Fetva Meclisi
Soru
İslam toplumunda KADIN EVİNDE OLUR ne anlama geliyor? Kadın dışarı çıkamaz mı? Bunun kaynağı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
İlahiyat okuma işini dışarıda tutarak cevap veriyorum. Bir bayanın, doksan km mesafeden daha uzak bir yere yalnız gitmesinde sakınca vardır. Bir mahremi ile yolu kat ettikten sonra güvenli bulduğu bir evde kalmasında hiçbir sakınca yoktur. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam.Bunu şöyle değerlendirin: Mahremiyet inceliklerine zarar vermeyecek bir ortam bulunuyorsa bayanların da camiye veya benzeri bir yere vaaz dinlemeleri, ders almaları için gitmelerinde sakınca olmaz. Kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir hataya düşülecekse elbette evi, en değerli yeridir. Sözünü ettiğiniz camide biiznillah bayanlar açısından sakıncalı bir durum yoktur.
‘Kadın evde oturmalıdır’ diye bir kuralı, ‘evden çıkmasın, çalışmasın, çalışması hiç mümkün değildir’ diye demiyoruz. Mevcut çalışma şartlarının kadını evinden çıkarırken kimliğinden de çıkardığına dikkat çekmek istiyoruz. Elbette kadın da yeri gelir çalışabilir, hele hele dinine hizmette mesafe kat edebilir; neden olmasın? Ama nerede ve nasıl sorularının cevabına dikkat etmek gerekir. Sözünü ettiğiniz iyi niyetler kolay konuşuluyor da uygulamaya gelince göremiyoruz maalesef. Herkesin kalbi ile Rabbi arasında bir köprü vardır. O köprüye başkası müdahale edemez. Kadınlık ve annelik ruhu zedelenmiyorsa, iş esnasında bir haram işlenmiyorsa neden çalışmasın kadın? Kadının evinden dışarı çıkmasında eşinin izni temel ilkedir. Anne baba ziyareti, mesela ayda bir ziyaret ise eşin bunu engellemesi hakkı değildir. Üç günde bir yatıya gitme gibi bir ziyareti engeller, bu eşin hakkıdır. Durumu şu şekilde anlamamız gerekiyor. ‘Kadın, nikâh akdinden sonra kendi başına değildir, eşinin emretme hakkını bilmelidir.’ 4-Kadın çalışıyorsa, kazandığı üzerinde eşinin tasarruf hakkı yoktur. Bu konuda erkek, kadına müdahalede bulunamaz. Kadın, zekâtını verir, kurbanını keser, dilediği gibi harcama yapar. Bütçesinin sorumlusu kendisidir.
“Allah’ın evi” terkibinin Arapça karşılığı “Beytullah” olup Kâbe hakkında kullanılan bir ifadedir. “Beyt”ten maksat, Kâbe’dir. “İbrahim ve İsmail’e; ‘Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi temiz tutun’ diye emretmiştik.” (el-Bakara, 2/125) âyetinde de ev kelimesi Allah’ın zâtına izafe edilmiştir. Kâbe’ye Beytullah (Allah’ın evi) denilmesi, Allah’a (c.c.) ibadet etmek için yeryüzünde yapılan ilk mabed olması, insanların hidâyeti ve putperestliğin yıkılıp tevhid inancının yerleşmesi için gönderilmiş olan Hanîf dininin sembolü ve bütün Müslümanların namazlarında yöneldikleri yer olması gibi sebeplere dayanır. Allah, “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabed), Mekke’deki (Kâbe) dir.” (Âl-i İmran, 3/96) buyurarak onun şerefini yüceltmiştir. Allah için ibadete mahsus olan tüm camiler ve mescitler için de “Allah’ın evi” terkibi kullanılır. Nitekim bir hadis-i şerifte; “Yeryüzünde Allah’ın evleri; mescitlerdir. Oraya gelene Allah Teâlâ ikramda bulunur.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 10/161 [10324]) buyrulmaktadır. Bu itibarla “Allah’ın evi” tabirinden Allah için ibadet edilen yer anlaşılmalı, asla Allah’a isnat edilen bir mekân anlaşılmamalıdır. Çünkü Allah (c.c.)zaman ve mekândan münezzehtir. O, bir mekânda olan değil, bütün mekânları kuşatmış olandır. Zaman ve mekân mahlûk/yaratılmıştır. Allah ise yaratıcıdır. Dolayısıyla O, yaratılmışlara has özelliklerden münezzehtir, yani uzaktır.
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
Selamünaleyküm. Kadınların hayızlı iken camiye girmeleri ancak acil bir nedenle olabilir. Normal şartlarda giremezler. Bütün fıkıh mezheplerinin görüşü budur.
ahzab konusundaki diğer fetvalar
Dinimizi Yahudi’den de içimizdeki cahillerden de korumamız gerekir. Yarın birisinin çıkıp GÜNEŞ ÜÇGENDİR demesi kadar abes bir sözdür bu. Ayetteki emanet genel olarak Allah’ın emir ve yasaklarıdır. Anne baba konusu da bunlardan biridir. Âyetler ile bu şekilde rahat yorumlar üzerinden oynamak tehlikelidir. Uzak durmanızı tavsiye ederiz size.
Kur'an'ımız hep günceldi, güncellenmesi gereken bir bölümü yoktur. O ayetler, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ilk iman eden nesle ve yakın ailesine hitap etmektedir. Bu birinci noktadır. İkinci nokta ise şudur: O ayetlere muhatap olanlar neticede KUL idiler. Kul da hata edebilir kimliğin sahibidir. O ilk muhatap olanlardan hata eden oldu, etmeyen oldu. Ayetler onlara genel olarak hitap etti. Üçüncü nokta da şudur: Onlar KUL idi. Bu hitaba muhatap oldular. Kıyamete kadar KUL ortak paydasından onlarla buluşan herkes bu ayetleri kendine hitap ediyor bulacaktır, bulmak zorundadır.
Sizin de belirttiğiniz gibi cariye, köle sistemi kalkmıştır. Dinimiz İslam, köleliğin bitmesine adeta teşvikte bulunan uygulamalarda bulunmuştur. Hür Müslüman kadının tesettürü ile cariyenin tesettürü farklıdır. Tesettürle ilgili ayetlerin tefsirinde konuyla ilgili derin malumat bulabilirsiniz. Bilhassa İbni Kesir Tefsiri ve Tefsir’ül Münir eserlerine bakabilirsiniz. - Cariyelerin tesettürü hür mümin kadınlardan farklıdır. - Cariyelerin başları dışındaki bütün yerlerini örtmeleri gerektiğini söyleyen âlimler olduğu gibi hür mümin kadınlar gibi bütün bedenlerini örtmeleri gerektiğini söyleyen âlimler de vardır. - Hür/cariye ayrımı yapılması gereken bir dönem olmuştur. Siyasi ve toplum menfaatine uygun bir karar verilmesi gereken bu dönemde hür kadınlar cilbab giymiş cariyelerin giymemesi istenmiştir. Siyasi ve sosyal bir zorunluluk sebebiyle alınan bu önlem, ön görülen tehlike geçince gerekli olmaktan çıkmıştır. Bu konu üzerinde daha derin bir araştırmak yapmak isterseniz yukarıda ismi verilen eserlere bakabilir ve kadim tefsir kitaplarında tesettür ayetlerinin tefsirlerini inceleyebilirsiniz. Allah'a emanet olun.