Fetva Meclisi
Soru
Müslüman için yenemez/kullanılamaz denen yasaklar nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Domuzun, • Etinin, • Yağının, • Derisinin haram olduğuna dair hiçbir tartışma yoktur. İslamiyet din olarak insanlara indiği günden beri bu böyledir. Domuz haramdır. Bu haramlık da katidir. Ayrıntıları yoktur. Sadece kıllarının kullanılabileceğine dair tek tük görüşler vardır. Özellikle eti haramdır gibi bir ifade diğer yerlerinin helal olmasından ötürü değil genellikle hayvanlar etinden dolayı anılırlar da ondan dolayıdır. Bugün domuz ürünleri, boy yağlı ve ucu, çabuk üreyip büyüyen bir hayvan olduğu için pek çok alanda kullanılmaktadır: Sabun, güzellik ürünleri, diş macunu, merhem, jelatin gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Neden Haramdır? Müslüman, Allah’ın emrine veya yasağına neden sormaz, o yasak etmiş ise gerekçesini bilse de bilmese de ona itaat eder, dinini asla tartışmaz. Buna rağmen Allah Teâlâ bilerek ve dileyerek domuzu yarattı, o bildiğimiz şekli ile yarattı ve bize onu yasakladı. Bütün zararlarına rağmen yasakladı. Din böyle hikmetlerle doludur. Bununla beraber domuzun yasak olmasının bazı bilinen hikmetleri vardır: a. Domuz necistir yani pistir. Onunla beslenen bir insanın ondaki yapıyı, karakteri ondan alması muhtemeldir. Domuz yırtıcı ve etçildir. Bütün etçiller gibi o da yasaktır. Zira etçil hayvanlardaki vahşilik etlerinden beslenenlere sirayet edebilir. b. Domuzun yasak olması insan sıhhati için bir gerekliliktir. Domuz insan nevi ile benzer hastalıklar taşımaktadır. Virüs ve mikrop bulaşması bakımından domuzla iç içe yaşanan hayatlar sağlık açısından daha ağır risk taşımaktadır. Domuz gribi örneğinde bunu görmüştük. c. Domuzun hiçbir ürünü kullanılamaz. Bu kullanmamadan sadece kılları mesela fırça olarak kullanılabilir istisnası yapan âlim olmuştur. Hayati ihtiyacın bulunduğu alanlarda ve başka alternatif üretilemiyorsa çok olağanüstü zorunluluklarda ancak geçici bir kullanım söz konusu olabilir. Bu durum ilaç ve tıp dünyasında da böyledir. Gıdada ise hayati bir zorunluluk olduğu söylenemez. Sadece daha rahat ve daha lezzetli yemekler yiyebilmek için domuz ürünleri tercih ediliyor olabilir. Müslüman bunu kendisi için kabul etmez insandır.
Evet, böyle bir hadis vardır. Müslüman lanet etmeyen insandır. İnsana da hayvana da lanet etmemek gerekir. Lanet tuttuğunda bundan lanet eden de zarar görebilir. Lanet edilmiş bir hayvanın daha sonra etinin yenmesinin yasaklanması gibi bir durum da yoktur. Mesele Müslüman’ın ahlâkı ve titizliği açısından önemli bir meseledir.
Aleykümselam. Biz Müslüman'ız yani Allah'a teslim olmuşuz. Allah'ın helal ettiğine helal, haram ettiğine de haram deriz. Allah'ın helaline yasak diyeni de olduğu gibi yok sayarız. Eti yenebilen hayvanların kesilmesine karşı çıkanların yaptığı, Allah'ın yaratmasını Allah'tan iyi bilmek iddiasıdır. Her zaman böyle havadan konuşan bir nesil bulunur biz işimize bakarız. Dinimiz bize yeter. Her sese kulak verirsek elimizdeki dini de tahrip edebiliriz maazallah.
Selamünaleyküm. Domuz eti necistir. Ona değen şey de temizlenmedikçe necistir. Kullanılan kaşığın aynı kaşık olduğunu biliyorsanız balığı da yememelisiniz.
