İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam biz ticaret yapıyoruz. Anadolu kültüründe büyük şehirlerdeki gibi ticaret yapılamıyor. Bunu alalım, bize ayır diyen aylarca uğramıyor. Seçtiği malı ne satabiliyorsun ne bırakabiliyorsun. Biz de kapora alıyoruz. Duydum ki kapora ile ticaret günahmış. Doğru mudur?

Cevap

Kapora ile satıştan şunu kastederiz: Müşteri bir malı beğenir, onu ister. Satın alacağının garantisi olarak da fiyatının bir bölümünü satıcıya verir. Malı almaya geldiğinde de fiyatının tamamını verir. Almaya gelmez veya vazgeçerse ödediği para satıcıda kalır. Böyle bir ticaret için kitaplarımızda fukahanın önemli bir bölümü, caiz olmaz demişlerdir. Onlar, böyle bir parayı almayı insanların malını haksız yere almak şeklinde yorumlamışlardır. Ancak caiz olacağını söyleyen fıkıh görüşü de vardır. Fıkıh konseyi de bu caiz olur görüşü üzerine fetva vermiştir. Zira ticaretin taşıdığı risklere karşı satıcının da korunması gerekmektedir. Özellikle sipariş üzerine yapılan işlerde satıcı veya üreticinin kapora almaması ciddi bir hak ihlaline dönüşebilir. Kapora bu nedenle caizdir. Yalnız; • Kaporaya ait ticaret bir süre ile sınırlandırılmalıdır. Mesela üç gün içinde şeklinde veya hangi süre belirlenecekse, belli bir süre konmalıdır. Ucu açık durumda kapora caiz olmaz. • Ticareti satıcı iptal ederse aldığı kaporayı geri vermek zorundadır. • Kapora kiralama işleri için de kullanılabilir. • Altın ve gümüş ticaretinde yani kuyumcuda ve döviz ticaretinde ise kapora üzerinden iş yapmak caiz değildir. • Satıcının müşterinin iptali üzerine kaporayı geri vermesi ise bir fazilettir ve evla olandır ama buna mecbur değildir, kapora ona helaldir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kaporayı caiz gören ulema vardır. Bu görüşle hareket edebilirsiniz.

Bir araziyi önceden pazarlık ya da görüşme yapılmadan, aniden satın almak isteye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle bir özetleme yapabiliriz: Ticaretin şartları açısından sakınca bulunmayan bir metaın satışı için alışveriş anında ve mekânında alıcı/satıcı bulunduysa bu ticaret tamamdır. Esas olan da budur. Yapısı gereği kapalı olan bir şeyin mesela cevizin o şekilde satılması bir görememe değildir. Bu ticaret de tamamdır. Bir nesnenin örneğini görerek alışveriş yapmak da caizdir. Örneğin diğerleri aynısı çıkmazsa zaten müşterinin iade hakkı olur. Özellikle Hanefi mezhebi müçtehitlerinin ağırlıklı içtihadı ile göz önünde olmayan bir malın alıcı açısından yeterli şekilde tanınmış olması durumunda ticareti caizdir.

Çalışmalarınızı çok seviyorum tabii sizi de. Ben de ilahiyat mezunuyum diyeceğim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kapora ile satış yapmak konusunda Hanefi mezhebi ulemasının caiz olmayacağı şeklinde bir fetvası bulunmaktadır. Bu zamandaki ticari ilişkiler açısından konuyu ele alan Fıkıh Konseyi ise kaporanın caiz olacağı yönünde karar vermiştir. Elinizdeki kaporayı geri vermeyebilirsiniz.

Hocam ben fıstık bahçemin hasılatını başkasına sattım ve kapora aldım. Kesin alı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Paranın kâğıt üzerinden alınıp verilmesinin her bir işlemi fıkıh açısından bir tereddüt olarak görülebilir. Bir ticaret konusunun, aynı anda iki akdi içermesi caizlik sınırlarını zorlar. Bu nedenle sözünü ettiğiniz birinci şık için gönül rahatlığı ile evet demek mümkün değildir. İkinci bölüm ise Hanefi fukahası arasında caiz görülen bir ticaret çeşididir. Ama prensibi tekrar hatırlatmak istiyorum: Bir akit iki tür anlaşmayı ihtiva ettiğinde ya da para bir dosyadan öbür dosyaya geçirilerek sürdürülen ticaretle kazanıldığında tereddüt gitmez. Allah'a emanet olunuz.

