İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Mirası paylaşmayı geciktirmek sakıncalı mıdır?

Cevap

Ölenin geride bıraktığı mal ve haklar, gerekli işlemlerden sonra derhâl mirasçılarına intikal edeceğinden (en-Nisâ, 4/11-12; Buhârî, Vesâyâ, 3 [2743]; Müslim, Vasıyyet, 10 [1629]), mirasın mirasçılar arasında hemen bölüşülmesi veya bölüşünceye kadar gelirlerinin hak sahipleri arasında hisselerine göre taksim edilmesi gerekir. Aksi takdirde diğer hak sahiplerinin haklarına tecavüz edilmiş olur. Çünkü hisse sahiplerinin, mirasın kendi hisselerine düşen kısmında her türlü tasarrufta bulunma ve gelirini alma hakları vardır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimsenin geriye bıraktığı mirasın tamamı; gasp, hırsızlık gibi meşrû olmayan yollarla elde edilen mallardan oluşuyorsa, sahiplerinin bilinmesi hâlinde kendilerine, kendileri sağ değilse mirasçılarına, sahiplerinin bilinmemesi hâlinde ise fakirlere veya hayır kurumlarına verilmelidir. Çünkü İslâm’a göre haram yolla elde edilen malın sahibine verilmesi, bu mümkün değilse yoksullara verilmesi gerekir. Haram yollarla kazanılan para ve mallara gelince; mirasçıların fakir olmaları durumunda söz konusu mirastan yararlanmaları caiz ise de fakir olmayan mirasçıların yararlanmaları caiz değildir. Bu tür para ve malların, fakirlere veya hayır kurumlarına verilmesi gerekir. Bir kimsenin geriye bıraktığı miras; tümüyle haram kazanca dayanmayıp helal ile haram karışık vaziyette bulunur ve bunların birbirlerinden ayırt edilmeleri de mümkün olmazsa, mirasçıların bu tür malları paylaşmaları caizdir. Şu kadar var ki, maddî durumu elverişli olanların bu tür para ve malları almak yerine, fakirlere veya hayır kurumlarına vermeleri takvaya uygun bir davranış olur. (Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâ’iyye, 207)

Haram kazançlarla alınan mallar kişinin ölümünden sonra mirasçılara helal olur m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin hayattayken malını paylaştırmasına miras değil hediye ismi verilir. Miras ise kişi öldükten sonra malının paylaşılmasına denir. Bir kimse hayattayken malını paylaştırmak isterse tüm çocuklarına eşit bir şekilde dağıtım yapmalıdır. Ancak engelli olan çocuğunu muhtemel mağduriyetini önlemek amacıyla ona diğer kardeşlerine göre daha fazla hibe/hediyede etmesinde âlimler sakınca görmemişlerdir. Babanıza hak/ölüm vaki olur ve geride mal kalırsa; -Eğer mirasçılar kendi aralarında anlaşarak paylaşırlarsa (rızâî taksim) sakıncası yoktur. Fazla hakkı olanlar daha az hakkı olanlara hediyede bulunmuş sayılır. -Eğer kendi aralarında anlaşmazlarsa miras hukukunun yargı boyutu devreye girer. Buna göre de mirasçılar tespit edilip hakları verilir. Bize yazdıklarınıza göre erkeğe iki, kıza bir şeklinde taksim edilmelidir. Belirttiğiniz mallar üzerinde anlaşamazsanız tüm mallarınız satılığa çıkar ve iki erkek bir kız şeklinde taksim edersiniz.

Hocam babamın yatırımlık bahçesi, iki evi, arabası ve bankada parası var. Bir ab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölenin geride bıraktığı mallar (tereke) ile ilgili yapılacak işlemler sırası ile şöyledir:

Ölenin geride bıraktığı mallar (tereke) hangi işlemlerden sonra mirasçılarına in
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insan sağlığında malını çocuklarına dağıtabilir. Bu durumda da herkese eşit oranda verir. Miras sahibi öldükten sonra uygulanmak üzere miras yönlendirmesi yapamaz. Yaparsa geçerli olmaz. Miras bırakan mirası alacaklardan birine fazladan bir hisse vasiyetinde de bulunamaz. Miras sahipleri ortadaki duruma gönülde razı iseler ve mirasçılardan birini rızası dışında dışlamıyorlarsa, taksim nasıl olursa olsun dinen sakınca olmaz. Yapılan taksime önce rıza gösterip sonradan vazgeçmek hak değildir.

İslam’da miras paylaşımında erkek çocuklar kız çocukların iki katı pay alır. Bu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişi hayattayken malı üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunma hakkına sahiptir; malını satabilir, bağışlayabilir, vakfedebilir ya da tasaddukta bulunabilir. Bu itibarla, bir kişi ölmeden önce bütün mallarını veya bir kısmını hibe etmiş ve hibe edilen kişi bunu kabul edip teslim almış ise bu mallar, bağışlanan kişinin olur; artık bu mallarda miras hükümleri uygulanmaz. Şayet ebeveyn taksim yapmış fakat malları ilgililere teslim etmeden kendi yaptığı taksime göre bölüşülmesini vasiyet etmişse, bu vasiyete uyma zorunluluğu yoktur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/63) Mirasçılar malları öncelikle miras hükümlerine göre bölüşmelidirler. Ancak rızaları olması durumunda anne-babalarının vasiyetine göre de bölüşebilirler. Eğer vasiyete göre paylaşmayı kabul etmeyen varis varsa, o kişi/ler miras hükümlerine göre payını aldıktan sonra geri kalanlar vasiyet hükümlerine göre paylaşım yaparlar.

