Fetva Meclisi
Soru
Hocam kuzenimin kınası var, eğlenceli ve çalgılı olacak. Kardeş gibi büyüdüğümüz için kınaya gitmeyecek olmam tepkileri büyütecek. etrafıma karşı nasıl davranmam gerekir? Bana çevremizdeki çarşaflı bir hanımı örnek gösterip “o bile gidiyor” dediler ben de “benim ölçüm o hanım değil, Allah Resulü olsa gitmezdi” dedim. Elimde olmadan böyle şeyler söylüyorum bu defa da “sanki onlara günah bekçiliği yapıyor gibi mi davranıyorum daha da mı soğutacağım” deyip işin içinden çıkamıyorum. İki haftada bir, cumartesi günleri bizim evde toplanılıyor ve eniştelerim, erkek kuzenlerim de geliyor ben de o günlerde vakıfta oluyorum. Ders çalışıyorum, bunu fark ettikleri için bu onları benden daha da uzaklaştırıyor ne yapsam mü'mince davranmış olurum?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kuzeniniz sizin yabancınızdır. Siz baliğa bir bayansınız. Onlar yedi yaşından büyük çocuk iseler onlarla tokalaşamazsınız. Temasta ve ileri derecede konuşmada onlara yabancı muamelesi yapacaksınız. Bu konuda zorlandığınızı söylerseniz size vereceğim cevap gayet açıktır: Cennet ucuz değil. Gayret edin ve gevşemeyin. Her gayretiniz sizin için bir ecir olacaktır. Bir zaman sonra da onlar size karşı hassas olurlar merak etmeyin.
Dertli olmayan hangi insan vardır? Allah Teâlâ dertlerimize karşı sabredebilmeyi hepimize kolay kılsın. Dilerim kıyamet gününde şimdi sizi bunaltan şeyler, orada rahat etmenize vesile olacak nimetler olur. Sabredin, kısa ve geçici bir dünyadan ebedi bir diyara gidiyoruz; sabredin ve kazanın. İçinize de atmanız gerekmiyor, bir dert arkadaşı ile paylaşabilirsiniz de. Eşinize şikâyetlenmeden dertleşmeyi becerebilmelisiniz. Bir de size tavsiyem, böyle durumlarda kimseden teşekkür beklemeyin sakın. Sizin yaptığınızı Allah görsün yeter. Size sabırlar diliyorum. Allah Teâlâ yaptığınızı ibadet gibi kabul buyursun.
Onlara verdiğiniz yanıtları azaltın. İlk zamanlar üstünüze gelseler bile sizin tepkinizdeki azlık onları da zamanla size karşı sükûnete zorlayacaktır. Onlarla tartışarak bir yere varamazsınız. Bununla beraber iletişim kitapları okuyup bir ara bir psikoloğa görünmeyi de gündeminize alabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bazen insanlar kendi içindeki yaralarını, ilgisizliğini ve sevgisizliğini eşine yükler. Eşiniz de sevgisini göstermeyi bilmiyor, hatasını kabul etmiyor ve sizi hep haksız çıkarıyorsa, burada karşılıklı anlayış değil, tek taraflı fedakârlık var demektir. Eşinizin davranışları sizinle ilgili değil, onun kendi eksiklikleriyle ilgilidir. Çocuklar için en iyi ortam, anne ve babanın sevgi ve huzur içinde olduğu ortamdır. Eğer bir evde devamlı gerginlik, ilgisizlik, tartışma ve sevgisizlik varsa, çocuklar yaşananları hisseder ve bu onların karakter gelişiminde derin izler bırakır. Eşinizin ilgisizliği, çocuklarınıza da yansıyorsa, bu onların duygusal gelişimi için risklidir. Şiddet, hakaret ve sevgisiz bir ortamda büyüyen çocuklar, ileride ya özgüvensiz ya da baskıcı bireyler olabilir. Bu yüzden "Çocuklarım için katlanmalıyım." düşüncesi, bazen çocuklara daha çok zarar verebilir. Çocuklar mutlu bir anne görmek ister. Sevgisiz, ilgisiz bir evde büyümek yerine, huzurlu bir ortamda büyümek daha sağlıklı olabilir. Şu an iki temel sorununuz var: -Eşinizin ilgisizliği ve baskın tavrı. -Manevi ve psikolojik olarak yorgun düşmeniz. Eğer eşinizle iletişim kurulabiliyorsa önce onunla konuşmaya çalışın, duygularınızı net bir şekilde anlatın. “Sana iyi bir eş olmak istiyorum ama artık çok yoruldum. Senin de mutlu olmadığını hissediyorum. Gel, beraber bir çözüm bulalım.” gibi suçlamadan, duygularınızı merkeze alan bir konuşma yapabilirsiniz. Eğer iletişim mümkün değilse bir aile terapisti veya bir hoca/arabulucu ile görüşmeyi teklif edebilirsiniz. Siz değişmek için çaba sarf ederken, eşiniz aynı şekilde devam ederse, bu evliliğin sizi tükettiğini açıkça fark edebilirsiniz. Rabbim size en hayırlı yolu göstersin, kalbinize ferahlık versin.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Dinimizde namahrem kadın ve erkeklerin birbirine dokunması caiz değildir. Efendimiz aleyhisselam hiçbir yabancı kadınla el sıkışmamıştır. Hatta şöyle buyurmuştur: "Ben kadınlarla tokalaşmam." (İbn Mâce, Cihâd, 43) Yenge, amca ve dayı çocukları (kuzenler), bacanak, elti gibi akrabalar ise mahrem değildir ve onlarla tokalaşmak caiz değildir. Mahremiyet kan bağıyla değil, şeriatın belirlediği sınırlarla belirlenir. Senin bu konuda duruşun tamamen doğrudur ve Allah’ın rızasına uygundur. Bu konuda izlemen gereken metotla ilgili bazı tavsiyelerime kulak vermeni istiyorum. Şeriata uygun hareket etmen birilerini rahatsız edebilir ama sen Rabbini razı etmeye bak. Zamanla seni böyle kabul ederler, yeter ki dengeli, sabırlı ve sakin ol. “Ben kimseye kötü davranmıyorum, sadece inancım gereği tokalaşmıyorum.” diye kibarca ifade edebilirsin. Onlarla tartışmaya girmek yerine susarak duruşunu göster. İyi bir evlat olmaya devam et ancak itaat etmenin Allah’ın emirlerine ters düşmediği sürece olduğunu unutma. Onlara "Sizi üzmek istemem ama Allah’ın emirlerini de çiğneyemem." diyerek yaklaşabilirsin. Yanlış anlamalar olmasın diye önceden haber gönderebilirsin: "Artık mahremiyet kurallarına daha dikkat ediyorum, lütfen benden tokalaşmamı beklemeyin." Sakin, kararlı, tebessümle ve nezaketle duruşunu gösterirsen, zamanla herkes bunu kabul edecektir. Sert çıkışlar, keskin reddedişlerden uzak durmalısın.
