Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam kaza namazı kıldıktan sonra tesbihat yapılır mı? Sünnete uygun olan nedir? 2- Hocam çok kaza namazı olan bir kimse 2 günde bir günlük kaza etse, ama günlük 30 dakika süren zikirlerle meşgul olsa nasıl olur? Hocam zikirler bir şekilde yolda, evde çalışırken yapılabiliyor mu? Yerine kaza namazı kılmaya çalışsak her gün yapamayabiliriz. Azda olsa kaza mı kılmalıyız? Şeytan bizi uzaklaştıra bilir mi? Ne yapılmalıdır? 3- Bizim buralarda toplanılıp 70 bin kelime-i tevhid okunuyor ve sonrasında dua edilip ölmüşlere bağışlanıyor. Toplantıyı tertip eden ev sahibi de yemek ikram ediyor. Ben 70 kelime-i tevhid okumakla ilgili evdeki bir dua kitabında hadisler okudum. Hocam dinen yeri nedir? Herkes kendimi okumalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin durumunuzdaki bir mü'min şöyle yapmalıdır: Namaz gibi büyük bir ibadeti ihmal ettiği için tevbe etmeli ve tevbesini korumalıdır. Geçmiş namazların toplamını hesap etmeli ve onları kaza etmeye karar vermelidir. Mesela 3650 sabah namazı gibi, belirlemelidir. Ardından da “üzerime kaza kalan son sabah namazına niyet ettim” diyerek sabah namazı gibi iki rekât namaz kılmalı. Kaza ederken namazların sünnetlerinin kazası yoktur. Sadece yatsıyı kaza ederken vitir namazı da onunla beraber kaza edilir. Bu takvimi çalıştırırken mesela sabah namazlarını bitirip öğleye geçebilirsiniz veya bir günlüğü bitirip diğer güne geçebilirsiniz. İkisi de aynı sonuca götürür. Cuma namazlarının kazası olmaz, onların yerine öğleyi kaza etmiş olursunuz. Kazaları bitirmek için kendinize plan yapın. Mesela: Hafta tatillerinde bir haftalık namaz kılmak gibi ya da yatmadan önce bir günlük namaz kılmak gibi… Bu plana da sadık kalırsanız yani tevbenizin pratiğini yapmaya devam ederseniz, o tevbeye sadık kaldığınız anlaşılırsa biiznillah ömrünüz kazaları bitirmeye yetmese bile Allah’ın mağfireti size yeter.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Kendinize bir kaza namazı listesi çıkarın. Sonra da bir takvim yapın. O takvime uyarak namazlarınızı kaza etmeye başlayın. İmamlık yapmanızda da bir sakınca yoktur. Allah azminizi kuvvetli kılsın.
Yolda bırakacağınız bir işe başlamış olmamalısınız. Az ama sürekli ve ciddi yürüyen daha iyidir. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Namaz kazaya bıraktığınız için öncelikle ciddi bir tevbe yapmanız gerekmektedir. Tevbe edecek ve tevbenizi koruyacaksınız. Sürekli istiğfar edeceksiniz. b- Sadece farz namazları ve vitri kılacaksınız. Buna göre de kaç sabah namazı, kaç öğlen.. gibi bir borç takvimi hesaplayın. c- Günün belli bir saatini kaza namazı kılmaya ayırın. Bu normal bir zaman dilimi olsun. Mesela 'bir saat' deyin. Bu süre zarfında ne kadar kılarsanız o kadar kılın. Mecalsiz kalacak kadar kılmayın ki soğukluk gelmesin size. d- Yaptığınız bu takvime özel günleriniz dışında asla ara vermeyin. Misafir ve benzeri sebepler sizi ara verdirtmesin. Bu mantıkla ne kadar devam ederseniz kazanıyorsunuz demektir. Bitirmeden ölseniz bile inşaallah borcunuz mağfiret görmüş olur.
