Fetva Meclisi
Soru
Eski bir mezarlığı ağaçlandırmak istiyoruz. Taşların çoğu yok olduğu için ve mevcut olan taşların da isimsiz olduğu için kabirlerin çoğunun yeri net değil. Ağaçlandırma yapmak ve ağaçları sulamak için kabirleri çiğnemek zorunda kalacağız, caiz midir? Kabirleri çiğnemek tenzihen mi tahrimen mi mekruhtur?
Cevap
Benzer fetvalar
Belirtilen yerler neticede amme hizmeti olan yerlerdir. Mezarlığı ağaçsız bırakmamanız daha iyi olacağından yeni ağaç tedbiri alarak yapabilirsiniz.
Allah Teâlâ babanıza rahmet etsin. Şunu bilmemiz gerekir ki, her şeyden önce ölüme hazır olmak ve mezarın içini imanla, ameli salih ile doldurmak asıl görevimizdir. Bunu da mezara girecek olan ölmeden önce yapmalıdır. Mezara girdikten sonra geride kalanların katkıları ile ya da mezarın üstünü imar etmeleri ile orada kıyamet vaktine kadar beklenmez. Dışarıdaki mermerler altta selamet vermez. Allah Teâlâ hepimizin kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe kılsın. Âmîn. Elbette oğlu olarak da anne babanız için yapacağınız şeyler olacağını bildiğinizi zannediyorum. Varsa borçlarını kapatmak, onun için istiğfar etmek, ibadetler yapıp dualar etmek, onun dostlarını ihmal etmemek mezarını imar etmekten çok daha önemlidir. Bu arada mezarını da yapabilirsiniz. Size neler yapılabilir, nelerde sakınca olurun özetini aktarabilirim: Alttaki ölünün unutulmamasını sağlayacak bir işaret konabilir. Taş, tahta veya benzeri bir şey olur. Ölünün kimliği ile alakalı bilgiler, gerekli rakamlar ona yazılabilir. Böylece kabrin yeri sabitlenmiş olur, başka kabirlerle karışmaması ve gerekli hukukun korunması da sağlanmış olur. Bu işaret de genelde baş tarafına konur ki böylesi güzeldir. Ölünün resminin kabrin üzerine konması veya taşa işlenmesi uygun değildir. Bu sadece batılı anlayışın bilinçsizce taklit edilmesidir. Kabir duvarlarına Kur'an ayetlerinin yazılması da kaçınılması gereken bir iştir. Kuşların, mezarlığa giren kedi-köpek vb. hayvanların kirletebileceği düşünüldüğünde sakınca daha rahat anlaşılır. Kabrin üzerine sürekli yeşil kalacak şekilde ağaç dikilmesini fukahamızdan hoş görenler olmuştur. Çiçek bahçesine dönüştürmeyi de en azından israf olarak görürüz ama mümkün oldukça ağaç dikilebilir. Kabrin altının imarı asıl olandır. İbret almak ve sevap göndermek için oluşması gereken ortamı gösterişe dönüştürmek uygun olmaz. Kabrin içinin veya dışının boyanması israftır ve bu ümmetin kültürüne uzak bir iştir. Kabrin üzerine çatısı olan yapı oluşturulması Hanefi mezhebi fukahasınca tahrimen mekruh kabul edilmiştir. Bazı fakihler ise ulemanın ve meşayıhın kabirlerinin üzerine kubbe yapılması durumunda insanların ibret almalarına daha çok vesile olabileceği umudu ile caiz demişlerdir. Yine de biz, kabrin içindeki hazırlıkların daha öncelikli hatırlanması tavsiyesine dikkat ederiz. Mezarın çapı kadar bir beton/mermer veya uygun eşyadan yapı yapılabilir ama bu yerden yüksekliği çok az olacak şekilde olmalıdır. Maksat mezarın yerinin sabitleştirilmesi ve üzerindeki toprağın kayması ile mezarın açılma riskinin önlenmesi olmalıdır.