akrabalık konusundaki diğer fetvalar
Dayı/amca eşi mahremiyet açısından yabancı hükmündedir. Ayın mekânda dayı/amca da varsa halvet olmaz ama tokalaşma caiz değildir. Bunun haricinde elbette akrabalık bağının gereği saygı ve alaka gösterilecektir.
Dayı ile evlenmek haramdır. Süt dayı ile de evlenmek haramdır. Öyle bir evlilik yoktur. Yok üzerine kurulu evlilik olamaz. Allah'ın azabı gelmeden akıllarını başlarına alıp ayrılmalıdırlar.
Anne babanız, dini bir hassasiyetten ötürü dargın bulunuyorlarsa bu sizin de dargın olmanızı gerektirir. Beşeri bir gerekçe ile dargınlıkları var ve bunu size de emrediyorlarsa siz Allah'ın emri ve anne baba emri ile kesişeceksiniz demektir. Allah sılayırahimi, onlar ise sılayırahimi kesmeyi emretmektedir. Elbette Allah ne emretti ise onu yapmanız gerekir. Bu arada anne babanızı da üzmeme yöntemi geliştirebilirsiniz. Mesela akrabalarla selamlaşma ve farz ilişki düzeyinde kalırsınız. Anne babanızın gözü önünde yapmazsınız. Böylece fitneyi körüklememiş olursunuz. Şunu da unutmayın: Amca akrabadır. Kuzen de akrabadır. Amca yüzde yüz akrabadır, kuzen ise yüzde elli bile mesela değildir. Buna göre bir değerlendirme yapın. Akraba diyerek hepsini aynı kefeye koymayın.
Biz bütün insanları insan olarak kardeşimiz biliriz. İyilik eder iyilik bekleriz. Zarar vermez zarar da görmemeye çalışırız. İnsanların içinden mü'min olanlarla iman kardeşliğimiz vardır. Birbirimizi sever sayarız, iyilik eder iyilik bekleriz. Hayırda yarışırız. İnsanların içinden mü'min olanları özele ayırdığımız gibi mü'minlerin içinden de akrabalık bağımız bulunanları daha özele alırız. Onlarla daha yakın ve daha köklü ilişkiler içinde olmaya çalışırız. Bir sebeple bir arada bulunmamız, karşılıklı sevgi ve saygıyı oluşturamaz isek bu sefer MESAFELİ VE SEVİYELİ bir ilişki içinde oluruz. Kötülük etmez, kötülük yapılmasına izin vermeyiz. Sabrederiz. Sabrımızın karşılığını da Allah’tan bekleriz. Bu MESAFELİ ve SEVİYELİ ilişkiyi sürdürmeyi de zorunlu görürüz. Bu noktadan daha aşağısı yoktur. Bu noktada olmanın da vebali yoktur.
Allah babanızdan razı olsun; dinini öne alarak hayatına yön vermeye çalışmış. En azından niyeti ile kazanacaktır diye umuyor ve dua ediyorum. Böyle bir uygulamayı yaparken ölçüde aşırı olmuş da olabilir. Tamamen kâfir olanla bile bir nebze bırakılması gereken bir çizgiden söz edebiliriz. Siz babanızın emrinde olduğunuz sürece ona itaat edin, kendiniz müstakil bir ev sahibi olduğunuzda ise helal/haram sınırlarını kollayacak ve itidali bırakmayacak bir çizgi oluşturursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Sizin onlarla olan ilişkilerinizi azaltmakta fayda var. Fakat kocanız ailesi ile olan iletişimi en azından farz düzeyi sağlamalı. Bu da ailesini ihtiyaç halinde veya terk edilmiş bir halde bırakmamak, onları kalbi kırık gönlü buruk bırakmamaktır. Bu noktada belki türlü stratejik davranışlarla hem asgari ilişkiyi korumuş olur hem de tehlikeli olabilecek işlerden de uzak durmuş olur. Bu stratejiyi de kendi ailesi özelinde yapabilir. Mesela sık ama kısa ziyaretler bir seçenek. Veya ziyaret esnasında böyle şeylerin konuşulmamasını sağlayıcı adımlar atmak da bir seçenek. Bunun dışında müdahale edemeyeceğiniz noktalar için de Allah'a sığının. Siz bu olaylarda yıkıcı, ayırıcı taraf olmayın. Yoksa faturanın size kesilmesinden korkulur. Allah yardımcınız olsun. Allah' emanet olun.