Fetva Meclisi
Soru
Hocam güzelliği arttırmadan makyajı itidalli kullanmanın caiz olduğunu söyleyenler var. Mesela cilt bakımı da ciltteki olumsuzlukları gidererek cildin orijinal şeklini geri getirmek olarak gösteriliyor. Bu durumun fıtratı değiştirmek söz konusu olmadığı söyleniyor. Makyaj güzel göstermek için değil de cildi asıl durumuna getirmek için yani olumsuzlukları kapatmak için kullanıldığında hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Özellikle kadınlar açısından yüz güzelliği ile ilgilenmek insan fıtratı ile alakalı bir durumdur. Bu nedenle dinimiz penceresinden bakıldığında yüz güzelliği ile ilgili uygulamalar için esastan “sakıncalı/caiz değil” denmesi isabetli değildir. Tamamen her şeyin mübah görülebileceği bir esneklik de yoktur. Caiz olanı caiz olmayanı vardır. Umumiyetle “Allah’ın yarattığını değiştirmek” olarak başlıklandırılabilecek uygulamalar için sakıncalı denmektedir. Ameliyatla veya iple yüz germe, göz kapağını germe, çene düzeltme, burun değiştirme veya düzeltme, yarık dudak ameliyatı yaptırma gibi uygulamalar ve bunların lazer, iğne gibi farklı bir yöntemle yapılması için bu genel kural zikredilebilir. Söz konusu uygulamaları bazı örnekler üzerinden gerekçeleri ile ele alabiliriz. HIFU uygulaması caiz görülmüştür. Çünkü bu uygulamada Allah’ın yarattığını ameliyatla değiştirme ve karşı tarafı aldatma durumu bariz bir şekilde yoktur. Microblading (kaşları daha gür gösterecek bir uygulama) yöntemi ile kaş yaptırmak dövmeye benzediği için caiz görülmez. Dövme hadisle sabit bir haramdır. Krem ve benzeri kimyasallar kullanarak dudak yarığını kapatmak veya yüz derisini germek sakıncalı görülmemiştir. Çünkü bu uygulama kökten değişiklik yapan bir ameliyat benzeri değildir. Netice olarak şu bilinmelidir: Allah’ın yarattığı tipi değiştirmek, insanları aldatacak bir görüntüye kavuşmak gibi maksat ve sonuçlara götüren uygulamalar caiz olmaz. Her ne olursa olsun sağlığı uzun vadede de olsa etkileyen mesela kansere neden olan uygulamalar caiz olmaz.
Küçük bir nokta da olsa abdestte yüzün tamamının yıkanmasını engelleyen bir şey caiz olmaz. Makyaj malzemelerinin su geçirme özelliği yoksa onları kullanamayız. Su geçiren malzeme ise başka bir sakıncası yoksa kullanılabilir.
Bir bayan olarak, bayanlarda veya erkeklerde fıtraten bulunmayan bir ilavenin veya eksikliğin ameliyatla düzeltilmesi caizdir. Ancak daha güzel görünmek için müdahale etmek caiz değildir.
Canlı bir mahluku yansıtan heykel şeklindeki ürünlerin caiz olacağını söylemek zordur. İlk bakışta bir canlıyı yansıtmayan şekiller yapılmalıdır ya da canlının o yapılmış şekliyle yaşamayacağı kadar kırpılmış şekilde yapılmış olması gerekir. Bazı âlimler kız çocuklar için bebek yapımına izin vermişlerdir ama genel bir görüş olarak anlaşılması zordur.