Mezarlıkta bulunan yaş ot ve ağaçları, bakım amaçlı olmadıkça yolmak ve kesmek mekruhtur. Zira buradaki yaş bitkiler kendilerine has bir şekilde Allah’ı zikretmektedirler. Bu zikir sebebiyle orada yatan müminlere, Allah Teâlâ’nın rahmet edip azaplarını hafifletmesi umulur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bir kabristanda bulunan iki kabir sahibinin azap içinde olduğunu anlamış, yanında bulunanlardan taze bir hurma dalı isteyerek, ikiye bölmüş ve her birini bir kabrin başına dikmiştir. “Ey Allah’ın Resûlü, niçin böyle yaptın?” diye sorulunca, “Umulur ki bunlar yaş kaldıkları sürece (azapları) hafifler.” (Buhârî, Vudû’, 56 [218]; Müslim, Tahâret, 111 [292]) buyurmuştur. Mezarlıkta zayi olacağından endişe edilen kuru ot ve ağaçların kesilip satılmasında bir sakınca yoktur. Bu satıştan elde edilen paranın kamu yararına kullanılması gerekir. Ayrıca mezarlıkta bulunan ağaçların meyveleri de yenilebilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye 1/166-167; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/245)
Eğer dünyaya dalmayı unutturuyorsa ne güzel, keşke bütün mezar taşlarını okuyup dursak! Böyle bir ikaz yapan sahih bilgimiz yoktur.
Mezardaki ölünün üzerine dizilen tahtaların esasının sünnette varid olan LAHD uygulamasından kaynaklandığını zannediyorum. Bu nedenle de esası var olan bir uygulama olacağı kanaatindeyim. Tahta değil de kerpiç olmuştur belki ilk uygulaması. Mü'min bir insanın mezarı bir insan boyu kadar kazılır. Sağ omzuna meyilli bir şekilde konduğunda yüzü kıbleye gelecek hâlde bırakılır ölü. Sağ omzunun gireceği kadar da bir cep açılır en alttan, o cephe doğru meylettirilir. Üzerine direkt toprağın gelmesi yerine bizdeki örneğinde olduğu gibi tahtalar veya benzeri bir şey dizilebilir. Sonra toprak doldurulur. Mezarın üzerine beton veya benzeri mermer gibi yapılar yapılmaz. Sade bırakılır. Başı belli olması için bir taş konabilir.
Bir kabristan ne kadar eski olursa olsun bir zaruret olmadıkça yine kabristan olarak korunması gerekir. Böyle bir kabristanı satmak, üzerine bina ve benzeri şeyler yaparak içinde bulunan ölü kemiklerini başka bir mezarlığa nakletmek caiz değildir. Ancak başka bir alternatif olmaması sebebiyle, umumun yararına oradan yol geçirilmesi gibi kamunun kaçınılmaz bir ihtiyacını giderme zarureti varsa, bu ihtiyacı gidermek için mezarlar başka bir yere nakledilebilir. Nitekim kamuya ait olan bir yer ya da mal, yararı yine kamuya dönük olmak üzere gerektiğinde satılabilir ya da değiştirilebilir. (Zeylaî, Tebyîn, 3/331) Mezarlıktan yol geçirmek de bu çerçevede değerlendirilebilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Namazda saflar topuk hizasından esas alınarak kurulur.
Aleykümselam. Hacamat yapan, yaptığının ehli ise ücret alabilir.
Selamünaleyküm. Eskiden işlediği günah ne ise ona benzer bir günahı belki de ondan daha beterini şimdi işlemeye çalışıyor o kişi. Tevbe etsin ve tevbesini korusun. Tevbeden sonra geçmişi irdelemek, çöplüğü karıştırmak gibidir. Öyle bir anlayış da şeytan tuzağıdır. Kendini değil düşünce tarzını idam ettirsin o.
Selamünaleyküm. Tevbe edin, tekrar yapmamaya azmedin.
Selamünaleyküm. Sizin engelli olmanız, engelli olmayan biri ile evlenmenize mani değildir. Bu durumu şahitlerin huzurunda tespit ettirin. Sizi engelli halinizle kabul ettiğini şahitlerin önünde söylesin, bu kadarı yeterlidir. Kıyafetini değiştirmeyeceğini söylemesi de onun hakkıdır. Size ağır gelecekse siz de onu kabul etmeyin. Sizin bunu talep etmeniz de sizdeki geçimsizliği gösteriyor olmasın?
Aleykümselam. İlaç hükmünde olarak suya katılan bu tür katkı maddeleri suda kalıcı bir değişiklik yapmadığından ve bu maddeler esasen necis olmadığında suyun kullanılmasında sakınca yoktur. Bunu çamura temas suyun renginin bulanması ile su niteliğini kaybetmemesine benzetebiliriz. Sözünü ettiğiniz kaynaktaki örnek sudaki karışımın niteliği meçhul bir karışım ya da suyu tamamen nitelik itibariyle değiştirdiği zaman içindir.