Fetva Meclisi
Soru
Hocam Allah affetsin dünyalık telaşından Kur'an'ı okuma konusunda çok eksik kalıyorum. Fakat herhangi bir işle meşgulken, dinlenirken tabiri caizse her fırsatta dinlemekten çok hoşnut oluyorum. Merak ettiğim ise okumuyor olmamın yanında dinliyor olmam dinlediğim surenin faziletine nail olmama engel mi? Allah’a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Kur'an-ı Kerim okumak ayrı sevap, dinlemek ayrı sevaptır. Allah Teâlâ’nın sevap vadettiği bir ibadete insanların manalar yüklemeye çalışması itibara değer olmamalıdır. Allah'a emanet olun.
Bu kadar bir ayrıntıda evinizin bereket kaynağını huzursuz etmeyin. O okudukça size de rahmet iner biiznillah. O okurken aşırı bir laubalilik denecek iş yapmayın, çocuklar oynasın, siz ev işlerinizi yapın, sakıncası yoktur. Allah Teâlâ hepimizi Kur'an ehli olanlardan kılsın. Âmîn.
Aleykümselam. Bir kere şunu bilmeliyiz ki: Kur'an OKURKEN ZORLANIYOR OLMAK DAHA ÇOK SEVAP KAZANMAK DEMEKTİR. Normal okuyan bir saatte mesela yirmi sayfa okuyor da zorlanarak okuyan bir saatte bir sayfa okuyabiliyorsa bu kat kat sevap kazanması anlamına gelmektedir. Bu nedenle okumakta zorlanan biri çok okuyamıyor diye üzülmemelidir. Mesele sevap kazanmak meselesi ise böyle bakmalıyız. Yine de dinlemek de ibadettir biiznillah. Allah Teâlâ Kur'an okuyan, onunla amel eden, onun ahlakı ile ahlâklanan kullar olmayı hepimize müyesser kılsın.
HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.
Bu sözlerin ne kadar çirkin durduğuna dikkat ediyor musunuz? Kur'an okumak ve sapıtmak! Bir arada olması mümkün olmayan sözler bunlar. Mesele sizin baktığınız gibi çapraz bakıştan kaynaklanmaktadır. Ne Kur'an okumak sapıklıktır ne da filan kitapları okuyan sapıtır. Bir mürşidi olmadan kendi başına işler yapmaya çalışanların önünde bu tür sorunlar bulunur. Bir hoca efendinin irşadı ile yol alanlar için bu sorun yoktur biiznillah. Biraz daha dengeli ve kapsamlı düşünmek gerekiyor. Bir de bir okumayla her şeyi halledeceğini zannetmek yanlış bir anlayıştır, bunu da bilesiniz.
Selamünaleyküm. İlminiz size sabır da öğretmeli imiş. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi de dinlemediler ama o kardeşleri ile kavga etmedi. İlminizin gereğini yapın ve insanlar hırçınlaştıkça siz hastası ağırlaşan doktor gibi olun; merhametiniz artsın, ilginiz artısn, diliniz tatlansın. Böylece her nefesiniz sevaba dünüşsun.
kur'an konusundaki diğer fetvalar
Bahsettiğiniz şekilde bir uygulama Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin tavsiyeleri arasında yer almamaktadır. Peygamber aleyhisselamın yapmadığı ve ümmetine yapılmasını tavsiye etmediği bir şeyi yapmanız da gerekmemektedir.
Sevabını yalnız Allah'tan bekleyerek herhangi bir ücret ya da beklentiye kapılmadan ölünün arkasından Kur'an okunabilir. Allah rızası için yapılan işler ölüye hediye edilebilir. Özellikle de kişinin çocuklarının, torunlarının okuması ölü için çok daha büyük bir kapıdır. Ancak bunun ticarete dökülmesi, insanların birbirlerinin taziyelerini yarıştırması gibi bir gaflet Allah Teâlâ’nın huzurunda hesap konusu olacaktır. Allaha emanet olun.
Kur'an okurken taban sevapta (en az on) ortağız ama tavan sevap okumadan okumaya değişir. Okurken anlamasanız bile yüreğiniz rikkate geliyorsa anlamını bildiği halde o şuuru hissedemeyen kimseden daha fazla manevi kazanç elde edersiniz. Ayrıca Arapça bilmek Kur'an'ı anlamak demek değildir. Sadece Kur'an'ı anlamanın önemli bir parçasıdır. Çünkü Kur'an'ın kendine ait bir anlam dünyası (metodolojisi) var. Bununla ilgilenen kimseler Kur'an'ı okuduğu veya dinlediklerinde ne demek istediği anlarlar.
Başımıza musallat olmuş düşman belası kadar ağır belalarımızdan biri de kitabımızın ticaret metaına dönüştürülmesidir ve bunu yapanlardır. Kur'an’ımızı bu duruma getirenleri Allah’a havale etmekten başka bir çare bulamıyorum. Bu ümmetin şu mahzun hâline bakıp da ibret alacakları ve bir şeyler yapacakları yerde menfaatlerini ve zevklerini kollamaktadırlar. Kur'an’dan geçim sağlayanların yaptığına razı olamayız. Onları Kur'an için bir şey yapmak yerine kendileri için bir şey yapan zavallılar olarak görürüz. Onlar dinimizi bitirmeye çalışan keneler gibidirler. Size tavsiyemiz şudur: Hak bildiğinizi uygulayın. Bu uğurda gayret edin, çileye talip olun. O tipleri boşuna muhatap almayın. Onlara kırk âyet okusanız dinlemezler. Boşuna kendinizi yormayın. Onlarla uğraşacak yerde bir insana abdest öğretin. Alıcı olan birine bir âyet öğretin. Sabredin ve Allah’ın ecrine nail olun. Size dualar ederiz.
Görme engelliler için onların kullandığı alfabe olan Braille alfabesi ile Kur'an’ın bir bölümü veya tamamı yazılabilir. Böyle bir eser de normal Arapça mushaf gibi sayılır. Abdestsiz o mushafa tutulmaması gerekir. Arapça yazılı mushafa gösterilen saygının ona da gösterilmesi gerekir. Muasır ulemamızın görüşü bu şekildedir.
Estağfirullah. Müzik ve Kur'an bir araya getirilemez iki sözcük olarak kıyamete kadar kalacaktır.