Fetva Meclisi
Soru
Hocam yaz geldi herkes tatile gitmek istiyor, ülkemizde ve dünyada çok güzel yerler var ama hep Müslüman olmayanlar ya da tesettürü olmayanlar mı gitmeli gezmeli buraları? Müslümanların böyle yerlere gitmesine nasıl bir yorum getirirsiniz, tesettürlüler Antalya’ya, Bodrum’a ya da yurtdışına tatile gitmemeli mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İffetin korunduğu, tesettürün zedelenmediği, kâfirlere kompleksin öne çıkmadığı bir tatil neden olmasın?
TATİL kelimesi Arapça kökenlidir ve “bir şeyi durdurma/ara verme” anlamında kullanılmaktadır. Bu anlamı ile de tatil, Müslüman kültüre yeni girmiştir. Bu kelimenin karşılığı olan bir uygulama Peygamber aleyhisselamın zamanında veya ondan sonraki raşit halifeler döneminde olmamıştır. Elimizde bunu gösterir bir bilgi yoktur. Bunun yerine kullanılabilecek SEYAHAT, ZİYARET, DİNLENME vardır. Bunlar hakkında pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Peygamber aleyhisselam efendimizin dininde Müslüman'ın hayatını normal günleri-tatil günleri diye ayırmak mümkün değildir. Tatili de günlük hayatı gibidir. Müslüman bulunduğu yerde iman standartlarında bulunur. Gerektiğinde dinlenir, gezer, seyahat eder ama dini onunla olur. Meselenin özeti budur.
Dinimiz ve ahiretimiz uğruna evimizi, sokağımızı, şehrimizi hatta ülkemizi değiştirmeye hazır olmadıktan sonra iman iddiamızı nasıl ispat edebiliriz? İmanınızı ve çocuklarınızın imanını öncelikli tutun. Allah yardımcınız olsun.
Dinimiz İslam’ı parçalara bölüp, parçaları ile yaşayarak kendimizi avutmayı tarif ediyorsunuz. Ne tesettür dinin tamamıdır ne de tesettürü dinin dışında bir yerde görebiliriz. Ekmek ne kadar değerli ve yaygın olursa olsun hayatın bütünü içinde sadece bir dilimdir. Ekmekten daha değerli şeyler de vardır. Yaşanan dakikada ihtiyaç neye ise önemli olan o olmaktadır. Din de böyledir. Tesettür gerektiğinde o, namaz gerektiğinde namaz, gıybetten korunmak gerektiğinde de o korunma dindir. Dinimizi bütün olarak ve hayatı kuşatacak mantıkla almaya mecburuz. Böyle alacak ve aldığımız alamadığımız ne varsa onu müdafaa edeceğiz. Müdafaamız da bir yandan tebliğ niteliğinde olacak.
Müslüman bir kadın, tesettür şuuru olmayan başka bir kadının yanında kendine dikkat etmelidir elbette. Kâfir bir kadına karşı da bir erkek gibi olmasa da dikkatli olunması gerekir.
Selamünaleyküm. Bir şey dememiz gerekmiyor ama ibret almamız gerekiyor. Zira bir şey denmesi mümkün olamayan bir durum var ortada. Herkes öncelikle ailesini korumalı, öyle bir zamana geldik.
cennet konusundaki diğer fetvalar
-Şüpheler ve şehvetler yaygınlaştı ve benimsendi ise -İnsanlar dünyalık peşinde olmayı cennet peşinde koşmak gibi algıladı ise -Allah’ın vaatlerine umut azaldı ise artık gariplik sezonunun yaşandığını anlayabilir ve gereğini de yapabilirsiniz. Onun gereği de daha fazla sünnete sarılmak, ibadete yoğunlaşmaktır.
Bu konuda size verebileceğimiz rahatlatıcı bir cevabımız ne yazık ki yoktur. Öyle bir zamana gelmiş bulunuyoruz ki, herkes kendi yaptığını yapılması gerekenler için yeterli bir örnek olarak görebilmektedir. Gidişatımızın ürkütücülüğünden Allah’a sığınırız. Her bir Müslüman böyle durumlarda kendisini ayakta kalması gereken son örnek olarak görmelidir. Kim ne yaparsa yapsın, “Nuh’un gemisinin son yolcusu benim” mantığı biiznillah Allah katında kurtarıcıdır. • Allah’ın haramlarına karşı, o haramların sıradanlaşmasına karşı içi kaynayan Müslüman olmadıkça Allah’ın rızasını iddia edemeyiz. Yakın geçmişte bir mü'minin elinde piyango bileti görmeyi bile düşünemezken şimdi sıradanlaşması mesela kumar gibi bir harama karşı refleksimizin eridiğini göstermektedir. Bu bir felakettir. Bu felaket gözümüzün önünde alev alev büyürken bizim görsel bazı dini temaları avuntu olarak kabullenmemiz de ikinci bir felakettir. Hasbunallah. • Allah Teâlâ mü'minlerin salih ameller üzerinden yarışıyor olmalarını emretmiştir. Şimdi ise dini ayakta tutmak hocalara ve belli başlı kimselere terk edilmiştir. Cennete herkes talip iken cennete giden yolları oluşturmada kimsenin heyecanı yoksa bu da bir felakettir. • Nesillerin iffeti üzerinde tarihte örneği görülmemiş bir yıpranma herkesin bilgisi ve gözü önünde gerçekleşirken kimimiz