Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam, gençliğe yönelik hayırlı eğitim faaliyetleri yürüten özel bir vakıf kuruluşunda idari bir görevde çalışmaktayım. Kurum tarafından tarafıma tahsis edilmiş bir dizüstü bilgisayar bulunmaktadır. Zaman zaman, işim olmadığı anlarda bu cihazı şahsi işlerim veya gündelik kullanım için değerlendirdiğim oluyor. Ancak bunu yaptığımda içimde yanlış bir şey yapıyormuşum hissi uyanıyor ve bu konuda dinî açıdan bir tereddüt yaşıyorum. Bu nedenle, böyle bir durumda nasıl hareket etmem gerektiği hususunda size danışmak istedim. Kuruma ait bu cihazı boş zamanlarımda kişisel işlerim için kullanmam caiz midir? Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. akıf malları ancak vakfedenin vakfiyesindeki şartlara göre kullanılabilirler. Bizim VAKIF tabelası ile izlediğimiz bugünkü vakıfların büyük bölümünün vakıf mantığı ile alakası yoktur. Bu büyük bölümde 'vakıf çatısı altında para ve insan toplama' mantığı hâkimdir. Oralara mal verenler de 'vakıf' olarak değil de 'yardım ve katkı' olarak vermektedirler. Buralardaki çalışanlar için de 'vakıf çalışanı' yerine bir hayır işinde çalışan hükmü geçerli olmalıdır. Gerek vakıf ve gerekse bir işte çalışanların, onları çalıştıran belirleyeceği kurallar doğrultusunda hareket etmeleri gerekir. Bu da sorumluluğun idarecide olduğunu göstermektedir. Vakıfları idare edenlerin ise, şartlı bağışlarla genel bağışları ayırmaları gerekiyor. Personelin giderleri ya şartsız bağışlardan ya da şartlı bağışın, bağış maksadının tahakkuku için zorunlu bölümden yeteri kadar harcamayı yapmaları uygundur. Vakıf malı bir emanettir, kesinlikle kıyamet gününde ağır bir hesabı vardır. Ziyadesiyle dikkatli olmak gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Bir mümin olarak boş vaktinizi böyle bir işle doldurmamalısınız. En azından müstehap bir şey değildir o. Siz kendinizi daha ilmi ve daha insana yararlı şeylerle doldurun. Allah yardımcınız olsun.
Senin vazifen insanların tam mü'min olmasını sağlamak değildir. Senin vazifen Peygamber aleyhisselamın vekili olarak onun çalıştığı gibi çalışmaktır. Sen yapabildiğini ihlasla yapmaya devam et. İnsanlar duymasa da melekler duyar. Bin kişi olmasa da bir kişi olur. Bir kişi olmasa da sen kendini yetiştirmiş olursun. Bu arada şunu unutmayasın: Kendin de neticede bir kişisin. İnsanlara namazı öğretirken kendin nafileleri ihya edebilirsin. Çok Kur'an okuyabilirsin. On beş günde bir hatim indiren biri olabilirsin. Kitap okumayı geliştirebilirsin. Gelecekteki vaazlarına dair güzel notlar tutabilirsin. Günlük tesbihatlar yapabilirsin. İnsanları telefonla namaza davet edebilirsin. Camide sesli aşır okuma tatbikatı ile sesin güzel olmasa bile mükemmel bir kari olabilirsin. Bunları becerebildiğin zaman mesela üç yıl sonra orası senin için bir medrese olarak hafızana kazınır. Doğal ve bireysel medrese örneğini kurarsın. Sonuçta da kazanarak ayrılırsın oradan. Şu da muhtemeldir ki, senin oradaki bereketli işlerin, okuduğun Kur'anlar, kıldığın nafileler, yaptığın zikirler senden belki on sene sonra aktif bir cemaat verimi getirir, sen de Rabbinin rızasını kazanmış olursun. Bugüne bakarak iş yapma, Rabbinin huzurunda hesaba çekileceğin güne bakarak iş yap. Biiznillah kazanman mümkündür. Allah yardımcın olsun.
Mesajınızdan aileye, İslam’a ve hizmete olan bağlılığınız, sabrınız ve nezaketiniz apaçık görünüyor. Rabbim yuvanıza rahmet, eşinize basiret, size de kuvvet ve sebat ihsan eylesin. İnsanlara faydalı olmak, ilim ve hizmete vesile olmak elbette çok değerlidir. Ancak kişinin kendi hakkını ve ailesinin huzurunu feda ederek bu hizmeti sürdürmesi ne doğru ne de caizdir. Dolayısıyla vakıf çalışmaları, aile huzurunu, mali istikrarı ve eşler arasındaki dengeyi bozuyorsa, bu noktada durup düşünmek gerekir. Bir hizmet, önce evi yakarak başkaları için ışık olmaya dönüşüyorsa, bu sağlıklı bir yol değildir. Borç yükü, evin sorumluluğunu taşıyan bir erkeği yıpratır, yıpranan erkek de maalesef bazen haksız davranışlara yönelir. Bu, doğru değildir ama sebeplerinden biri olabilir. Burada yapılması gereken, hizmeti azaltmak veya istişareyle yeniden düzenlemektir. Sadece maddi kaynak değil eşin rızası ve aile huzuru da bu hizmetin temelidir. Kocanın karısından itaat beklemesi, tahakküm değil emniyet ve sevgiyle yönetilen bir beraberliğin parçası olarak görülmelidir. Ama bu itaat, haksızlığa boyun eğmek değildir. Hakkı ve sözü olan bir eşin susturulması değildir. Asla kadını korkutarak itaate zorlamak değildir. Sadece soru sorduğunuz için azar işitmeniz ve ardından “itaat etmiyorsun” diyerek cezalandırılmanız doğru bir tavır değildir. Hele ki siz anlattığınıza göre onu incitmemek için sabreden, yardımcı olan bir eşsiniz. Bu tavır sizin hakkınızı çiğnemek, kendi duyduğu bir sözle sizi hizaya getirmeye çalışmak ve sizin şahsiyetinize zarar vermek anlamına gelir. Bir erkek, yatak ayırma hakkını, Kur’an’da geçen “nüşûz” yani açık bir isyan, aile düzenini bozan ciddi bir itaatsizlik olduğunda kullanabilir. Basit anlaşmazlıklarda, küçük bir tartışmada, eşin fikir beyan etmesinde böyle bir cezaya gitmek yanlış bir adımdır. Size tavsiyem bu dönemi bir danışman eşliğinde geçirin. Bu iş artık “kadının susmasıyla” değil, “birbirini anlamasıyla” çözülür. “Allah’ım bu aileyi rahmetinle koru. Kalplerini birbirine yeniden ısındır. Öfke ve kırgınlıkla değil, merhamet ve anlayışla yol almalarını nasip et. Âmin.”