Namazın, dinin direği olmaktan dinde önemli bir ibadet olmaya doğru kaydığı bir zamanda yaşıyoruz. Dinin dağılacak en son halkası olan namaz, toplantı, misafir gibi hiçbir şekilde özür sayılmayacak nedenlerle terk edilebilmektedir. Daha da vahim olanı, Müslümanların namaz kusuru bulunan insanları ayıplı görmemeye başlamalarıdır. Diploma ve kariyerin namaz kusurunu örtebildiği bir zamanda yaşadığımızı bilmemiz gerekiyor. Namaz, asla önemli bir ibadet olarak tarif edilemez. Namaz dindir, İslam'dır. Namazın terk edilmesi durumunda kaza edilip edilmeyeceği hakkında konuşulanlar sözünü ettiğimiz anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu ümmetin ilim erbabı olan büyükleri (bunların başında da dört mezhep imamı gelmektedir.) namazın herhalükârda kesinlikle kaza edilmesi gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Sadece İbn-i Hazm ve İbn-i Teymiye, BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TERK EDENİN namazlarını kaza etmesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Onlara göre böyle bir tavır kaza ile kapatılamaz bir durumdur. Ama onlar da BİLİNÇLİ BİR TERK OLMADIKÇA namazın kaza edileceğini söyleyenler arasındadırlar. Netice olarak ilim erbabı, namazın unutma, sıkışıklık ve benzeri özürlerle kılınamaması veya kasten terk edilmesi halinde kesinlikle kaza edilmesi gerekmektedir. İmam Nevevi, bu konuda görüşüne dikkat edilmesi gereken ulemanın icmaı bulunduğunu söylemektedir. (Mecmu', 1/578, Beytülefkârıddevliyye, Lübnan,2009) Ümmet olarak, dinimizin direğinde ortaya çıkan gevşekliğe karşı topluca onu güçlendirme hamlesinde olmamız şarttır. Zaten fırsat kollayan tembel nefislerimizi, kenarda kalmış itibar edilmez görüşlerle kışkırtmak akıllıca değildir. Bu ümmet namazın din demek olduğuna, onu bir nedenle kılamayanın kesinlikle kaza etmesi gerektiğine ittifak etmiştir. Kimin ne diyeceği çok önemli değildir. Sözüne itibar edilir âlimler diyeceklerini demişlerdir. (Bkz. Said Ebu Ceyb, Mevsuatulicma', 3/954, Dımaşk; el-İkna' Fi Mesaililicma', el-Fasî, Tahkik, Faruk Hammade, 1/354, Dimaşk,2003; el-İcma' İnde Eimmeti Ehilssünnetilerbaa, 42, Riyad, 2003) Namazın nasıl kaza edileceğine dair bilgiyi de herhangi bir ilmihalden okumanızda fayda vardır. Zira namazın kaza edilmesi ürkülecek kadar ağır bir yük değildir. Allah'ın rahmetinin ne denli geniş olduğunu unutmayalım.
Selamünaleyküm. Namazınız kabul olur ama o vakitlerde namaz kılmak da kerahet vardır. Kerahet de, hoş olmamak, daha iyisi varken onu yapmak demektir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İş bittikten ve sizinle ilişkileri kesildikten sonra gelenden yiyebilirsiniz. İş masanızda iken gelen size şifa olmaz.
Selamünaleyküm. Siz, meseleye vesvese yoluyla bakıyorsunuz. Gereksiz ve zararlı bir yöntem üzeresiniz. Böyle şeyleri düşünmeyi bırakın.
Selamünaleyküm. Kırmızı kuşak bağlamanın nereye dayandığı önemlidir. Belli bir kültürü yansıtıyor o kültür de İslam dışı bir şeyi simgeliyorsa kullanılamaz. El öpmenin muayyen bir şekli yoktur. Alna götürmenin de yasağı yoktur.
Selamünaleyküm. Yabana atılır bir söz değildir o söz. Haram yedirme seviyesinde ise değildir.
Selamünaleyküm. Sadece bu sözler bir boşanma nedeni değildir. Bu sözlerin büyük oranda tehdit ve ikaz olması muhtemeldir. Sözlerin sahibi, özellikle boşamayı kastettiğini söylerse durum değişir. Ne var ki, bu mantıkla yapılan bir tartışmanın akabinde düşünülmesi gereken şudur: Böyle bir evlilik sürse ne olur, bozulsa ne olur?
İftira olmadıkça, kamuya mal olmuş insanların arkasından konuşmak gıybet değildir.