Bir malı peşin satın alıp 6 ay veya 1 yıl sureyle piyasadaki kira bedeli üzerind
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kapora; satım veya kiralama akdinde müşterinin, sözleşmeyi tamamlaması hâlinde toplam fiyattan düşülmesi; cayması durumunda ise mal sahibinde kalması şartıyla yapılan ön ödemedir. Müşterinin sözleşmeden cayması hâlinde kaporanın kendisine iade edilmesi şartıyla yapılan akdin cevazında bir ihtilaf yoktur. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 171) Alıcının akitten cayması durumunda verdiği kaporanın yanması, yani satıcının mülkiyetine geçmesi şartıyla yapılan akdi fakihlerin çoğu caiz görmemişlerdir. Hanefîler böyle bir akdi fasit, Şâfiîler ve Mâlikîler ise batıl saymışlardır. Çünkü onlara göre bu tür bir akit fasit bir şart ve belirsizlik içermekte ayrıca haksız kazanca sebep olmaktadır. Bu sebeple akdin sona ermesi hâlinde satıcı kaporayı müşteriye iade etmelidir. (Senhûrî, Mesâdirü’l-hak, 2/93-94) Öte yandan bu görüşü savunan İslâm âlimleri, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kaporalı satışı yasakladığına dair bir rivâyetini (Ebû Dâvûd, Büyûʽ (İcâre), 69 [3502]; İbn Mâce, Ticârât, 22 [2193]) zikrederler. (Suğdî, en-Nütef, 1/472-473; Derdîr, eş-Şerhu’l-kebîr, 3/63; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 2/31; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 4/3061-3062) Buna karşılık Abdullah b. Ömer, Zeyd b. Eslem, Mücahid ve Hasen-i Basrî gibi sahâbe ve tabiîn âlimleriyle Hanbelîlerin çoğunluğu kaporalı alışverişi caiz görmüşlerdir. Bu görüş sahipleri kaporalı alışverişi yasaklayan rivâyetin zayıf olduğunu ve akitlerde mubahlığın asıl olup imkân ölçüsünde şartlara riâyetin gerektiğini, Hz. Ömer zamanında Mekke valisi Nafi’ b. Abdulhâris'in, halife adına kaporalı bir işlem yapmış olduğunu (Buhârî, Husûmât, 8 [Bab Başlığı]) delil getirmişlerdir. Bazı Hanbelîler, kaporalı akitlerin kesinleşeceği belli sürenin belirlenmesini şart koşmuşlardır; bu süre içinde müşterinin cayması hâlinde kapora satıcının mülkiyetine girer, demişlerdir. (Mustafa Süyûtî, Metâlib, 3/77-78) Bazı muasır görüşler de bedellerden birinin veya ikisinin birden peşin olarak tesliminin gerektiği selem ve sarf gibi işlemler dışındaki kaporalı işlemler konusunda aynı görüşü benimsemiştir. (Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 4/3061-3062) Müslümanların nasslara muhalif olmayan örf ve uygulamaları genel olarak caiz görülmüştür. Günümüzde kaporalı alışverişler özellikle bazı sektörlerde ticarî hayatın gereği ve esnafın örfü hâline gelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) helali haram, haramı da helal kılmadığı müddetçe Müslümanların şartlarına bağlı kalmalarını öğütlemiştir. (Tirmizî, Ahkâm, 17 [1352]; İbn Mâce, Ahkâm, 23 [2353]) Hanefî mezhebi de naslara muhalif olmamak kaydıyla toplumun örf ve uygulamalarında geçerliliği olan şartlara bağlanarak yapılan satım akitlerini geçerli saymıştır. (Mecelle, md. 188) Akdin belirlenen sürede kesinleşmemesi hâlinde kaporanın satıcıda kalabileceği yönündeki görüşün bu ilkelere aykırı olmadığı görünmekte, aksine kaporanın müşteriye iadesini şart koşmak kapora uygulamasını anlamsız hâle getirmektedir. Bu sebeple akdin kesinleştirileceği sürenin baştan tespit edilmesi, tarafların her ikisinin de kapora uygulamasına rıza göstermesi ve işlemin selem ve sarf gibi bedellerden en az birinin peşin olması gereken bir akit olmaması şartlarıyla yapılacak kaporalı alışveriş akdi caiz olur.

