İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kur’an ile mushafın farkı nedir?

Cevap

Kur’an, levh-i mahfuzda kayıtlı olup, Allah Teala’nın Cebrail vasıtası ile Peygamber aleyhisselam efendimize vahyettiği kitaptır. Mushaf ise, o kitabın kağıda yazılıp ciltlenmiş şeklidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Fazilet açısından bakacaksak tartışmasız mushafı tercih ederiz. Caiz olması bakımından ise ikisi arasında fark olmaz. Yeter ki Kur'an okuyan ve Kur'an ile yaşayan mü'min olmaya gayret edelim. Allah yardımcınız olsun. Size de bebeğinizi de afiyetler ihsan etsin.

Hocam, Kur’an’ı cep telefonundan okumakla mushaftan okumak arasında çok fark var
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ile Mâlikî mezhebindeki ağırlıklı görüşe göre, âdet, lohusalık veya cünüp hâlindeki kimselerin Mushaf’a dokunmaları caiz değildir. Bu konuda genel olarak “O, elbette değerli bir Kur’ân’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Âlemlerin Rabbi’nden indirilmedir.” (el-Vâkıa, 56/77-80) âyetleri ile Hz. Peygamber’in (s.a.s.), Amr b. Hazm’a yazdığı mektuptaki “Kur’ân’a temiz olandan başkası dokunmaz.” (Muvatta’, Kur’ân, 1) ve “Cünüp kimse ve âdetli kadın Mushaf’tan hiçbir şeye dokunamaz.” (Serahsî, el-Mebsût, 3/152) rivâyetleri delil olarak kullanılmıştır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/143-144; Mâverdî, el-Hâvî, 1/384; Râfiî, el-‘Azîz, 1/293; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/106, el-Kâfî, 1/135; Karâfî, ez-Zahîre, 1/378)

Âdetli veya lohusa bir kadın Kur’ân-ı Kerîm’e dokunabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, haklısınız, yaşadığımız çağın sıkıntıları arasında bu da bir sıkıntıdır. Gitgide kâğıt kullanımı azalıyor olsa da biiznillah Kur'an tilavetimiz için Mushaflar camilerimizi, evlerimizi ve medreselerimizi doldurmaktadır. En çok basılan matbuat arasında Kur'an-ı Kerim ilk sırayı alıyordur zannederiz. Elhamdülillah. Bu konuda sizin sorunuz üzerine kısa bir inceleme yaparak âlimlerimizin en son neleri konuştuklarını tespit etmeye çalıştık. Elde ettiğimiz bilgileri sizinle paylaşabiliriz: Hanefi mezhebi fukahasına göre Kur'an ayetlerinin yazılı olduğu kitaba MUSHAF denmiştir. Mushaf adı kullanıldığında âyetlerin yazılı olduğu bölüm, sayfa kenarlarında kalan beyaz boş alanlar, kitap görüntüsünün oluşması için yapılmış olan cilt ve cilde yapışık olan diğer aksesuar hepsi Mushaf kavramı içine dâhil olmaktadır. Mushaf ile ilgili mesela abdestli tutmak ve benzeri bir hüküm konuşulurken bütün bu ayrıntılar kastedilmektedir. Mushaf makul ve dinen kabul edilebilir bir nedenle imha edilebilir. Fukahanın bu konuda ittifakı olduğunu söyleyebiliriz. Buradaki makul neden okunamayacak kadar eskimiş olma, ciltlenemeyecek kadar yırtılmış olma, yazısının silinmesi gibi nedenlerdir. Mobilya değiştirmedeki düzeyde bir neden için Mushaf’a imha etme ruhsatı oluşturulamaz. Bu anlamda makul olmayan bir nedenle Mushaf’ı imha etmek haram görülmüştür. Çünkü Kur'an’a tazim farzdır. Âlimler eskiyen ve kullanılamaz olan Mushafları defnetmeyi caiz görmüşlerdir. Bu konudaki defnetme şöyledir: Temiz ve ayak basılmayacak bir toprağa mümkün olduğu kadar derin kazılarak gömülür ve üstü örtülür. Ulemanın büyük bölümü ve muasır âlimler bu yöntemi caiz görmüşlerdir. Özellikle şehirlerde bu yöntemin uygulanabilirliği gitgide zorlaştığı için ikinci bir yöntem arayışı söz konusudur. Mushaf mümkün olur da yıkanarak ayetler kâğıt veya yazılı olduğu nesne üzerinden giderilirse bu yöntem de caiz olur. Bir başka yöntem de yakarak imha etmektir. Bu yöntemi Hanefi mezhebi fukahası uygun bulmamışlardır. Mushaf’ı parçalayarak imha etme yöntemi de araştırılmış ama Hanefi fukahası başta olmak üzere bu yöntem sakıncalı bulunmuştur. Bu parçalamada bazı âyet veya kelimelerin okunabilir oranda kalacağı riskinden bu sakıncalı bulunmuş olabilir. Çağdaş bir yöntem olarak kâğıt mikseri denebilecek bir alet ile çok küçük parçalara (adeta ağaç talaşına benzer bir şekilde) bölünmesi ile oluşacak imha yöntemi bazı muasır âlimlerce caiz görülmüştür. Kanaatimiz o dur ki, bu yöntem bu yaşam tarzı içinde en az sakıncalı yöntemdir. Bu yöntem bir nevi yakma gibi sonuç getirmektedir. Tek bir kelime bile hatta harf bile anlaşılacak şekliyle kalmamaktadır. Mushaf’ın dönüşüm sistemi ile imha edilmesi de yeni bir sistem olarak düşünülebilmektedir. Bu dönüşüm sistemi özellikle dikkat edilmediğinde ya da özellikle Mushaf için oluşturulmadığında Kur'an’a tazim bakımından sıkıntılı durmaktadır. Atık kâğıtlar çöp mantığı ile bir yerde toplanmakta ve çöp mantığı ile fabrikalara götürülüp yeni bir kâğıda dönüştürülmektedir. Bu noktada haramlık olduğu gayet açıktır. Böyle bir işlem Mushaf için yapılamaz. Eğer Mushaflar için özel bir sistem oluşturulabilir ve diğer çöp nitelikli kâğıtlarla ya da muhtevası benimsenemez kâğıtlarla aynı anda harmanlanmaz ise caiz olabilir. Bu da uygulanabilirliği en azından çok zor görülmektedir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam çocuklarıma Kur'an okumayı öğretirken bir şey dikkatimi çekti. Çocukların
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mushafların arkasındaki dualar Kur'an'dan değildir. Hatmedene yardımcı olmak için sonradan yazılmıştır. O da okunabilir bir başkası da. Allah bizi kitabından ayırmasın.

