Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Kur'an’da evlilikle alakalı yasaklardan söz ediliyor mu yoksa âlimler mi evlilik yasaklarını belirlediler?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
İslam’da evlilik sürecinde temel prensip iffeti ve mahremiyeti koruyarak uygun bir şekilde tanışmaktır. Ancak burada önemli olan, bunun nasıl yapıldığıdır. Eğer bir ortam İslami çerçevede güvenilir bir şekilde bu süreci yönetiyorsa bir kadının uygun gördüğü bir erkeğe "Benimle evlilik düşünür müsünüz?" anlamına gelen bir teklifte bulunması haram değildir. Ama bu İslami adaba uygun olmalıdır. Direkt, birebir sohbet ortamı gibi olmamalı, bir aracı veya resmi bir süreç işlemelidir. Sosyal medya aracılığı ile harama götüren herhangi bir kapıya azıcık dahi yaklaşmadan birileri ile gerçek kişilerin aracılığı ve mahremiyet kurallarının yine bu üçüncü kişilerle sağlanması ile bir eş adayı ile tanışıp şartları konuşmak, evet, caizdir ancak burada şu riskleri göz önünde bulundurmalısın: Erkeklerin niyetini tam bilemezsin. Güvenilirlik sorunu olabilir. Daha önce tanımadığın biriyle doğrudan mesajlaşmak, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Gerçek hayatta birini ön görüşmelerle tanımak ne kadar zor ise sosyal medyadan tanımak kat kat daha zordur. Dolayısı ile doğru eş adayını bulma ihtimali sosyal medyada, kat be kat daha az. Özellikle bir erkek için, kendi çevresinden evleneceği bir kız bulamayıp sosyal medyaya ihtiyaç duymuş olması o erkek hakkında birçok problemi bize önden haber verir. Erkek asosyal olabilir, özgüvensiz olabilir, kötü işler dolayısı ile kötü nam salmış bu yüzden çevresinin güvenini yitirmiş olabilir… Ve daha akla gelmeyen bir sürü ciddi risk. Bunların yerine elbette ki güvenilir insanların kefil olduğu kişilerden hayırlı biri bulma ihtimali çok daha yüksektir. Gördüğün baskılara gelince şunu belirtmek isterim ki evlilikte baskı ve aceleyle yapılan seçimler çoğu zaman hüsranla sonuçlanır. İnsanların sözleri seni strese sokuyor olabilir ama unutma ki Allah’ın takdiri neyse, o olacak. Allah'ın takdir ettiği vakitten önce hiçbir şey gerçekleşmez. Sabır ve tevekkül içinde ve akıllıca hareket etmelisin. Bahsettiğin şekilde ilerlemektense kendi prensiplerinden ödün vermeden bir aday arayışında olabilirsin. Ve kendine de sürekli şunları hatırlatmalısın: "Ben evliliğe kapalı değilim, sadece doğru insanı bekliyorum." "Evlenmek için değil, huzurlu bir yuva kurmak için evleniyorum." "Aracılar vasıtasıyla ilerlemeye devam edeceğim çünkü benim için güvenilir olan yol budur." Allah hayırlı bir yuva nasip etsin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Mesele şöyledir: Müslüman bir kadın hiçbir şekilde hiçbir MÜSLÜMAN OLMAYANIN eşi olamaz. Müslüman değil iken evli olduğu Müslüman olmayan erkeğin nikâhı kadın Müslüman olduğu an düşer. Eğer henüz ilişkiye girmeden Müslüman olursa kökten ayrılmış sayılırlar. İlişkiden ve belli bir beraberlikten sonra ise Müslüman olması yine ayrılık olur ama bu sefer kadın üç aybaşı geçirecek kadar iddet bekler. Bu iddet süresince eşi de Müslüman olursa bir araya gelmelerinde sakınca olmaz. İddet bittiği hâlde erkek Müslüman olmazsa kadın sonsuza kadar eski kocasından ayrı kalmış demektir. Bu kural bizzat Kur'an’ımızda zikredilen bir kuraldır. Dolayısıyla hiçbir şekilde bir içtihatla değiştirilip esnetilemez. Bunu kabul etmeyen kadın dini inkâr etmiş olur. Kabul ettiği hâlde eski eşinin yanında kalmaya devam ederse bu durum da bir zina durumudur. Biz dinimizin kurallarını birileri dinimizi beğenecek veya beğenmeyecek üzerinden düşünemeyiz. Böyle düşünecek yerde, bu durum erkeklerin de Müslüman olmasına sebep olduğunu düşünsek daha iyi olmaz mı?