Margarin türü yağlar, soframızdaki sıkıntılardan biridir. Müslümanların sahibi olduğu firmalar bu yağları üretmeye başlayana kadar, domuz karışımı endişesinden dolayı yenmeyeceği söyleniyordu. Şuurlu Müslüman olmanın gereklerinden biri olarak margarinden uzak durmak gerekiyordu. Daha sonra sahibi Müslüman olan bir firma margarin üretti; kısa zamanda Müslümanların mutfakları bu yağla tanıştı. Benzer bir gelişme de televizyon konusunda olmuştu. Yıllarca televizyonun, ahlâkı yozlaştırdığı söylenerek evlere sokulmuyordu. Müslümanlar adına bir televizyon kanalı kurulduğu iddia edildi, yılını doldurmadan namazlı evlerde de televizyon cihazı bulunur oldu. Meselenin bu boyutunu ele almayalım. Margarinle iki sorunumuz var. Bu sorunların biri, ham madde sorunudur. Eğer karışımında domuz ve eti yenmez hayvan veya besmelesiz kesilmiş hayvan yağı karışımı varsa, bizim için haram olma sorunu ortaya çıkar. İkinci sorun ise, margarin yağının insan sağlığı ile ilgili boyutudur. Tıbbın insana yasakladığı şeyler, dinin de yasak gördüğü şeylerdir. Aslında helal olan bir yiyecek türü bir nedenle, doktor tarafından yenmesi sakıncalı görülürse o yiyecek yenmesi caiz olmayanlar sınıfına girmektedir. Margarin üzerinde yıllardan beri ‘sakınca’ işaretleri vardır. Damar tıkanmalarına neden olduğu, çocuklara yedirilmemesi tavsiye edildiği bilinmektedir. Bazı hastalıkların çağımızda yaygınlaşmasının nedenleri arasında görülmektedir. Kalp ve damar hastalıklarından şikâyeti olan bir hastaya doktorların ilk cümlesi, katı yağlar üzerinden olmaktadır. Bunlar dikkate alındığında margarinin mutfaklardan uzak tutulması konusunda Müslümanların hassas davranmaları kadar tabii ne olabilir? Evet, margarinin haram olduğunu kati bir dille ifade edemeyiz. Ama dikkat etmek zorundayız. Keşke annelerimiz, bize yemek pişirenler bu şüpheli şeyleri mutfaklara sokmasalar! Keşke biz de adeta aç geziyor gibi margarinli yiyecek tutkunu olmasak!
Aleykümselam. Böyle bir riskten ötürü söz konusu malzemeyi kullanmamayı tercih etmemiz doğru olmaz. Kesin bir bilgimiz varsa o bilgi doğrultusunda bir kanaat belirtebiliriz.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Yetkili makamlar bu içeceklere dışarıdan alkol ilave edilmediği yani üretimi esnasında katılmadığı yönünde bilgilendirme yapmaktadırlar. Böyle ise alkol açısından tüketilmesinde de sakınca yok demektir. İkinci bir husus da sağlığa zararlı olup olmadığı hususudur. Bu konuda da güvence veriliyorsa içilebilir.
Alkolün veya katkı maddesi olarak kullanıldığı ürünün içecek olarak kullanılması haramdır. Temizlik malzemesi olarak kullanılması ise içilmesi gibi değildir. Islak mendil veya kolonya gibi ürünler kullanılabilir.
Öncelikle, bir kardeşimizin ihtiyacı varsa ve kolide yalnızca helâl gıdalar yer alıyorsa (kime ait olursa olsun) bunları alıp tüketmekte hiçbir sakınca yoktur. Marketin sahibi alkol de satıyor olabilir. Ama kolide alkol değil sade ekmekten zeytine, bakliyattan hurmaya kadar helâl ihtiyaç maddeleri varsa bunun sorumluluğu paketleyene aittir. Eğer kolide alkol, domuz ürünleri veya şüpheli bir madde varsa elbette bunları reddetmek veya alıp o kısmını ayıklamak gerekir. Çünkü haramı almak caiz değildir. Bu durumda da “ben haram kabul etmem” diyerek sadece o parçayı geri çevirirsiniz, helâl kısmı üzerinize afiyet olsun. Ne var ki senin üzerine düşen, sadakayı veya yardımı alan kişi olarak paketin sahibinin işlerine, kazancının bütününe dair soruşturma yapmak değildir.
Öncelikle bir eş adayı seçmekle birlikte aynı zamanda çocuklarınıza bir baba adayı seçiyorsunuz. Bu durum birinci husus kadar önemlidir. Bu yüzden iyi Müslüman, ahlaklı insan kriterlerini taşıyan birini aramanız çok önemlidir. Niyeti Allah rızası olan, salih amel derdinde olan, günah ortamlarından kaçan, iffetli, iyi eş özelliklerini taşıyan, ahlaklı, insanların dertleriyle ilgilenen, namazını kılan, orucunu tutan birisi olması bir eş kriteri açısından önemlidir. Bu özellikleri taşıyan birisinin olması ciddi adam olduğunun işaretidir. Bir eş adayının “ciddiyim” demesi onun kaliteli adam olduğunun işareti değildir. Söylediğiniz olumsuzlukların bir eş seçimi aynı zamanda bir baba seçimi açısından bakıldığında risk taşıyıp taşımadığını siz de anlayabilirsiniz. Eğer bu durumu anlamakta zorlanıyorsanız; aklına güvendiğiniz, olgun, sizi tanıyan, olayları iyi değerlendirebilen bir büyüğe muhakkak danışmalısınız. Muhakkak ailenizden birinin, bir büyüğün tavsiyesini almalısınız. Süreç sadece iki kişi arasında devam etmemelidir. Anne-baba, büyüklerin olduğu iş daha anlaşılır ve daha bereketlidir. Rabbim sizi ve evlatlarınızı hayra ve güzele yönlendirsin.
