İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hadislerde sözü edilen gariplik ve garipler zamanında yaşadığımızı nasıl ölçebiliriz?

Cevap

-Şüpheler ve şehvetler yaygınlaştı ve benimsendi ise -İnsanlar dünyalık peşinde olmayı cennet peşinde koşmak gibi algıladı ise -Allah’ın vaatlerine umut azaldı ise artık gariplik sezonunun yaşandığını anlayabilir ve gereğini de yapabilirsiniz. Onun gereği de daha fazla sünnete sarılmak, ibadete yoğunlaşmaktır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinlediğiniz konuşma içinde bağlamından koparılmış bir ifade olduğunu düşünüyorum. Evet, ahir zamanda şanslı ve kazançlı olmaya yönelik hadisler bulunmaktadır ama bu hadisle “sahabilerden dahi iyi olmak” gibi bir anlamı beyan etmez. Bu ümmetin sonunda da hayrın devam etmesini şu başlıklar altında inceleyebiliriz: Bu ümmetin ilk nesli ile son nesilleri arasında iman ve ibadetlerdeki temel benzerliklerin ötesinde bir de “garip” olma benzerliği vardır. “Din garip başladı garip olacak” hadisinin anlattığı gerçek budur. Ahir zamana yaklaşıldıkça Allah’a kulluk ideali ile yaşamak çok zor olacak. Avuç içinde kor taşımak kadar zor olabilecek bir dindarlıktan söz edilmektedir. Son zamanlardaki bu garipliği iliklerine kadar hisseden müminlere Allah Teâlâ’nın lütfedeceği muvaffakiyetin fazileti elbette tartışılamaz ama bu fazilet sahabilere denk olmak gibi bir sonuca götürmez. Onlarla denk olmak mümkün olmayan bir noktadır. Gariplik zamanında iman etmek, cihat ve Allah için fedakârlık gibi faziletlerde ise herkes yaptığının karşılığını bulur. Bu da kişilere ve zamanlara göre değişebilir bir değerlendirmedir. Peygamber aleyhisselamı görmeden, onu görenler gibi güzel bir iman iki iman eden nesil arasında bir fazilet oluşturabilir. Nitekim bazı hadislerde Peygamber aleyhisselam efendimiz “onu görmedikleri” halde iman edenlerden söz etmektedir. Ve onları övmüştür. Bu övme, ecirlerinin büyüklüğünü, Peygamber aleyhisselama yakınlıklarını gösterir ama onların sahabilerden yani ilk nesilden daha faziletli olduğunu göstermez.

Hocam bir konuşmacı, bu zamanda Müslüman olmanın önemini anlatırken “biz Ashapta
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her mü'min bilir ki Allah’ın vahyi bir Kur'an şeklinde bir de Kur'an’ı tefsir eden sünnet şeklinde elimizdedir. İlk gününden bu zamana kadar Allah’a ve ahiret gününe iman eden her mü'min böyle inanmıştır. Bu asırda kâfirlerin sinsi planlarına takılan bazı gaflet Ehl-i sünnet’i bir tarih birikimi gibi görmeye başlamışlardır. Daha da garip olan durum, bu fitneyi “Kur'an’a hizmet, onu yüceltmek” gibi bir maske ile yapıyor olmalarıdır. Bu bir savaştır. Bu savaşta gafil yakalanan her mü'min için imanını tehlikeye atmak söz konusudur. Allah muhafaza buyursun. Kimin bilerek bunu yaptığını kimin anlamadan yakalandığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Peygamber aleyhisselamın sünnetine dil uzatmak ona dil uzatmaktır. O günden bugüne mü'min olarak sünnete sarılıp yaşayan milyarlarca Müslüman’ı saf, aldanmış, kendilerini akıllı görmektir. Meseleyi bir savaş meselesi olarak görmelisiniz. Hadis âlimlerinin siyasetçilerden etkilendiklerine dair dedikodunun yüzde bir bile ihtimali olmayan bir dedikodu olduğuna tarih şahittir. Bunu söyleyenin tarih bilgisi hiç yok demektir ya da yalancıdır. Hadislerin toplanması, okutulması, kitaplaştırılması saraylardan tamamen uzak mekânlarda gerçekleşmiştir. Özellikle hadis âlimleri saraylardan uzak yaşamayı bir iman meselesi olarak görmüşlerdir. Hadisin en büyük imamı olan Buharî, sarayda kitabını tanıtmayı ve okumayı reddettiği için yaşadığı şehirden sürülmüş ve hicret yolunda ölmüştür. Buharî gibi bir âlimin “hadis sarayda değil camide okutulur” mantıklı tavrı bir destan. Bunun bir benzerini hatta daha da kapsamlısını yine ilk hadis imamlarından olan Ahmed bin Hanbel’de görebiliriz. Ne gariptir ki, bugün aynı fitneyi yürütenler hadis ehlini saraylardan uzak yaşamayı tercih ettikleri için “radikal, uç adamlar…” gibi vasıflarla anmaktadırlar. Gerçek odur ki, hadis âlimleri bu ümmetin en zahidleri, lüksten en uzak duranlarıdırlar. Allah onlardan razı olsun. Ömürlerini değil saraylarda kendi evlerinde bile geçirmemiş kimselerdir onlar. Diyelim ki, Emevi veya Abbasi halifeleri hadis âlimlerine müdahale ettiler ve hadis uydurttular. Siyaset ve sarayla ilgili bütün hadis kitaplarında kaç hadis vardır ki? Yöneticinin lehine bir tavır oluşturmaya destek olacak hadis sayısı kaçtır ve bütün hadislerin ne kadarıdır onlar. Binde bir bile denmesi mümkün değildir. Siyasetle bağlantılı konuların hadislerini etki ile yazdıklarını var sayalım, gerisine neden hürmet etmiyorlar? Demek ki meselenin aslı başka bir dosyada gizlidir. Bu bir projedir. Ümmetimizi içinden parçalama, dinimizi köklerinden çürütme projesidir. Böyle bakalım, buna göre tedbir alalım. O tür bir ders halkasında bulunmaktansa evde çocuklarla oyun oynamak daha isabetlidir biiznillah.

