Fetva Meclisi
Soru
Kumarda her şeyini kaybetmiş borçlanmış kişiye fitremizi verebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kumar borcu ödemesine yardım etmediğiniz için vebale asla girmezsiniz. Eğer yardımınız gerçek bir tevbeye sebep olacaksa onu düşünün.
Selamünaleyküm. Fitreyi veren siz olacağınıza göre verebilirsiniz. Allah kabul etsin.
Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.
Geçmiş için yapacağın şey bir daha tekrarlamamak üzere Rabbinize tevbe etmektir.
Tevbe edilip temizlenmeyen bir günah yoktur. Siz ne kadar tevbe ettiniz ve ne kadar tevbenizin sahibisiniz ona bakın. Evet, kürtaj büyük bir günahtır ama tevbesi vardır. Siz samimi bir tevbe edin, gerisini Allah'a bırakın.
Rabbim size yardım etsin. Dua edin. Çok dua edin. Siz öyle bir afet olursa onun kalan malından borcunu ödersiniz. Malı kalmazsa bir şey ödemek zorunda değilsiniz. Dua edin, hayırlı bir akıbete yürüsün.
altın konusundaki diğer fetvalar
Hata sonucu insan ölümüne sebep olma (mesela trafik kazası) sonucu ödenen bedele DİYET denir. Diyet bugünkü rakamlarla 4250 gram altındır. Ölenin yakınları ile bunun altında bir rakama da pazarlık yapılabilir. Diyeti kaza yapanın yakınları veya bir kurum da ödeyebilir. Yalnız şu bilinmelidir: Kaza ile insan öldürenin tek borcu diyet ödemek değildir. Aynı zamanda hiç ara vermeden ALTMIŞ GÜN oruç tutmak zorundadır.
Kapora ile satıştan şunu kastederiz: Müşteri bir malı beğenir, onu ister. Satın alacağının garantisi olarak da fiyatının bir bölümünü satıcıya verir. Malı almaya geldiğinde de fiyatının tamamını verir. Almaya gelmez veya vazgeçerse ödediği para satıcıda kalır. Böyle bir ticaret için kitaplarımızda fukahanın önemli bir bölümü, caiz olmaz demişlerdir. Onlar, böyle bir parayı almayı insanların malını haksız yere almak şeklinde yorumlamışlardır. Ancak caiz olacağını söyleyen fıkıh görüşü de vardır. Fıkıh konseyi de bu caiz olur görüşü üzerine fetva vermiştir. Zira ticaretin taşıdığı risklere karşı satıcının da korunması gerekmektedir. Özellikle sipariş üzerine yapılan işlerde satıcı veya üreticinin kapora almaması ciddi bir hak ihlaline dönüşebilir. Kapora bu nedenle caizdir. Yalnız; • Kaporaya ait ticaret bir süre ile sınırlandırılmalıdır. Mesela üç gün içinde şeklinde veya hangi süre belirlenecekse, belli bir süre konmalıdır. Ucu açık durumda kapora caiz olmaz. • Ticareti satıcı iptal ederse aldığı kaporayı geri vermek zorundadır. • Kapora kiralama işleri için de kullanılabilir. • Altın ve gümüş ticaretinde yani kuyumcuda ve döviz ticaretinde ise kapora üzerinden iş yapmak caiz değildir. • Satıcının müşterinin iptali üzerine kaporayı geri vermesi ise bir fazilettir ve evla olandır ama buna mecbur değildir, kapora ona helaldir.
Altın ve gümüş kapların kullanılma yasağı sağlıkla alakalı bir yasak değildir. Onların kullanılma yasağı, toplumda kibirli aile, kibirli kişi üretme zemini oluşturduğu içindir. Bu sebeple, bunların kap ve bardak gibi şeyler dışında kullanılması o yasağa girmez. Belki başka bir başlık açılmalıdır. O başlık da İSRAF başlığıdır. Bu nedenle de uzman doktor tavsiyesi olmadıkça o şekilde tüketilmelerinin israf başlığına gireceği kanaatini taşırız. Allah yardımcımız olsun.
Hadislerde altın ve gümüşün kap çanak olarak kullanılması yasaklanmıştır. Bardak olarak da kullanılamazlar. Bu kullanma yasağı sadece KAP ÇANAK, TEPSİ, EV EŞYASI olduğu durumlar içindir. Bir element olarak kullanılmasında sakınca yoktur. Gümüş kapta yemek yemenin yasak olması, gümüşün kullanılması yasağı değildir. Gümüşü kap olarak kullanmak bir kibir vesilesi olacağı için haramdır. Gümüş helal olarak mesela yüzük veya başka bir takı şeklinde kullanılabiliyor. Eğer doktorunuz size böyle bir tavsiyede bulunmuş ise sakıncası olmaz. Şu kadar ki, pahalı bir ilacı ihtimaller üzerine kullanıp israfa neden olmak gibi bir durum olursa bu kullanım, israf açısından sakıncalı olabilir.
Konusu haram olan şeylerin borsadan alınmasında sakınca vardır, borsada değil.
Ölen birinin geride bıraktığı ne varsa TAMAMI onun dinen mirasçıları kim ise onlara kalır. Kalan terekenin bina veya para ya da özel eşya olması bu gerçeği değiştirmez. Eğer mirasçı olanlar (hepsinin reşit olması şartı ile) aralarında ittifak edip mesela elbiseleri şuna, bilezikleri buna gibi bir bölüşme yaparlarsa böyle bir ittifakta sakınca olmaz. Böyle bir ittifak sağlayamadıkları takdirde her şeyi paylarına göre bölüşmek zorundadırlar. Genel kural böyledir.