Fetva Meclisi
Soru
Yeni taşındığımız apartmanda komşularımızdan birinin eşi içkili bir restoran işletiyor. Kadın bize yemek vb. şeyler verdiğinde ya çöpe atmak zorunda kalıyorum ya da tavuklara gönderiyoruz. Çöpe atınca günah olmuyor mu? Kadın bazen bizi çağırıyor, yemek ikram ediyor, biz de yemek zorunda kalıyoruz. Direkt 'kazancınız haram olduğu için sizden yemek yiyemeyiz' demek istiyorum ama bu sefer bize darılmasından korkuyorum. Çünkü bizden gördükten sonra bir şeyler merak edip öğrenmek istiyorlar. Namaza ve Kuran'a sıcak bakmaya başladılar. Hocam komşuluk hakkını ve onları uyarma ve öğretme sorumluluğumu düşünürsek ne yapmam gerekiyor bu durumda? Daha çok beklemek istemiyorum çünkü kendi başlarına anlayacak gibi değiller ve Ramazan ayı da geldiği için daha çok vicdan azabı çekmek istemiyorum. Direkt doğruyu söyleyip mesafe koymasını göze almalı mıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere alevi dediğiniz insanlara kâfir gibi hüküm biçmeniz doğru bir tespit değildir. Bu ülkede yaşayan alevi denen insanların tamamının mü'min olmadığını söyleyecek kadar kesin konuşamayız. Diğer aile ile tartışma üretecek konularda hassas olun. Onları incitmeyin. Mesela verdiklerini alın, eve gelince kullanmayın. Onları incitmenizden daha iyi olur bu. Gönüllerine girerek onları kazanmanız daha kolay olur. Sizdeki incelik ve ahlâk güzelliği onlara yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Size imrenip sizi taklit edebilirler. Onlar için dua etmeyi de unutmayın. Bu arada evinizde muhakkak kitap okuyun, bir ders halkasına katılın ki kendinizi yetiştirmiş olun. Allah yardımcınız olsun.
Bu konuda yoğun sıkıntıların yaşandığı bir zamandayız. Maalesef, haramların dikkate alınmasında gevşeklik yaygınlaştı. Allah'a sığınırız. Size özellikle bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sizin için söylenmesi uygun değilse sözlerimi söylenmemiş sayın. Bu konuda hanımlar, erkeğin harama düşmesini değil de kendilerinin bir kuma ile karşılaşmasını dert ediniyorlar. Halbuki asıl sorun bir Müslüman'ın en ağır haramlardan bir harama bulaşmasıdır ki hiçbir şekilde sizin kuma görmenizle kıyas edilemez bir durumdur. Eğer siz, kuma görme endişesi ile bakıp dualar ediyorsanız isabeti az dua ediyorsunuz demektir. Halbuki, eşinizin harama düşmesinden endişelenerek dua etse idiniz Allah, onun kalbini daha çabuk yumuşatacaktı. Tabii ben, kalbinizi bilerek söylemiyorum bunları. Genelleme yaparak söylüyorum. Siz ve kalbiniz Rabbiniz ile başbaşasınız. Eşinizin, açlık tehlikesi olmadığı halde haram bir ortamda çalışması şüpheli bir durumu göstermektedir. İyi bir Müslüman ise şüphelilerden kaçınarak imanını korur. Eşinizin kendisini fetva dinlemeye ikna edin, daha iyi sonuçlar alırsınız. Ama iş sizin samimi duanızdan geçiyor bilesiniz. Allah'a sığının, başka kapınız yoktur. Olayı çocukların seviyesine de indirmemeye çalışın. Ateşe benzin dökmüş olursunuz.
Selamünaleyküm. Siz haram yememe, Allah'tan korkarak yaşama azminizi bozmayın. Eşiniz, haramı inkâr eden biri ise nikâhınız tehlikeye girer. Öyle değilse eşiniz ortada bir durumda demektir. Dua edeceksiniz, sabredeceksiniz. Eşinizle yüz yüze bu durumu açıkça konuşun, rica edin. Bir zaman sonra bunu tekrar edin. Tamamen haramla beslenmedikçe ayrılma zorunlu olmaz. Bu durumu tespit ettirmek için imanına itimat ettiğiniz bir akrabayı devreye sokun, ondan fikir almaya çalışın. Dua etmeyi unutmayın.