Anne veya baba hayatta iken malını mirasçıları arasında bölüştürmüşse, vefat ett
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanız kırk yıl önce vefat etmiş olduğu halde niçin mirası taksim etmediniz? Burada tüm mirasçılar olarak kabahatlisiniz. Ama varislerden biri/birileri istediği halde vermediyseniz kul hakkına girdiğiniz anlamına gelir. Çünkü ortada hâlâ teslim edilmemiş hak vardır. Bu tür durumlarda doğru olan ölen kimsenin borçları ödendikten sonra hemen mallarının varisleri arasında taksim edilmesidir. Şimdi yapmanız gereken babanızın bıraktığı malları/oranı/değeri tespit etmektir. Daha sonra her hak sahibine (erkeğe iki, kıza bir hisse olmak üzere) hakkını verin. Ayrıca varislerin her birisinden helallik almak zorundasınız. Eğer varisler miktara rıza göstermezlerse anlaşabileceğiniz bir miktar üzerine sulh yapın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam babam kırk yıl önce vefat etti. Ben de kırk yıl çalıştım ve ticaret yaptım

MİRAS ve VASİYET konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman’ın, Yüce Allah’ın koymuş olduğu hükümlere uyması gerekir; aksi takdirde manen sorumlu olur. Mirasla ilgili hükümler de bunlardan biridir. Dolayısıyla, vârislerin haklarına düşene rıza göstermeleri ve diğerlerinin haklarına tecavüz etmemeleri gerekir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm’de mirasla ilgili hükümler bildirildikten sonra devamla şöyle buyrulur: “İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyar.” (en-Nisâ, 4/13) Şu kadar var ki vârisler, miras ile ilgili âyetleri inkâr etmemek ve miras hükümlerini adaletsiz bulmamak kaydıyla mirası kendi aralarında rızaya dayalı olarak diledikleri gibi paylaşma hakkına da sahiptirler. Bu durumda, Allah’ın mirasla ilgili olarak koymuş olduğu hükümlere muhalif davranmış olmazlar.

İslam miras hükümlerine uymamanın sorumluluğu var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm, koyduğu malî hükümlerde genel olarak külfet-nimet dengesini gözetmiştir. Miras hukuku da buna dâhildir. Evlilik esnasında erkeğe, evleneceği kadına mehir vermesi emredilmiş, evlilikten önce kadının nafakası baba ve kardeşlerine, evlilik süresince de kocasına yüklenmiştir. Bu ve benzeri yönlerden bakılınca kadınların miras konusunda haksızlığa uğratılmadıkları anlaşılır. Kadının mirastan alacağı pay, vefat eden kimseye olan akrabalık derecesine göre değişir: a) Vefat eden kimsenin kızı olarak kadın: Erkek kardeşleri ile beraber bulunduğunda kardeşinin aldığı payın yarısını, erkek kardeşi yoksa ve kız tek ise mirasın yarısını alır. Kızlar birden fazla olduklarında ise mirasın üçte ikisini alırlar. (en-Nisâ, 4/11) Üçte ikisini aralarında eşit olarak paylaşırlar. b) Vefat edenin oğlundan torunu olarak kadın: Vefat edenin çocukları yoksa tek olması hâlinde oğlundan olan kız torun mirasın yarısını alır. Birden fazla olmaları hâlinde ise mirasın üçte ikisini alırlar. Erkek kardeşleri ile beraber bulunduğunda mirası ikili birli paylaşırlar. Vefat edenin bir öz kızı ile bulunduğunda mirasın altıda birini alan kız torun, vefat edenin oğlu ile bulunduğunda ise mirastan pay alamaz. c) Vefat edenin anne-baba bir kız kardeşi olarak kadın: İlk üç hâli vefat edenin kızı gibidir. Vefat edenin kızı veya kızlarıyla beraber olunca kız/kızlar hissesini aldıktan sonra kız kardeş kalanı alır. (Buhârî, Ferâiz, 12 [6741-6742]) Vefat edenin babası veya oğlu ile bir arada olunca bunlar mirastan bir şey alamazlar. (en-Nisâ, 4/176) d) Vefat edenin baba bir kız kardeşi olarak kadın: Baba bir kız kardeşler anne baba bir kız kardeşler bulunmadığında mirasta onların aldıklarını alırlar. e) Vefat edenin anne bir kız kardeşi olarak kadın: Bu durumda anne bir kız kardeş bir tane olunca altıda bir, erkek veya kız birden fazla olunca üçte birde ortak olur (en-Nisâ, 4/12); vefat edenin, çocukları, babası ve dedesi ile bulununca mirastan pay alamazlar. f) Vefat edenin annesi olarak kadın: Vefat eden kimsenin çocukları veya birden fazla kardeşi varsa altıda bir, vefat edenin çocukları veya birden fazla kardeşi yoksa üçte bir; eşlerden birisi ve vefat edenin babası ile bulunduğunda eşin hissesi verildikten sonra kalanın üçte birini alır. (en-Nisâ, 4/11) Eğer ölenin eşi ve dedesi ile birlikte bulunursa mirasın tamamının üçte birini alır. g) Vefat edenin ninesi olarak kadın: Vefat edenin annesi bulunmadığı zaman altıda bir alır. (Dârekutnî, es-Sünen, 5/160-161 [4134-4135]; Abdürrezzâk, el-Musannef, 10/273 [19079]) Ölenin babası olduğunda babaanne, annesinin bulunması hâlinde hiçbir nine mirastan pay alamaz. h) Eş olarak kadın: Vefat eden kimsenin çocukları varsa sekizde bir, çocukları yoksa dörtte bir pay alır. (en-Nisâ, 4/12; Cürcânî, Şerhu’s-sirâciyye, 34)