Ortaokuldan beri kapalı olman ne güzel, geç kalmadan farkında biri olarak yaşamaya çalışmışsın, ne mutlu. Evet, senin de dediğin gibi hatamız olabilir, insanız. İnsan olarak da çok etkilenen bir varlığız. Çevremiz değiştikçe ister istemez hayat kalitemiz de değişmekte. Bazen farklı çevreler cazip geliyor ama o cazip gelen çevre bizi olumsuz etkileyebiliyor. Olumsuz da etkilensek hata edildiğinin farkına varınca olduğun yerde durmak yok, hemen hatamızdan vazgeçip yeni bir adım atma zamanı gelmiş demektir. Yeni bir adım atmak da ne güzel bir nimet ki Rabbimiz bu imkânı her zaman bize sunuyor, elhamdülillah. Sen de yaptığın hatanın farkına varmış ve onları çevrene rağmen terk etmişsin. Artık sakın geri adım atma. Ama bunu yaparken onlar ne derler/demişler diye hiç düşünme. Sen de biliyorsun yapılanların yanlış olduğunu, bu sebeple terk ediyorsun. Evet, kapalı olan birisi daha dikkat etmeli gibi duruyor ama hepimiz Müslüman’ız ve dinimizi temsil ediyoruz. Aslında hiç kimseye yakışmaz yanlış olan bir şey. Böyle düşünmek gerekir. Onların senin hakkında konuşmasına gelince… Hiç dert etme. Yapılan hata kadar onun konuşulması da hatadır. Bize düşün hatayı gördüğümüzde gidip kardeşimize destek verip o hatadan kendisinin uzaklaşmasını sağlamak. Onlar da umarım böyle konuşmasının hata olduğunu anlarlar. Onlar bilmiyorlar, bilseler bu kadar kötü bir şey böyle konuşmazlar. Hem birbirimizi üzmek de hiç kimsenin hoşuna gitmez aslında. Şimdi yapman gereken; doğruyu bilmek ve hep doğruyu öğrenmeye çalışmak ve doğruları yapmak, ne olursa olsun hata etsek de hatamızdan vazgeçmek ve çevremizin her an güzelleşmesi için gerekirse yeni arkadaşlıklar edinmek. Zamanla çok güzel bir çevremiz olacak inşallah ama her zaman da bizi anlamayanların da olabileceğini unutma olur mu? En önemlisi de çok dua etmeliyiz güzel insanlarla güzel bir insan olalım diye. Rabbim güzel yaşamayı nasip etsin. Dua eder, dua beklerim.
Kardeşim, içinde bulunduğun durum gerçekten ağır bir imtihan gibi görünüyor. Allah, sıkıntılarını giderip sana hayırlı bir yol nasip etsin. Bu tür durumlarda sabır göstermek ve dualara devam etmek, imanın önemli bir parçasıdır. Allah, dualarınızı kabul buyurur ve size en hayırlı olanı lütfeder, inşallah. Bu yaşadıklarını birkaç açıdan değerlendirmek iyi olabilir: Bir İmtihan Olarak Görmelisin: Hayat, herkes için farklı zorluklarla dolu. Allah, her birimizi farklı yollarla sınar. Senin sınavının bu konuda olduğunu düşünüyorsan, sabırla bu süreci aşmaya çalışmak büyük bir erdemdir. Her duanın kabulünün bir vakti vardır, belki Allah, sizin için daha güzel bir kapı açmak için doğru zamanı bekletiyor olabilir. Tevekkül ve Gayret Etmelisin: Allah, tevekkül eden ve üzerine düşeni yapan kullarını sever. Gayret göstermeye devam etmek, karşınıza çıkan olumsuzluklara rağmen umudunuzu yitirmemek çok önemlidir. Belki de eş arayışında yöntemlerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekebilir. Örneğin, güvenilir ve dini hassasiyeti olan çevrelerde veya kuruluşlarda doğru kişilerle tanışmayı deneyebilirsiniz. Kadınlara Olan Güvensizliğinizi Bırakın: Geçmişte yaşadığınız olumsuz tecrübeler, kadınlara karşı bir güvensizlik oluşturmuş gibi görünüyor. Ancak unutmayın ki her insan, farklı bir dünyadır. Herkesin hatalı olmasını beklemek adil olmaz. Güzel niyetlerle yaklaşmaya çalışmak, ön yargıları kırmak size ve karşınızdaki insana fayda sağlayabilir. Dua ve Sabır: Duaların bazen hemen karşılık bulmaması sizi ümitsizliğe sevk etmesin. Allah, duaları ya aynen kabul eder, ya daha hayırlısını nasip eder ya da bir musibeti uzaklaştırır. Dualarınıza devam edin, çünkü Rahman ve Rahim olan Allah sizin gayretlerinizi bilir ve değerlendirir. Allah, yuvanızı kurmanıza ve güzel bir hayat inşa etmenize vesile olacak en doğru insanı karşınıza çıkarsın.