynı evde kalmayı istememesi en tabii hakkıdır. Buna itiraz etmemelisiniz. Siz hatalısınız. Evlenin, ayrı bir eve açılın. Rızıktan korkmayın.
Zulme ve harama kaymadığınız sürece değerli bir mesleğiniz vardır. Allah yardımcınız olsun. - Sizin bu durumunuzu ve mesleğinizin gereklerini bilen bir adayla evlenmelisiniz. - Evleneceğiniz hanımın sizden doğacak boşlukları doldurma kabiliyeti olmalıdır. - Kendinizi yalnız hissetmeyeceğiniz bir mü'min kardeş çevresi muhakkak bulmalısınız. Bunun da kıymetini bilmelisiniz. - Asla umutsuz olmayın, imkânsız değildir aradığınız. Şeytan sizi ürkütmesin. Sabredin ama ihmal etmeyin. Dikkatli olun ama ürkmeyin. Umutla ve ciddi bir arayışla yola devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Mevcut ortamın getireceği sonuç buydu zaten. Allah yardımcınız olsun. Bu noktada sertlikle yapabileceğiniz bir şey yoktur. Kardeşinizin gönlüne girerek, tatlı konuşarak ve uzun zamana yayarak nasihat etme yolunu tercih edin. Daha çabuk etki edersiniz. Onu gizli iş yapmaya itmeyin.
Yaşın “eyvah” denebilecek bir yaş değildir. Daha yolun en başındasın, geç kalman söz konusu değildir. Madem tertemiz ve sorunsuz olmaya ahdettin, bozma bunu. Öyle kal. Meryem gibi kal. Allah için ise asıl gayen, bırak Allah için gerekiyorsa kırk yıl bekâr kal. Kızım, ebediyen zarar görmezsin lekesizlikten. Kader sana öyle güzel nasipler hazırlar ki sen aramakla onları bulamazdın. Şeytan seni sabırsızlıkla yıpratmaya çalışıyor, diren şeytana karşı, dik dur. Allah yardımcın olsun.
günah konusundaki diğer fetvalar
Bir çaresi yok bunun, bin kere yıkıldığın yerde bin birinci kere ayağa kalkacaksın. Hayat böyledir, yıkıldığın yerde yığılıp kalırsan bitersin. Diren ve dikil sonra da yürü. Allah yardımcın olsun.
Tevbe her zaman lazım. Ama dini konularda takıntı yaşıyorsanız bir anormallik belirtisidir. Bu psikolojik bir rahatsızlık veya bilgisizlikten kaynaklanabilir. Her hâlükârda bu sorunu çözmeniz gerekir.
Kişinin işlediği günahın hatalı olduğunu bilip nefsine mağlup olarak yapması imanını zedelemez. Fakat ahiretin sıkıntılarından kurtulmak için Allah'ın emanet ettiği vücudu da korumak gerekir. Genç kardeşim, içinde bulunduğun yaşamı asla kabullenme. Bu bağımlılığından kurtulmak için çaba göstermelisin. Bunun için de yetkililerden yardım istemelisin. Bak o vakitte Allah sana nasıl yardımlar edecek, önündeki engelleri aşmanı sağlayacak. Vazgeçme, kararlılıkla bu girdaptan kendini kurtar. Sana yapacağım bu duayı her gün sen de kendine yap. "Allah'ım seni seven bu genç kardeşimi yaşadığı bu bağımlılıktan kurtar. Ona bir çıkış yolu göster."
Fıkıhta önemli kaidelerden biri şudur: “Alınması haram olan şeyin verilmesi de haramdır.” Bu kaideye göre de faiz almakla vermek aynı olur. Rüşvet vermekle almak aynı olur. Müzik aletlerinin kullanılması ve satılması aynı olur. Kullanılması caiz olmayan altın ve gümüş kapların Müslüman’a satılması ile onu Müslüman’ın alması aynı olur. Haram mevzular ihtiva eden kitapların yazılması ve okunması aynı olur. Alkol kullanılması ve üretilip satılması aynı olur. Domuz üretilmesi ve satılması aynı olur. Put olarak kullanılacak şeyin üretilmesi ve satılması aynı olur. Harama hizmet olan her şey haram olur. Haram olan bir ameliyatı yapan doktorun yaptığı da haram olur. İnsan organı üzerinden ticaret haram olur.
Böyle bir gerekçe ile oruca niyet etmemek olamaz. İş yoğunluğu oruca mani değildir. Evet, niyet etmezseniz kefaret değil kaza etmeniz gerekir ama büyük bir günaha girersiniz, hayatınızın bereketini giderirsiniz maazallah.
Bu sözün, kullanılması abes bir söz olacağı kesindir, kullanılmamalıdır. Kullanıldığında ise kastın bir inkâr niteliği taşımayacağı da bellidir. İstiğfar edilmesi yeterlidir.