Kur’anların arkasında yazan ve hatim duası olarak nitelendirilen dua ile dua etm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mesela bir telefonun hafızasında Kur'an yüklü olması ile o Kur'an’ın bir bölümünün veya sayfasının ekranında açık olması arasında fark görebiliriz. Telefon kapalı iken ya da içinde yüklü olan Kur'an kapalı iken telefona mushaf muamelesi yapmamız şart değildir. Açıkken ise gözümüzün gördüğü şey Kur'an ayetleri olduğu için kâğıda yazılı Kur'an gibi muamele etmemiz gerekir. Bu kuralı abdestsiz tutma, onunla tuvalete girme gibi konularda uygulayabiliriz. Edebe daha yakın olanı böyledir.

Telefon ve benzeri taşınabilir dijital ortamlara yüklenen Kur'an için kağıda yaz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm okumak bir ibadet olduğu için orijinal diliyle yazılması ve okunması gerektiğinden gerek tek başına Latin harfleriyle gerekse Arap alfabesinin yanına Latin harfleriyle yazılan Mushafların basım ve yayımı uygun değildir.

Latin harfleriyle yazılan Mushaflar'ın basımı caiz midir?

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’an bir nurdur. O nur, Allah’a isyanla aynı yerde ışık saçmaz. Günahlardan arınmış bir ortamda olmak, kalp, kulak, göz ve dili temizlemek, o temiz organlarla Kur’an’a açılmak gerekir. Kur’an Allah’ın nurudur. Asi olana verilmez. Osman ibni Affan radıyallahu anh diyor ki: “Kalpleriniz temiz olsaydı Rabbinizin sözünden doymazdınız.” ‘Kur’an hayatın kaç numaralı gündemidir?’ şeklindeki bir sorunun bulacağı cevap aynı zamanda ondan ne kadar zevk alabileceğimizin de cevabıdır.

