Fetva Meclisi
Soru
Hocam ülkemizde malûm eğitim sistemi en baştan en sona kadar karma tipte bir modele sahip. Müslüman erkek ve kadınların da kadın erkek karışık meclislerde bulunması caiz değil diye biliyorum. Bu durum karşısında Müslüman erkek veya kadın nasıl bir yol izlemeli?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Şunu ebedî bir kanun olarak bir kenara yazmalısınız: Mü'min, Rabbine kavuşuncaya kadar imtihan için yaşadığı bir dünyadadır. Gündüz veya gece, yaz ya da kış, kadın veya erkek, genç ya da ihtiyar.. değişen bir şey olmaz. İmtihan imtihandır. Evde ya da fakültede, tarlada ya da dükkanda… bizi murakabe eden melekler aynı değil mi? Eğer bir yer, din adı taşıdığı hâlde dinin en hassas ilkelerini zedeleme nedeni oluyorsa bu ateşe karşı benzinle imtihan olmak demektir. Mü'min kimliğinizi korumaya mecbursunuz. Orada veya başka bir yerde, ölçünüz iman ettiğiniz Şeriat’ınız olmalıdır. Bayan erkek ilişkisi ile ilgili kuralları orada işletmeniz imanınızın gereğidir. Sakın zaruret kelimesini gevşetmeyin. Size bir önemli tavsiye daha yapabilirim: Orada erkek kadın ilişkileri açısından dikkat ettiğiniz kadar bayan bayana ilişkiler açısından da dikkatli olmalısınız. Erkek tehlikeli olduğu kadar erkekleşmiş bayan da tehlikeli olur. Buna da dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
Kelimenin tam anlamı ile bir fitne zamanında yaşıyoruz. Kadın için de erkek için de zaman fitne zamanıdır. İmanımızı ve iffetimizi korumak asıl cihadımız olmuştur. Ne yazık ki asıl vazifemizi unutmuş gibi bir hayat yaşamaktayız. Bu nedenle İstanbul veya başka bir şehirde ya da köyde yaşayan mü'min insan bu hassasiyeti koruyarak yaşamak zorunda olduğunu bilecektir. Bunun için: Gereksiz yere gezmeyi, çarşı pazarda dolaşmayı risk almak olarak göreceğiz ama Allah’ın nimetlerinden kendimizi mahrum etmemizin de gereği yoktur. Kıyafetimizi ve diğer bize görev olarak düşen tedbirleri alacağız. Mesela kadın, sadece tesettürlü olmayı yeterli bulmayacak, aynı zamanda ilgi çekici olmamayı da önemseyecek. Her türlü tedbiri aldıktan sonra dışarı çıkacağız. Kendimize göre alacağımız tedbirler muhakkak vardır: Sokakta sakız çiğnemeyebiliriz. Dış alanda dondurma yalama rehaveti göstermeyebiliriz. Fotoğraf çekme bahanesi ile gevşemeyebiliriz. Kahkaha ile gülmekten vazgeçebiliriz. Arkadaşlarımızla el şakası yapmayabiliriz. Bindiğimiz vasıtalara dikkat edebiliriz… Yaşadığımız ülkede yasal haklarımızı ve yasal zorunlulukları iyi bilecek ve basiretli mü'min olacağız. Eti yenmeyen kuşlardan olmamız gerekiyor. Tek kalmamaya, bir mü'min arkadaş çevresi ile bulunmaya dikkat edeceğiz. Tek kalmanın şeytana yem olmaya daha yakın durduğunu bileceğiz. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Planlamalarımız mesela namaza göre olacak. Günlük Kur'an tilaveti ve zikir gibi takviyeleri alacağız. Bu bizim, bir nevi antibiyotik kullanmamız gibidir. Her şeye rağmen Rabbimizin açtığı tevbe ve istiğfar kapısından geri kalmayacağız.