Hocam, küçük bir şehirde yaşıyoruz. Aradığımız zaman dersine katılacağımız bir h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabında görmediğimiz işler ve sözlerdir bunlar.

"Şeyhin şeklini hayal etmek, düşünmek, Hakkın zikrinden daha faziletlidir." Mahm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hangi kibrin ve hangi imanın cennet ya da cehennem nedeni olabileceğini beşerden birileri olarak biz kararlaştıramayız. Elimizde kibir ve iman ölçebilecek bir cihaz yoktur. Bu tür kararlar Allah’a kalmıştır. Bize düşen o tür sıkıntılardan uzak durmayı becermek ve onun için gayret etmektir.

Hocam kalbinde zerre miktar kibir olan cennete giremez hadisi ile kalbinde zerre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette Müslümanlar kendi aralarında kardeşliğin yüksek huzurunu hissederek yaşamalıdırlar. Temel gayemiz ve çizgimiz bu olmalıdır. Rabbimizin emri böyledir. Bu nedenle de küs olmak yasaklanmıştır. Dini bir nedene dayanmadıkça üç günden fazla küslük caiz değildir. Tartışmak, farklı fikirleri savunmak ise küslük değildir. Edep çizgileri aşılmadığı sürece tartışmak ve farklı düşünmekte sakınca yoktur.

Ağabeyimle anlaşamıyoruz. Neredeyse her şeyimiz farklı. Hadiste Müslüman Müslüma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tür senaryolarla vakit geçirmeyelim. Daha yoğun ve daha acil pratik meselelerimiz vardır. Ancak insanların, cehaletten kaynaklanan idraklerini değiştirmenin zaman alacağını bilmeliyiz. Mümkün olduğu kadar tevil edilebilecek sözleri tevil edelim. Çünkü mesela bu kişinin durumunda namaz, imanı; kullandığı sözler de küfrü temsil ediyor. Ama bilememe durumunu yok sayamayız. Tatlı sözlerle, uzun bir zamanda da olsa ikna olmasını bekleyeceğiz. Allah yardımcımız ola.

Müslüman olan bir kardeşimiz kendisini dinden çıkaran cümleler kurarak ve bu bil

cennet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müminler de dünya nimetlerinden istifade edeceklerdir elbette. Yalnız dinlerini bir kenara bırakarak olmayacaktır o istifade. Bir bahçeden hayvan da istifade eder insan da. İnsan kurallıdır hayvan ise hayvan gibidir. Tatili böyle kabul edebilirsiniz. Evet, ince ayarlı olunca bazı nimetlerden mahrum olmuş gibi hissedebilir insan kendisini. Bunun için de bir yandan nimetlerin etrafındaki sıkıntıları gidermek için cihat eder bir yandan da sonsuz nimetlerin cennetlerde olacağını hatırlar ama asla yıkılıp kalmaz Allah’ın izni ile.