Kur’an’dan neden sahabiler gibi zevk alamıyoruz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

-Ona iman ederek: Allah’tan indiğine, indiği gibi hiçbir müdahale görmeden kaldığına tek bir kelimesi hatta harfinin dahi değişmemiş olduğuna, içinde ne varsa kayıtsız ve şartsız teslim olunacağına iman etmek, bu iman ile amel etmek. -Ona hak ettiği saygı ve ilgiyi göstererek: Çünkü o, Rabbimizin sözüdür. Ona saygı Rabbimize saygıdır. İbni Abbas radıyallahu anhuma diyor ki: ‘Kim Allah’ı sevme iddiasını test etmek istiyorsa kendisini Kur’an’la ölçsün; eğer içinde Kur’an sevgisi varsa o, Allah’ı sevmektedir. Zira Kur’an Allah’ın sözüdür.’ -Hayatlarını ona adayanlara, adı onunla anılanlara farklı ilgi göstererek: O Allah’tan Cebrail’e , ondan peygamber aleyhisselama, ondan da ağızdan ağza devam eden bir halka zinciri ile taşınıyor. Onu öğrenmek o halkaya katılmaktır. İlki Peygamber aleyhisselam, sonrası Cebrail ve Allah olan bir zincire katılmaktır. Onu okumayı da kendine has tecvid, talim gibi inceliklerini gözeterek yapmak esastır. Onu okurken bir kitap gibi okumaktan çok, Rabbimiz ile konuşur gibi, O’nu dinler gibi okumak; mahzun ama umut dolu bir yürekle doya doya okumak, okurken coşmak imanın gücünü gösterir. Zaman zaman okumak yerine istikrarlı bir programla okumak, okumayı günlük bir vird haline getirmek en güzelidir. -Ne dediğini anlamaya, anlaşılan üzerinde düşünmeye çalışarak: Okuduğu her ayeti konusu ne olursa olsun kendisi ile ilgili görüp, onda hayatına uyarlayacağı şeyler aramak, okumanın sayısal çokluğu ile değil etkisi ile ilgilenmek esastır. -Yürüyen Kur’an olarak: Asıl olan da budur. Ne diyorsa ona göre yaşamak, onu hayatın ilk ve yegane kural koruyucusu görmek, onunla ahlaklanmak, dostunu dost düşmanını düşman bilmek, ver dediğini vermek al dediğini almak… Yürüyen Kur’an olmak.

Ehli Kur’an nasıl olunur hocam?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sağlıkla alakalı boyutu dışında kulak çınlamasının dinle ilgili bir boyutunu bilmiyorum.

Sol ve sağ kulağın çınlaması ne anlama gelmektedir? Bu konuda hadis veya kesin b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ümmeti Muhammed’in bu asırda belki de en çok mağdur olduğu, aslını idrakten mahrum olduğu nimetlerden biri de Kadir Gecesi nimetidir. Onlarca yıl yerine bir geceyi ihya ederek âbad olup, cennete nail olmak gibi büyük bir nimet ve lütuf olan bu gece, kandillerle ve simitlerle geçiştirilecek bir gece değildir. O, bir gezi ve muhabbet gecesi olamaz. Bunun için Kadir Gecesi ile ilgili olarak şu hususlara dikkat edelim: 1-Bu geceyi Allah Teâlâ Ramazan ayı içinde gizlemiştir. 27. gece diye kesin bir gece yoktur. En muhtemel günlerin en ihtimalli gecesi, kesinlik ifade etmemektedir. Her şeyi matematik kurallarına göre ve yükünü azaltarak halletme alışkanlığımızı bu geceye de uygulamaya kalkıştığımız için böyle bir sonuçla karşılaştık. Aslında işin sırrı onu bütün bir ay boyunca arıyor olmaktır. 2-Bilhassa son on gün Kadir Gecesi için yüksek ihtimalli gecelerdir. Dolayısıyla son on gününü, daha yoğun bir Ramazan günü olarak geçirmek gerekirken, Ramazan ayının sonuna doğru bitkinlikler gösterilen bir ortamda bitirilmektedir. 3-Kadir Gecesinde ne yapılabilir? Bu soruyu Aişe radıyallahu anha annemiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sorduğunda şu cevabı almıştır: “O gece şöyle dua et: Allah’ım! Sen çok bağışlayıcısın. Kerimsin. Bağışlamayı seversin. Beni bağışla.” Demek ki o gece Allah’a el açma gecesidir. Maksat günahlardan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulacak işleri yapmaktır. Bize Kadir Gecesini tanıtan sevgili Peygamber’imiz sallallahu aleyhi ve sellem, bunun dışında özel bir ibadet tanıtmamıştır. Ashabıkiram ve diğer selef büyükleri mescitlere kapanıp, bu geceyi çevrelerinden uzak, seccadeleri başında tevbe ve istiğfarla, tefekkürle geçirmişlerdir. Onlardan iyisini yapacak durumda değiliz. Kadir Gecesini -camiler bile olsa gezerek geçirmek, özel yemeklerle ihya etmeye kalkışmak ciddi bir zayiattır. Umudumuzun, kaynaklarımızın zayi edilmesidir.