Aleykümselam. İmansız biri ile sosyal ilişkide sorun yoktur. Seviyeli ve mesafeli bir ilişki kurulabilir. Onu kurtarırken sizin ayağınızın kayacağı, imanınızda gedik oluşacak bir iş sakın yapmayın. Ona verebileceğiniz en güzel öğüt, sizin şahsiyetinizi görmesidir. Sizin iyi bir mü'min, iyi bir insan olarak oluşturacağınız şahsiyetten daha iyi bir ders olamaz. Bu da geniş bir zamanda sabırla çalışmak demektir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ sıhhat ve afiyet içinde olmayı size ve bize nasip kılsın.Zannederim siz bir nebze abartıyorsunuz durumunuzu. Sırf bu nedenle Diyanet'ten ayrılacaksanız boşuna ayrılmayın. Gidebileceğiniz hiçbir yer yoktur. Bu düşüncenin yerine iki şeye dikkat edin. Birincisi, bu hassasiyeti onun da taşıyacağı ve şehir kültürü almamış bir hanım kızla evlenin. İkincisi de, evliliği Gazze'de Yahudi'ye karşı nöbet tutmak şeklinde bir cihat kabul edin. Görürsünüz ki, sıkıntı kendiliğinden gider. Yalnız anlattığınız durum, kısa bir zaman sonra vesveseye dönüşecek nitelikte duruyor. Değil bir kadınla aynı evi, siz bir komşu ile aynı sokağı bile paylaşamazsınız bu durumda maazallah. Biraz daha rahat olmaya çalışın. Hemen evlenin, bunun hastalığa dönüşmesine fırsat vermeden evlenin. Derdiniz evlilik olduğu kadar tek çareniz de evliliktir. Gerekiyorsa bunun için doktora bile görünebilirsiniz. Size dualar ederim. Dualarınızı beklerim.
Selamünaleyküm. Siz önce kendinizi kurtarmalısınız. Onlardan ayrılmaya ve daha zor şartlarda yaşamaya hazır olun. Siz onlara etki etmeden onlar size etki edebilirler. Sizin bozulma ihtimaliniz onların düzelme ihtimalinden yüksektir. Hemen kendinize başka bir yer bulun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sizin durumunuz özel bir durumdur. Vesveseyi yok edene kadar bu konu ile ilgilenmeyin. Tam kılmış kabul edin. Sehiv secdesi yapmasanız da namazınız yine tamdır. Sehiv secdesinin yapılmaması namazı yok etmez. Siz durumunuzu özel kabul edin. Biiznillah kısa zamanda düzelirsiniz. Allah kolaylık versin.
Kasko caiz olmamakla beraber zarureten yapılabileceği alanlar bulunabilir. Bu durumda da başkasının yaptırdığı kasko üzerinden devam ettirilmesinde inşallah sakınca olmaz.
Kalbe iman ve salih amel konmasından başka her şey boş, kuru bir teselli, şirin bir avuntu.
Bu uygulama Hanefi mezhebi açısından uygun olmayandır. Diğer mezheplerde ise vardır. Dolayısıyla sizin namazınıza sakınca getirmez biiznillah. O kardeşimize de durumu izah edip arkasındaki Hanefi olan musallilerin hassasiyetlerine dikkat etmesini tavsiye edebilirsiniz. Netice olarak bunu namaza mani kabul etmeyin.
Bu zamanda kimin ne söylediğini önemsememize gerek yoktur. Bu ümmet, asırlar süren büyük bir çalışma ile dinini korumuştur. Din olarak koruduğu şeylerden biri de hadislerdir. Hadisler hakkında şu ilkeleri zikredebiliriz: a- Yüzde yüz doğru bilgiye bizim literatürümüzde TEVATÜR/MÜTEVATİR denmektedir. b- Tek mütevatir bilgi Kur'an'ımızdır. c- Hadisler de dahil olmak üzere hiçbir bilgi mütevatir değildir. d- Hadislerin içinde mütevatir olmaya en yakın hadisler SAHİH/HASEN hadisler olarak tespit edilmiştir. e- Sahih hadislerin sahihlik oranı da farklı olabilir. Daha sahih olan, sahih olan denebilir. Ancak sahih hadislerin sahihlik oranı hakkında net bir rakam vermek mesela % 60 demek abes bir iddia olur. Mütevatir değil ama mesela 60 da değildir. Bizim için mühim olan şudur: Bizden önceki dinimizi bize aktaran ilim adamlarının itibarı bizi bağlamalıdır. f- Hadislerle bu irdeleyici mantık üzerinden ilgilenmeyi bir fitne görürüz. Evet, her irdeleyenin kalbinde fitne bulunduğunu söylemeyiz ama irdeleyicilerin önemli bir bölümünün Peygamber aleyhisselamı kaldırıp yerine kendi zevk ve menfaatlerini yerleştirmeyi istediklerini söylememizde sakınca yoktur.
Bu bir vesvesedir. Bunu kendinize konu yapmayın. Kendinizi diğer işlerle meşgul edin. Boş vaktiniz kalmasın. Aklınıza böyle bir konu geldiğinde de onu hiç olmamış kabul edin. Hatta kelimeyi şehadeti bile bu nedenle getirmeyin. Bunun yerine mesela Kur'an okuyun. Dua etmeyi de ihmal etmeyin.