Kadının mirastaki durumu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Halk arasında kullanılan “dede yetimi” terimi, İslâm miras hukukuna göre; ölenin erkek çocuklarıyla birlikte kendisinden önce ölmüş diğer çocuklarının oğlu veya kızını yani ölenin torununu ifade için kullanılır. İslâm miras hukukunda “yakın olan akrabanın uzak akrabayı hacbetmesi (engellemesi)” kaidesine dayalı olarak ölenin çocukları varken torunları mirasçı olamazlar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/94-95; Cürcânî, Şerhu’s-sirâciyye, 85-86) Ancak bazı İslâm hukukçuları dedeleri hayatta iken babaları vefat etmiş çocukların mağdur edilmemesi gerektiği üzerinde durarak bu durumdaki toruna dedenin vasiyetini gerekli görmüşlerdir. Buna göre dede, vefat etmiş evladının mirastaki payı kadar miktarı veya tüm malın üçte birini geçmeyecek bir miktarı torunları için vasiyet etmelidir. Dâvûd ez-Zâhirî, Mesrûk, Katâde, Tâvûs ve Taberî’den nakledildiğine göre, mirasçı olmayan yakın akrabaya vasiyet vâciptir. (İbn Hazm, el-Muhallâ, 8/353-355; İbn Kudâme, el-Muğnî, 6/137-138) Son dönem âlimlerinden bazıları, miras âyetlerinden önce gelen ve fakihlerin büyük bir kısmı tarafından mensuh kabul edilen, “Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşrû bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.” (el-Bakara, 2/180) âyetinden yola çıkarak bu vasiyeti vâcip bir vasiyet olarak kabul etmişlerdir. Bu âlimler, dedenin böyle bir vasiyet yapmadan ölmesi hâlinde, vasiyet etmiş gibi kabul edileceğini söylemişlerdir. (Ebû Zehre, Şerhu Kânûni’l-vasıyye, 198-200) Kur’ân-ı Kerîm vârislere, miras dağıtılırken vâris olmayan kimselere bile miras malından bir şeyler vermelerini tavsiye etmektedir. (en-Nisâ, 4/8) Bu sebeple dede yetimlerinin miras dağıtılırken gözetilmesi Kur’ân’ın bu tavsiyesine uygun düşmektedir.

Dede yetimi (babası dedesinden önce vefat eden çocuk) dedesinin ölümü üzerine on
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölenin birinci derecedeki yakınları varken ikinci derecedeki yakınları mirasçı olamazlar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/96) Şöyle ki; “Allah’ın kitabına göre, yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmaya) daha uygundur.” (el-Enfâl, 8/75) mealindeki âyet, usûl veya fürû olma bakımından aynı çizgi üzerindeki yakın akrabanın, uzağını mirastan mahrum edeceğini göstermektedir. Ancak ölenin erkek evladı, oğlunun oğlu veya babası yoksa erkek kardeşi asabe olarak mirasta pay sahibi olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/93)

Ölen kimsenin çocukları ve karısı varsa kardeşine miras düşer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimse kendisine miras olarak intikal eden hakkını kısmen ya da tamamen diğer mirasçılardan birine veya bir yabancıya hibe edebilir. Çünkü bu mal onun hakkıdır. Ayrıca mirasçılar, karşılıklı rıza ile malı diledikleri şekilde taksim edebilirler. Maddî veya manevî herhangi bir baskı olmaksızın, haklarından kısmen veya tamamen diğer mirasçılar lehine feragat edebilirler. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/126)

Kişi kendi miras payını başkasına verebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne, ölen çocuğuna her durumda mirasçı olur. (en-Nisâ, 4/11; Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/94) Ancak ne kadar miras alacağı diğer mirasçıların paylarıyla birlikte hesaplandığında ortaya çıkar. Nitekim âyette; “Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona vâris oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır.” (en-Nisâ, 4/11) buyrulmuştur. İslâm miras hukukuna göre annenin mirasta üç hâli vardır: Babanın da üç durumu vardır:

Ölen kimsenin anne-babasının mirastaki payı nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.