Kadir gecesi nasıl değerlendirilmeli?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insana orucun farz olması için, - Müslüman olması, - Akıllı olması, - Ergenlik çağına gelmiş olması şarttır. Bu şartları taşımayanların oruç tutması farz olmaz. Ancak oruç tutarlarsa, tuttukları oruç ibadettir.

Ramazan orucu kimlere farzdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan oruç ayıdır. Farz olan oruç Ramazandadır. Dinimizin geçerli saydığı bir özür olmadıkça oruç, Ramazan ayından sonraya ertelenemez. Ertelemenin caiz olması için şu özürlerden birinin bulunması gerekir. Bu özürler genel çizgilerdir. Her Müslümanın kendisine mahsus durumu, ilim ehline danışarak karar vermesi gerekir. -Hastalık: Bir hasta, oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkarsa oruç tutmayabilir. Hastalığın durumu, geçmiş tecrübelerden bilinebileceği gibi, uzman bir doktorun tavsiyesiyle de öğrenilebilir. Hastalığı iyileşince tutmadığı oruçları kaza eder. İyileşmenin belli bir zamanda olması gerekmez. Yıllarca uzasa bile vebale girmesi söz konusu değildir. -Yolculuk: Ramazan ayında en az doksan kilometre mesafeye yolculuğa çıkan kimse oruç tutmayabilir. Gittiği yerde de on beş günden az kalacaksa ve kendisine ait bir yer değilse orada da oruç tutmayabilir. Yolculuk hâli bitince tutmadığı günleri kaza eder. Oruç tutmasında bir güçlük yoksa yolcunun oruç tutması daha hayırlıdır. Çünkü yolcunun oruç tutmaması sadece bir izindir. Sırf oruç tutmamak için yolculuğa çıkmak, oruç tutmamaya ruhsat oluştursa da iman zayıflığına delalet edeceği için tevessül edilmesi yanlış bir hareket olur. -Tehdit Edilmek: Orucu bozmak için ölümle veya vücuduna bir zarar verilmekle tehdit edilen kimse, orucunu bozabilir. Bu tehdidin inandırıcılığı önemlidir. Bozduğu orucu sonra tutar. -Gebe ve Emzikli Olmak: Hamile veya emzikli olan bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa oruç tutmayabilir. Hamile veya emzikli kadının oruç tutup tutamayacağı ile ilgili kararı uzman bir doktorun tavsiyesi ile verebileceği gibi kendi kararını kendisi de verebilir. Sütünün kesildiğini tecrübe etmesi, ayakta duramayacak hâle gelmesi, ciddi baş ağrısı, baş dönmesi gibi nedenlerle karar verip, oruç bırakabilir. Böyle bir kadının oruç tutmamasının hiçbir günahı yoktur. Hamileliğinin ileri günlerde olması da şart değildir. Hamilelik ve emziklilik hâli sona erince tutmadığı günleri kaza eder. -Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse, açlık veya susuzluk sebebiyle aklının bozulmasından veya vücuduna ciddi bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Bu konuda bilhassa yaz aylarında susuz kalmanın doğuracağı tehlikeli sonuç dikkate alınır. Ancak, susamakla, susuzluktan bayılmak gibi bir durum arasında önemli farklar olduğu bilinmelidir. Sonra uygun bir zamanda tutmadığı oruçları kaza eder. -Yaşlılık ve Düşkünlük: Vücudu günden güne düşen ve oruca dayanamayan iyice ihtiyarlamış olan kimseler oruç tutmayabilir. Böyleleri için belirli bir yaş oranı yoktur. Önemli olan vücudun ayakta duramayacak hâle gelmesidir. Bunlar sonradan da orucu kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her günün orucu yerine fidye verirler. Bu özürlerden biri nedeniyle oruç tutamayan mü’minin Ramazan gününde yemesi ve içmesi günah değildir. Ancak Ramazanın azametini dikkate alarak, yemeyi ve içmeyi aleni yapmamak gerekmektedir.

Ramazan orucu ertelenebilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.