Yaşadığımız hayat aslında olduğu gibi imtihandır. Siz de yaşadığınız bu süreci her ayrıntısıyla imtihan olarak kabul edin. Herkes bir çeşit imtihan olacak. Sizin sınavınız da bu. Şeytanın sizi sendeletmeye çalıştığı bu süreçte daha sıkı tutunmaya çalışarak, bunun için ter akıtarak, mücadele ederek geçirdiğiniz müddetçe kazanacaksınız. Yılıp bir kenara yığılmaktansa sabredip sebat ederek kazanmaya çalışın. Bulunduğunuz noktada şeytan yorgunluğunuzla, tahammüllünüzün azalmasıyla, nefse süslü, cazip gelenlerle vurmaya çalışıyor. Rabbimize kul olmak, nefislerimize ağır gelecek imtihanlara karşı hazır yaşamaya çalışmak demektir aslında. Şeytan, Allah'ın kulu olmaya çalışan her tesettürlü mümin kadını içinde bulunduğu hayat üzerinden kıyaslar yaptırarak yıpratmaya çalışır. Tesettür, mümin kadınlar için bir nefis mücadelesidir. Tesettürümüz, Rabbimize ne kadar samimi bir kul olmak istediğimizi ispatlayabileceğimiz, şeytanın fısıltılarına, kandırmalarına rağmen dimdik sokaklarda gezip gezemeyeceğimizi göstereceğimiz, dünyada akıttığımız terlerin karşılığını cennette en güzel şekilde almayı umacağımız, kıymeti ancak Rabbimizin katında verilebilecek kadar şerefli bir ameldir. Başörtüye sadece dünyalık gözüyle “saçları örten bir kumaş, filanca rengin tenime daha çok yakışması” mantığı ile bakılırsa bu durumda ömrü de kısa bir amel olur. Ancak ahirette beni azaptan kurtaracak, cennette en özel, en kıymetli, en şerefli yere taşıyabilecek iş olarak baktığımızda caddede tesettürünle yürümenin nasıl bir izzet olduğunu hissettirecektir Rabbim. Tesettür konusu şu an sizin imtihanınız. Buna sabretmeniz, nefsinizle mücadele etmeniz, Rabbinizden yardım istemeniz bir sonraki imtihanınızla karşılaştığınızda sizi daha güçlü bir irade sahibi haline getirecektir. Sabredin. Etrafınızdaki insanları, arkadaşlarınızı sizin kıyafetinizi benimseyenlerden oluşturun. Şimdiye kadar bildiklerinizi yeterli görmeyin. Devamlı okuyun. Daha çok öğrendikçe aldığınız keyfin, lezzetin arttığını fark edeceksiniz. En çok da kendinizi bolca dua edin.
Şunu kati bir şekilde bilmeliyiz: Şehvet imtihanında garantili bir kul yoktur. Erkek ve kadının bir arada bulunması tam bir imtihandır. Ancak imtihan, kendisinden kaçılarak kazanılan bir seçenek değildir. Elbette imtihan içinde imtihanı değerlendirmeye çalışacağız. Ama kaçarak değil, tedbirli olarak. Bu konuda küçük bir not ilave etmekte yarar olacaktır: Zannedildiği gibi erkek kadın ilişkilerinde bekârların evlilere göre daha riskli olduğu doğru değildir. Evli bir erkek, yeri gelir bekârdan daha tehlikeli bakışların sahibi olabilir. Erkek erkek, kadın kadındır; evli veya bekâr olması şeytan için bir şey değiştirmez. Önce zaruret oranı kadar görüşme olacak. Sonra da, görüşme doğal muhabbet ortamı ile değil zaruretin gerektirdiği şartlar doğrultusunda olacak. Karda yürür gibi konuşmakla karada yürür gibi konuşmak aynı sonuçları doğurmaz. Bir de Allah'a sığınmayı ihmal etmeyeceğiz. Halvetin de haram olduğunu unutmayalım. Allah Teala'dan bizi fitne zamanlarında korumasını dileriz.