Kapora caiz midir? Alışverişten vazgeçilmesi halinde kaporanın geri verilmesi ge
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, doğru söylüyorsunuz; altın ve gümüş ticaretinde ve ona benzetilerek de döviz ticaretinde diğer ticaret alanlarında olmayan farklı kurallar vardır. Bu kuralları şöyle özetleyebiliriz: Alışverişin yapıldığı yerden alan ve satan ayrılmadan malın ve paranın karşılıklı olarak teslim edilmiş olması gerekir. Bu durum altının altın ile değiştirilmesi veya para ile satılması durumunda aynıdır. Ve satılan ile bedelinin tamamının o ortamda teslim edilmesi gerekir. Mesela ödemenin bir bölümünün sonra yapılması mümkün değildir. Bu alışveriş türünde “geri verebilme şartı” getirilemez. Satılan satılmıştır ve işlem bitmiştir. Altın altın ile değiştirilirken mesela eski bir bilezik yeni bir bilezikle değiştirilirken gramlarının denk olması şarttır. Altın ile gümüş değiştirmek gibi iki farklı cins olursa gramlarının aynı olması gerekmez. Altının işlenme farkı, eski yeni olma farkı bu kural açısından hükmü değiştirmez. Piyasada altın ürünlerin gramla satıldığı bir ortamda kural böyledir. Eğer belli ürünler belli piyasalarda gramla değil de mesela bileziğin tanesi şu kadar şeklinde satılıyorsa bu kurala bağlı kalınmayabilir. Altın ve gümüş ile alakalı bu kurallar her ikisinin de fiyatı belirleyen değer olmaları nedeniyledir. Altın ve gümüş yerine bugün kullanılan para birimleri de altın ve gümüş gibidir. Dolayısıyla a ve b maddelerinde zikrettiğimiz hükümler döviz çeşitleri için de geçerlidir. Bu nedenle de mesela 1000 lirayı 1001 liraya satmak faiz kabul edilir. Faiz ise haramdır. Ama 1000 lirayı 500 dolara satmak faiz değildir. Altın ve gümüş iki farklı değer olduğu gibi lira ve dolar da iki farklı değerdir. Farklı olduklarında aralarında denklik olması gerekmez. Biri peşin diğeri taksitle olması da bu hükmü değiştirmez. İnternet gibi bir yöntemle altın ve döviz ticareti yapıldığında alıcı ve satıcı aynı anda ekran başında bulunuyorlarsa bunu a maddesindeki kurala uygun kabul ederiz. Bu durumda ödeme de aynı anda hesaba geçmiş olmalıdır. Kredi kartı ile altın, gümüş ve döviz ticareti yapılabilmesi için kartın dolu olması yani satın alırken satıcının hesabına hemen nakit geçmesi durumunda sıkıntı yoktur. Taksitlendirme gibi seçeneklerde ise caizlik ortadan kalkar. Muasır âlimler, altının fiyat belirleyen değer olarak değil de sıradan bir ticari meta olarak görülmesi de mümkün olabilir mi şeklinde incelemeler yapmaktadırlar ama bu incelemeler henüz yukarıdaki fetvaları başka türlü anlayabileceğimiz boyutta kabul görmemiştir.

Hocam biz altın ticareti ile uğraşıyoruz. Sokak ağzı ile kuyumcu deniyor bizim m

altın konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın ve gümüş kapların kullanılma yasağı sağlıkla alakalı bir yasak değildir. Onların kullanılma yasağı, toplumda kibirli aile, kibirli kişi üretme zemini oluşturduğu içindir. Bu sebeple, bunların kap ve bardak gibi şeyler dışında kullanılması o yasağa girmez. Belki başka bir başlık açılmalıdır. O başlık da İSRAF başlığıdır. Bu nedenle de uzman doktor tavsiyesi olmadıkça o şekilde tüketilmelerinin israf başlığına gireceği kanaatini taşırız. Allah yardımcımız olsun.

Çevremde kolloidal gümüş suyunu şifa niyetine içen ya da kullanan insanlar var.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hadislerde altın ve gümüşün kap çanak olarak kullanılması yasaklanmıştır. Bardak olarak da kullanılamazlar. Bu kullanma yasağı sadece KAP ÇANAK, TEPSİ, EV EŞYASI olduğu durumlar içindir. Bir element olarak kullanılmasında sakınca yoktur. Gümüş kapta yemek yemenin yasak olması, gümüşün kullanılması yasağı değildir. Gümüşü kap olarak kullanmak bir kibir vesilesi olacağı için haramdır. Gümüş helal olarak mesela yüzük veya başka bir takı şeklinde kullanılabiliyor. Eğer doktorunuz size böyle bir tavsiyede bulunmuş ise sakıncası olmaz. Şu kadar ki, pahalı bir ilacı ihtimaller üzerine kullanıp israfa neden olmak gibi bir durum olursa bu kullanım, israf açısından sakıncalı olabilir.

Hocam, babam son evre kanser hastası gümüş suyunun kansere iyi geldiğini duydum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konusu haram olan şeylerin borsadan alınmasında sakınca vardır, borsada değil.

Hocam, Kuveyt Türk’ün altın, gümüş, platin, döviz ve ASELSAN hisse senedi alım s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kumarda her şeyini kaybeden Müslüman biri ise, tevbe de etti ise fitrelerinizi ona verebilirsiniz.

Kumarda her şeyini kaybetmiş borçlanmış kişiye fitremizi verebilir miyiz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hata sonucu insan ölümüne sebep olma (mesela trafik kazası) sonucu ödenen bedele DİYET denir. Diyet bugünkü rakamlarla 4250 gram altındır. Ölenin yakınları ile bunun altında bir rakama da pazarlık yapılabilir. Diyeti kaza yapanın yakınları veya bir kurum da ödeyebilir. Yalnız şu bilinmelidir: Kaza ile insan öldürenin tek borcu diyet ödemek değildir. Aynı zamanda hiç ara vermeden ALTMIŞ GÜN oruç tutmak zorundadır.

Dinimizde hata ile yani kaza ile insan öldürenin ödeyeceği kan parası ne kadardı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maddi değeri olan her şey mehir olarak verilebilir, yeter ki anlaşmalı olsun yani kadın ona razı olsun.

Nikâhta erkeğin vermek zorunda olduğu mihir para olmak zorunda mıdır, daire de o

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.