Selamünaleyküm. Ayetlerde, evlenilmesi yasak olarak belirtilenler. El öpme gibi yakın ilişkinin de caiz olduğu kimselerdir. Bekar olunması hâlinde evlenilebilecek birinin eline tutmak haramdır. El tutma yani tokalaşma konusu bir içtihat meselesi değildir. Bu bir din kuralıdır.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Mesela hala kızı gibi evlenilmesi caiz biri için ‘evlenmek haramdır’ şeklinde bir itikat varsa bu itikat dinen tehlikelidir. Örf olarak böyle yakınlarla evlilik yapmama gibi bir anlayış yaygın ise ve bu dini olarak bağlayıcı gibi tutulmuyorsa bunda bir sakınca olmaz. Siz de bunun üzerinden bir tartışma yürüterek kendinizi yıpratmayın. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Henüz vakti gelmediği için bulamıyorsun. Böyle umutsuz olmayacaksın. Her şeyin bir vakti vardır, sen çatlasan da vakti gelmeden olmaz o. Aramana devam et. Asla umutsuz olma. Seni yaratan kaderini de yazdı ama sen vaktini bilmiyorsun.
Teravih namazı esasen bir EV NAMAZIDIR. Evde kılınır, mescitte kılınır. Kalabalık mü'minlerle kılındığında ecrin daha fazla olacağı umudu ile camilerde kılınmakta idi. Şimdiki durumda herkesin teravihi evinde ev halkı ile cemaat yaparak kılması mümkündür ve güzeldir. Evde cemaat yapma durumu yoksa herkes tek başına da kılabilir. Ramazan gecelerini huşu içerisinde ve Rabbimize yönelmiş olarak geçirmek için pek güzel bir fırsat olur bu. Aceleye getirmeden, ibadet lezzeti ile kılınmalıdır. Küçükleri de katılabildikleri kadar cemaate katın. Bilhassa küçüklere çok dua ettirin. Onların günahla kirlenmemiş ağızları bizimkilerden daha yakındır göklere. Tesbihatları da ihmal etmeyin. Teravih kıldırmak için müftüden onay almanız gerekmez. Kendisi iki rekât namaz kılabilen herkes imamlık yapabilir. Özellikle de teravih nafile bir ibadettir, çok rahat imamlık yapılır. Bir ilmihal kitabından bu bölümü okuyun, herkes bir kere daha öğrenmiş olsun. Bir de ilim bereketi katmış olursunuz evinize. Erkekler önde kadınlar arkada melekler tepenizden göklere kadar yükselmiş olarak namaz kılın, dualar edin, Bakara suresinin son iki ayetini de mushafa bakarak okuyun. Sonra da huzur içinde yatın. Sahura kalkın. Afetten rahmet çıkardığınız bir Ramazan yaşamış olun. Rabbim kabul etsin, tamamını yaşamayı nasip etsin. Bizi de duada unutmayınız.
Dinimiz, Müslüman bir erkeğin Hristiyan veya Yahudi bir kadınla evlenebileceğini söylemiştir. İki nokta dikkatten kaçmamalıdır bu konuda: a- Gerçek bir Yahudi ve gerçek bir Hristiyan kadınla evlenilebilir. Bugünkü adı Hristiyan kadınlar en azından kızıl laik kafalıdırlar, nerelerinde din var ki o din Hristiyanlık olacak? b- İkinci nokta da şudur: İzin verilmiştir ama bu izin, İslam toplumunun içinde kalacak bir Hristiyan kadın içindi. Bugünkü düzende Avrupa’da eriyip gidecek şekilde Müslüman olmayan kadınlarla evlenenler, ne kendilerini ne de müstakbel çocuklarını düşünmeden bu gaflete düşmektedirler. Çok iyi düşünün. Sonra sizinle kimse ağlamayacak, yalnız ve çaresiz ağlamalar yapacaksınız iyi bilesiniz.