Güzel olanı sevme ve güzel görünmeye çalışma duygusu da insanın fıtratında olan doğal bir durumdur. Dolayısıyla dinimiz duygularımızı köreltmek değil kontrol altına almamızı ister. Çünkü güzellik ve güzel görünme arzusu kadın için doğal bir durum olduğu gibi aynı zamanda mü’min hanımefendinin imtihan noktasıdır. Süslenmenin fıtrata uygun olanı normaldir ama bunun için belli şartlar gerekmektedir. Kadınların güzellik ve çekiciliklerini uygun olmayan yerlerde sergilemeleri, süs ve eylemleriyle dikkat ve ilgi çekmeleri haram olan bir husustur. Bu da kadının fıtrattan olan şeyi uygun ortamda kullanmaması sebebiyle anormal bir hal almaktadır. Buna Kuranımızın dilinde “teberrüc” denmektedir. Ahzab Suresi 32-33. Ayet kerimede: “…daha önce Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın…” ayetleriyle kadının koruması gereken alanların kapsamının neler olduğu daha net anlaşılmaktadır. O halde bu kapsam sadece makyaj yapmak değildir. Teberrüc: Müslüman kadının kendi bedenini ve Müslümanlık değerlerini yabancı erkeklere karşı teşhir etmesidir. Büyük günahlardandır. Aileyi sarsmak, şehvet ortamını kışkırtmak gibi tehlikeleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu yüzden kadının sakınması gereken önemli bir husustur. Yine Nur Suresi 31. Ayeti kerimede: “(Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. …kimseye süslerini göstermesinler...” Kadının mahremiyeti ile ilgili hususlar bu ayeti kerimede de uzunca belirtilmektedir. Yani teberrüc kapsamına giren şey; bazen makyaj da olabilir. Bazen yürüyüş, bazen dikkat çekici konuşma, bazen kendisine baktırtan bir çanta, ayakkabı, bazen de takı… Tesettür adı altında bol bir kıyafet dahi dikkat çekici ve kadını daha şık ve bakılır yapıyorsa bu da teberrüc kapsamına dâhil edilebilir. Kadının fıtratında olan doğal süslenme ihtiyacı, “sadece ve nasıl olursa olsun” tatmini arayacak ve süslenip teşhir etmesine sebebiyet verecekse artık helâl sınırı aşılmıştır ve haramın da sınırı yoktur. Bu yüzden eğer dikkat çekici takı, yüzük, bileklik vb. tekrar tekrar bakılmasına sebebiyet verecekse bunlar da haramdır. Dolayısıyla sorduğunuz sorudaki gibi makyaj yapmak gibi takı takmak teberrüc kapsamına giriyorsa arasında bir fark yok demektir. Tedbirli olmak adına eğer kişiyi tehlikeye götürecekse, kendisini fitneye sürükleyecekse tedbirli olmasında fayda vardır. Ayrıca nişan, evlilik yüzüğü gibi takılar dikkat çekici olmadığı takdirde takılabilir elbette. Kadının göstermesi caiz olmayan bölgeye dışarıdan koyduğu ziynet eşyası o bölgenin hükmünü taşır. Mesela parmağı açık olabileceği için yüzüğü de açıkta olabilir. Bilezik bölgesi haram bölge olduğu için bileziği açıkta olmaz. Evet, bilezik bölgesinin haramlığı ile bileziğin açıkta olmasının haramlığı aynı değildir ama bu bir algı ve teslimiyet meselesi olarak kabul edilmelidir.
Bu cihazın veya başka bir cihazın adı önemli değildir. Önemli olan sizin yüz bakımı yani estetik yaptırmanızdır. Bunu estetik yaptırmak olarak sormalısınız. Estetik konusunda da cevabımız şudur: Olduğundan daha güzel görünmek, bir başka insana benzeyecek şekli vermek, burun, dudak ve benzeri organlara yeni bir şekil vermek gibi maksatlarla yapılan estetik müdahaleler caiz olmayan müdahalelerdir. Tıbbî bir tedavi, yanığı düzeltme, hastalığı giderme, organın bozulmuş şeklini eski haline getirme, organın kopan kısmını yerine koyma, normal yaratılışta olmayan mesela tavşan dudak gibi farklılıkları giderme, insanın psikolojisini bozacak ve hastalığa neden olacak şekildeki çirkinleşmeleri gidermek için yapılan estetik ise caizdir, bir tedavidir. Aşırı kiloları eriterek yani zayıflayarak oluşturulan yeni estetik de caizdir. Yaşlılık sonucu ortaya çıkan kırışıklıkları gidermek ise caiz değildir.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Gusül iki şeyden gerekir. Birincisi, cinsel birleşmenin gerçekleşmesidir. İkincisi de MENİ dediğimiz sıvının dışarı çıkmasıdır. Bu ikisi yoksa gusül gerekmez.
İki şeye dikkat edeceksiniz. Ses ve koku. Yellenme sesi duyuldu ise sonuç vesvese değildir. Aynı şekilde koku oluştu ise yine vesvese yoktur. Olmayan ses ve koku var kabul ediliyorsa o zaman psikolog devreye girecek demektir.
Sakın öyle yapmayın. Bir kere taharet yapın. İki kere yapmayın. Normal bir abdest alın. Sonra da gusledin. Ve bunu asla tekrar etmeyin. Şeytana oyuncak olmak istemiyorsanız böyle yapın.
Gusül almamak ibadet yapmamak anlamına gelmektedir. Bu da bir felakettir şüphesiz. İnşaallah iman açısından bir sorun yoktur da nikâh zarar görmemiştir. Eşi sabırla ve sebatla izah etmeye çalışacak. Yalvaracak, rica edecek. İş iman meselesi ise ortada nikâh sorunu var demektir.
Nikâh var olduktan sonra eşler arasında herhangi bir konuşma sakıncası yoktur. Yalnız böyle bir konuşma sizi sulu bir muhabbete sevk eder ve ileride zararını görürsünüz. Yatak odası konularını yatak odası dışına taşırmamak gerekir. Bu esnada meni gelmedikçe, sadece konuşma ve ellemeden ötürü de gusül gerekmez.
Çok kaba bir benzetme ile bu durumu kişinin kendi ameliyatını yapmasına benzetebiliriz. Asla olmaz böyle bir şey. Muhakkak ilimle meşgul birinin istişaresi ile yol almalıdır mümin. Aksi takdirde nefsinin etkisinden kurtulması zordur.