erkek konusundaki diğer fetvalar
Evlenmek erkek veya kadın için normal durumlarda sünnettir. Sünnet olması evlenmeyenin günaha girmeyeceğini gösterir. Evet, aile istikrarı ve huzuru açısından zor zamanlar yaşadığımızı inkâr edemeyiz, bu tespitiniz doğrudur. Yalnız her zorluktan kaçarsanız nasıl yaşayacaksınız? Yollarda çok trafik kazası oluyor diye insanlar trafiğe çıkmasınlar mı? Hayır, trafiğe çıkıyorlar ama tedbirlerini artırarak çıkıyorlar. Evlenmeyi de öyle görmeliyiz, çok dikkat ederek, sabrederek ve benzeri tedbirlerle evlenmeyi tercih etmek gerekir. Böyle bir fitne zamanında evlenmekten kaçan mı kâr eder içinde sabreden mi onu bilemeyiz. Kararınızı tekrar düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Elbette dinimiz bu hayattaki her işimiz için kurallar koymuştur. Kuralsız yapabileceğimiz bir işten söz edemeyiz. Sporu meslek edinmeyi tavsiye etmeyiz. Hayata daha ciddi işlerle tutunmak gerekir. Bir kere girmiş bulunan için de spor hakkında bilmesi gereken kurallar şöyle özetlenebilir: a. Spor mübah bir iştir yani ne farzdır ne haramdır, serbesttir. Doktorun “şu sporu şu kadar yapman gerekir” diye tavsiyede bulunduğu bir spor ise vacip spor olabilir. b. Yapılacak spordan zarar gelmemelidir. Yüksekten atlama, sirk gibi ağır riskin bulunduğu sporlar, insanın kapasitesinin üstünde zor oyunlar içeren sporlar, boks gibi yüze vurmaya yönelik bir spor, serbest güreş gibi kuralsız vurma ve ezmeye yönelik sporlar zararlı olduğu için caiz olmaz. c. Hayvanlara eziyet olan boğa ve horoz güreşi gibi sporlar caiz olmaz. d. Erkek veya kadının avret teşhiri yapmak zorunda olacağı spor caiz olmaz. e. Kadın erkek karma yapılacak bir spor caiz olmaz. f. İbadetleri ve günlük hayattaki zorunlu görevleri ihmal etmeye sebep olacak bir spor da caiz olmaz. g. Kadın veya erkeğin fıtratına aykırı sporu kadının veya erkeğin fıtratının zıddına olacak şekilde yapması caiz olmaz. h. Toplumda gruplaşmaları köklendirebilecek sportif yapılanmalar caiz olmaz.
Şeriatımızın taksimine razı olmuş iki kardeşten birinin hakkından feragat etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Allah Teâlâ kolay etsin, bereketli etsin.
Müslüman bir bayanın bir erkeğe “benimle evlenir misin?” demesinin günah olan bir tarafı yoktur ama bunun direkt bayan tarafından yapılması toplumumuzda bir eksiklik gibi görülebilmektedir. Bir başkası üzerinden yapılması tercih edilmelidir. Sosyal medya üzerinden evlilik teklifi yapılması ise günah olmasından önce mide bulandırıcı bir iştir. İnsanlığın biriktirdiği bütün çirkefliklerin neredeyse buluşma noktası durumundaki bir sistemde Müslüman bir bayanın evlenme teklifi makul olamaz. Bu bir çöküş ve eriyişin göstergesidir. Allah’a sığınırız.
Namaz caiz olacak şekilde tesettürlü olarak namaz kılarken birisinin sizi o şekilde görmüş olması namazınızı bozmaz.
Ev geniş ise ve mahremiyete dikkat edilerek bir misafirlik yapılacaksa ne sakıncası olur ama karma ve genel oturur şekilde bir misafirlik yapılacaksa o yanlıştır.