Bu konudaki genelgeler yani o kurumun belirlediği iç hizmet kuralları neye izin veriyorsa o yapılabilir. İzin verilenin dışındakiler caiz olmaz. Allah'a emanet olun.
Dijital ürünler (font, yazılım, tema vb.) mülkiyet hakkı kapsamındadır. Sahibi tarafından “izinsiz kullanılamaz, satılamaz” denmişse bu ürünü izinsiz çoğaltmak ve satmak kul hakkına girer ve haramdır. Tıpkı bir kitabın fotokopisini izinsiz çekip satmak gibi bu da emek hırsızlığıdır. Mümkünse ürünü yapan kişiden helallik istenmelidir. Helallik alınamıyorsa, satışlardan elde edilen kazanç tahmini olarak hesaplanmalıdır. Bu kazanç, hak sahibine ulaşılamıyorsa, onun adına bir hayır kurumuna veya ihtiyaç sahibine sadaka olarak verilmeli. Verirken şöyle dua edilebilir: “Allah’ım, bu sadakayı hakkını ihlal ettiğim kişi adına kabul eyle. Beni onun hakkından dolayı sorumlu tutma.” Allah, samimi tövbe eden kulunu asla mahcup etmez. Vicdanın seni rahatsız ediyorsa, bu seni Allah’a götürüyordur. Devam et bu yolda, Allah seni muhafaza etsin.
bilgisayar konusundaki diğer fetvalar
Ses iletişimi sağlayan sistemlerden biri ile yapılan bir sözleşme geçerlidir. Önemli olan tarafların rızasının sağlanmasıdır. Bu da sesle sağlanıyorsa mani yoktur. Aynı şeyi fukaha yazı ile yapılan sözleşmeler için de geçerli görmüştür. Nikâh akdinin de yazı ile yapılması özellikle Hanefi fukahasınca mümkündür. Aynı şekilde nikâh akdinin sesli veya görüntülü sistemlerle yapılmasının caiz olacağını söyleyen fukahamız vardır. Talak için de böyle bir fetva verilmiştir. Çünkü fukaha isteyerek yazıp talak verenin talakını geçerli saymıştır.
Bu soru çokça soruluyor. Makul bir durum olarak göremiyor ve içeriğini anlayamıyorum. Bu nedenle sizi yönlendirecek tarzda olumlu veya olumsuz bir cevap veremeyeceğim. İlgilenilmemesini tavsiye ederim.
Kur'an Allah’ın kitabıdır. Elimizdeki Kur'an bize emanettir. Onu okuyuşundan yazılışına kadar en üstün saygı olan yöntemle yaşatmalıyız. Bu yaptığınız sizi laubaliliğe itebilir. Kur'an’ın kendisi değil de teknolojinin ürünleri cazip hâle geldiğinde elinizdeki nimeti heba etmiş olabilirsiniz. Yapmamanızı tavsiye ederiz.
Bir oyuna para yatırılıyor ve kazanan para ya da başka bir ikramiye alıyorsa o oyun kumardır. Asla oynanması caiz değildir. İster telefonla olsun ister bir oyun merkezinde olsun hüküm böyledir. Bir para yatırılmıyor ve karşılık beklenmiyorsa o zaman haram görüntüleri olmayan, dine imana hakaret içermeyen ve oynayanını asıl görevlerini ihmal etmesine sebep olmayan oyun haramdır demeyiz. Yine de oyun oynamayı mü'min kendine yakıştırmamalıdır, bunu biliniz.
Önce şunu bilmek gerekir: Müslüman oyun insanı değildir. Bilgisayar oyunu ile ömür tüketemeyiz. Elbette oyun oynamak da belli bir yaşa kadar ihtiyaçtır ama hayatı oyuna çevirmek yanlıştır. Belirttiğiniz şekilde din işaretlerinin bir oyunda bulunması dinden çıkmış olmak gibi bir sonucu getirmez. Onu benimseme, oyunun o simge üzerine kurulu olması gibi şartlarla belki o düzey oluşabilir ama tekrar bilmelisiniz ki Müslüman daha büyük insandır.
Eğer yanlışta kullanılacağını kesin olarak biliyorsanız yaptığınız yardımla günahına ortak olursunuz. Basit bir zanla böyle bir haram oluşmaz.