Allah yardımcınız olsun. Size şunları söylemeliyim: Ne olursa olsun durum, tek taraflı bir düşünme eksiktir. Kendinizi de yoruma katın. Yüzde yüz o suçlu da siz yüzde yüz haklı olmanız zor bir durumdur. Evet, ağırlıklı hata onda olabilir ama sizin de idareyi becerememe gibi bir hatanız mesela olamaz mı? Böyle, dengeli ve adil olmaya çalışan bir düşünce ile aranızdaki sürtüşmeyi tekrar değerlendirin. Şeytan sizi kışkırtıp gaza getirirken sizin de imanınızla itidalli olmayı becermeniz gerekir. Evet, eşinizi küsme/konuşmama/darılma/surat asma/yataktan uzak tutma gibi cezalarla cezalandırabilirsiniz ama şunu bilmelisiniz: • Müslüman’ın sıradan bir Müslüman ile küsmesi bile üç günü aşmayacak şekilde sınırlandırılmıştır. Makul bir sebep, dini bir yöntem şart getirilmiştir. Esasen küsmek yasaktır. Eşi bu yöntemle sıkıştırmanın üç gün diye bir süresi yoktur ama bu karar, riski ağır bir karardır. • Eşinize küsebilmeniz için öncesinde ona nasihat etmiş/ettirmiş olmalısınız. Küsme denen süreç ikinci kademedir. Birinci kademeyi ne kadar aştığınızı iyi düşünün. Sözünü dinleyeceği birilerini nasihat için devreye aldınız mı, iyi düşünün. • Kadın için “iyi değil/asi” diyebilmeniz günlük bir iki hata üzerine olmamalıdır. İffetle ilgili bir sıkıntı, yatak odasını köreltme sıkıntısı, evden izinsiz çıkışlar gibi nedenlerle olabilir bu karar. • Bu süreci başlatmanın geri dönüşü zor bir süreci başlatmak olacağını iyi düşünün. Sizinle beraber şeytanın da bir süreç başlatacağını hiç aklınızdan çıkarmayın. Bunun yerine sabrı, alttan almayı, üçüncü kişilerden istifade etmeyi denemeye çalışın. Aileyi bir cihat ortamı görün ve oradan mücahitler gibi sevap kazanmayı yeğleyin. Kendiniz ve eşiniz için dualar edin. Allah yardımcınız olsun.
Sadece ailen dedi diye eşini boşayamazsın. Bunun adı zulümdür. Boşamayı hak eden bir eş boşanırsa o zulüm olmaz. Evlenen bir kadına müstakil ev oluşturmak erkeğin erkeklik görevidir. Siz bunu oluşturarak eşinizi de ailenizi de sıkıntıdan koruyacaktınız. Böyle bir sürece geçin. Her iki tarafı da idare etmek zorundasınız. Üçüncü bir aile büyüğünden destek alarak bunu yapın.
Allah yardımcın olsun. Helal kazanmak ve ev geçindirmek Müslüman olmanın aynası gibidir. Bunu basit görme. Bununla cennet kazanacağını bil. Ve sana derim ki: 1. Helal ve temiz kazanmak Allah’ın bereketini çeker. Tıpkı haram ve pisin bereketi uzaklaştırdığı gibi. 2. Kuracağın işte, işi kurarken ve yürütürken istişareyi ihmal etme. Hiç kimse bilmediğinin uzmanı olamaz. Düşmeden yürümeyi öğrenmek mümkün ise onu öğrenmek gerekir. 3. Çok çalış, çok kazan ama kanaati hiç unutma. Kanaatin olmazsa mala tapınırsın. Hem imanım var dersin hem paraya tapınırsın maazallah. 4. Hedefin kazanmak olsa da asla sorumluluğunu taşıdığın aileni ve diğerlerini hesaba katmadığın hiçbir işe girişme. Bu arada şahsiyetini eskiteceğin hiçbir işi de yapma. 5. Az da olsa ayağı yere basan sağlam iş yap. Az kazan güzel kazan. Kendini eriterek paranı büyütme. Buna sağlığın da dâhildir, şahsiyetin de. 6. İsraf senin en sinsi düşmanın olacaktır, ona dikkat et. Başkalarına göre ölçme kendini, kendinle ölç. İsraf bitirir seni. Cimri de olma, israf ile cimrilik arasında bir çizgi tuttur. 7. Kazandığında önce evini düşün, evine harca. Sonra da sadakayı listende tut. Az da olsa sadakasız bir mevsim sakın geçirme. 8. Evde eşin ne kadar evinin sorumlusu ise sen o kadar başarılı olursun. Onun da hayatın mü'mince yaşanması gerektiğine dair hissiyatını güçlendir. 9. Harcamalarında muhakkak bir sıralama olsun. Listeni daima; Zorunlular, Gerekliler ve lüksler olarak üçe ayır. Birinden diğerine geçişte aşırılığa ve taklide kanma sakın. 10. Duayı ve çokça istiğfarı unutma ki melekler de seni unutmasın.