siyasi endişelerle, kimimiz de basit tahminlerle konuyu gündem dışına taşımakla büyük bir yanılgı içine düşmüş bulunuyoruz. Bu da başka bir felaket oluşturmaktadır. • İhlasla ve şeriatımızın ölçülerine sadık kalarak ve bu mevcut durumu bizim için Allah’tan gelen büyük bir imtihan olarak görüp çalışma yapmalıyız. Konunun siyasi malzeme yapılması yanlıştır. Yaptığımız diğer iyi işleri buradaki görevimize saymamız da akıllıca bir iş değildir. Tek kalma ile sonuçlansa da dinimiz ve mukaddesatımız için evlerimizden örneklendirerek bütün sosyal hayatımızı kuşatan kaleler oluşturmamız günümüzün cihadı, anımızın vazifesi olarak bilinmelidir. Yapmayanların hataları etrafında vakit harcamamız da yanlış olur. Sabır ve heyecanla bu ümmetin ilk nesillerinin yaptığını yapmaya çalışacağız. Allah’tan da yardımını isteyeceğiz.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin, işinizi kolay kılsın. Bir kere, asla yarınlara bugünden endişelenmeyin; her doğan güneş yeni bir gün ve her yeni gün yeni bir umuttur. Bir ilaç keşfedilebilir, doktorların tespiti yanılabilir. Yarının endişesini bugünden taşımaya kalkarsanız şeytan sizi kolay sömürür. Yaratan Allah, hayat veren Allah’tır. Siz kulluğunuzun gereklerini yapmaya bakın. Ve şunu da unutmayınız: O çocuk, siz kadere itiraz etmediğiniz sürece sizin cennet umudunuzdur. Onun sayesinde kazandığınız sevaplar herhangi bir nafileden kazandığınızdan daha az değildir. Yarın Allah’ın lütfu ile cennette bulunduğunuzda kendinizi o yavrunun size makine gibi sevaplar biriktirdiğini görecek ve asıl mutluluğu orada yaşayacaksınız, orada… Sabredin ve kazanın. Allah yardımcınız olsun.
1. Niyetin berrak ve güçlü olsun. Kur'an’ı ezberlemekle Allah’ı bulmayı, cennetine girenlerden olmayı, bu ümmetin en iyilerinden olmaya niyet et. 2. Bunun için çok dua et. Duan olmazsa hiçbir şey yapamayabilirsin. 3. Sabret. Sonuna gelinceye kadar sabret. Yüzlerce sene olsa bile sen sabra hazır ol. 4. Zamanı çok iyi kullan. Vakit buldukça değil ona ayırdığın ve hiçbir şeyle değiştirmeyeceğin vakitlerde ezberle onu. 5. Dünyevi işlerden sıyrılabildiğin kadar Kur'an sana geleceği için onu ezberleyene kadar dünyevi bağlantılarını en azından keyfi olanlarını azalt. 6. Daraldığın zamanlarda gece namazına kalk ve dua et. 7. Sana ezber yaptıran hocanın yönlendirmelerine önem ver.
Kesinlikle bu sözünüz boşunadır ve yersizdir. Bu bir umutsuzluktur, adeta kanserdir. Beyninizden bu hücreyi sökün atın. Şeytan sizi en umulmaz noktadan bitirmeye çalışıyor. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Doğrudur, bizim Nuh aleyhisselam kadar ömrümüz yoktur ki büyük ve çok ibadetler yapalım. Bu doğrudur. Bir başka doğru da mü'min kalmanın çok zorlaştığı bir zamanda yaratılmış olmamızdır. Her şeye rağmen unutmamamız gereken büyük hakikatler de vardır. Şunları da unutmamalıyız: • Dünya ve ahiretin efendisi Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz. Elhamdülillah. Bu durum bizim için bir elimizde güneşi tutmamız kadar büyük bir lütuftur. Biiznillah kıyamet günü bunu bir fark olarak bulacağız. Böyle büyük bir gerçek unutulabilir mi? Bu büyük nimete sahip olan bir neslin elbette imtihanı da ağır ve uzun olacaktır. Dert etmeye gerek yoktur. Sabır ve gayretle geçiririz bu imtihanları Allah’ın izni ile. • Allah Teâlâ imtihanımızın ağır ve uzun olacağını biliyordu, o yazdı bunu bize zaten. O nedenle de az işle çok ecir kazanma fırsatı da verdi bize. Düşünebiliyor musunuz, ahlâk bile terazimize konacak kıyamet günü. Nazik bir tebessümün bile sevap olarak yazılmasını düşünebiliyor musunuz? • Umutsuz olmaya gerek yoktur. Umutsuzluk şeytanın sebep olduğu bir kanserdir. Umutsuzluk yerine çokça namaz kılarak, istiğfar ederek ve benzeri Rabbimizin razı olacağı işler yaparak cennete hazırlanmalıyız. Sadece SEYYİDÜLİSTİĞFAR okuyarak neler kazanabileceğimizi düşünmemiz bile umutlu olmamız için yeterlidir. Saliha bir kadına vaat edilen cennet müjdelerini düşününce dahi umut dolmamız için yeterli sebep var demektir. Şeytanın propagandalarına takılacak yerde Allah’ın vaatlerine bakarız ve yürürüz biiznillah.
“Bu” denebilecek açık bir bilgi yoktur bu konuda. Üzerine gitmenin de faydası yoktur. Gerekli olsa idi Allah Teâlâ bize onu açıklardı.