Hocam yaz geldi herkes tatile gitmek istiyor, ülkemizde ve dünyada çok güzel yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda size verebileceğimiz rahatlatıcı bir cevabımız ne yazık ki yoktur. Öyle bir zamana gelmiş bulunuyoruz ki, herkes kendi yaptığını yapılması gerekenler için yeterli bir örnek olarak görebilmektedir. Gidişatımızın ürkütücülüğünden Allah’a sığınırız. Her bir Müslüman böyle durumlarda kendisini ayakta kalması gereken son örnek olarak görmelidir. Kim ne yaparsa yapsın, “Nuh’un gemisinin son yolcusu benim” mantığı biiznillah Allah katında kurtarıcıdır. • Allah’ın haramlarına karşı, o haramların sıradanlaşmasına karşı içi kaynayan Müslüman olmadıkça Allah’ın rızasını iddia edemeyiz. Yakın geçmişte bir mü'minin elinde piyango bileti görmeyi bile düşünemezken şimdi sıradanlaşması mesela kumar gibi bir harama karşı refleksimizin eridiğini göstermektedir. Bu bir felakettir. Bu felaket gözümüzün önünde alev alev büyürken bizim görsel bazı dini temaları avuntu olarak kabullenmemiz de ikinci bir felakettir. Hasbunallah. • Allah Teâlâ mü'minlerin salih ameller üzerinden yarışıyor olmalarını emretmiştir. Şimdi ise dini ayakta tutmak hocalara ve belli başlı kimselere terk edilmiştir. Cennete herkes talip iken cennete giden yolları oluşturmada kimsenin heyecanı yoksa bu da bir felakettir. • Nesillerin iffeti üzerinde tarihte örneği görülmemiş bir yıpranma herkesin bilgisi ve gözü önünde gerçekleşirken kimimiz siyasi endişelerle, kimimiz de basit tahminlerle konuyu gündem dışına taşımakla büyük bir yanılgı içine düşmüş bulunuyoruz. Bu da başka bir felaket oluşturmaktadır. • İhlasla ve şeriatımızın ölçülerine sadık kalarak ve bu mevcut durumu bizim için Allah’tan gelen büyük bir imtihan olarak görüp çalışma yapmalıyız. Konunun siyasi malzeme yapılması yanlıştır. Yaptığımız diğer iyi işleri buradaki görevimize saymamız da akıllıca bir iş değildir. Tek kalma ile sonuçlansa da dinimiz ve mukaddesatımız için evlerimizden örneklendirerek bütün sosyal hayatımızı kuşatan kaleler oluşturmamız günümüzün cihadı, anımızın vazifesi olarak bilinmelidir. Yapmayanların hataları etrafında vakit harcamamız da yanlış olur. Sabır ve heyecanla bu ümmetin ilk nesillerinin yaptığını yapmaya çalışacağız. Allah’tan da yardımını isteyeceğiz.

Hocam, insanların Müslüman olduklarını söyledikleri halde dinimizin toplumda eri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin, işinizi kolay kılsın. Bir kere, asla yarınlara bugünden endişelenmeyin; her doğan güneş yeni bir gün ve her yeni gün yeni bir umuttur. Bir ilaç keşfedilebilir, doktorların tespiti yanılabilir. Yarının endişesini bugünden taşımaya kalkarsanız şeytan sizi kolay sömürür. Yaratan Allah, hayat veren Allah’tır. Siz kulluğunuzun gereklerini yapmaya bakın. Ve şunu da unutmayınız: O çocuk, siz kadere itiraz etmediğiniz sürece sizin cennet umudunuzdur. Onun sayesinde kazandığınız sevaplar herhangi bir nafileden kazandığınızdan daha az değildir. Yarın Allah’ın lütfu ile cennette bulunduğunuzda kendinizi o yavrunun size makine gibi sevaplar biriktirdiğini görecek ve asıl mutluluğu orada yaşayacaksınız, orada… Sabredin ve kazanın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, benim otizm hastası aynı zamanda gelişim bozukluğu da olan beş yaşında bi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1. Niyetin berrak ve güçlü olsun. Kur'an’ı ezberlemekle Allah’ı bulmayı, cennetine girenlerden olmayı, bu ümmetin en iyilerinden olmaya niyet et. 2. Bunun için çok dua et. Duan olmazsa hiçbir şey yapamayabilirsin. 3. Sabret. Sonuna gelinceye kadar sabret. Yüzlerce sene olsa bile sen sabra hazır ol. 4. Zamanı çok iyi kullan. Vakit buldukça değil ona ayırdığın ve hiçbir şeyle değiştirmeyeceğin vakitlerde ezberle onu. 5. Dünyevi işlerden sıyrılabildiğin kadar Kur'an sana geleceği için onu ezberleyene kadar dünyevi bağlantılarını en azından keyfi olanlarını azalt. 6. Daraldığın zamanlarda gece namazına kalk ve dua et. 7. Sana ezber yaptıran hocanın yönlendirmelerine önem ver.

Kendi isteğimle Kur'an’ı ezberlemek istiyorum. Benim için iyi bir hoca da buldum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kesinlikle bu sözünüz boşunadır ve yersizdir. Bu bir umutsuzluktur, adeta kanserdir. Beyninizden bu hücreyi sökün atın. Şeytan sizi en umulmaz noktadan bitirmeye çalışıyor. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Doğrudur, bizim Nuh aleyhisselam kadar ömrümüz yoktur ki büyük ve çok ibadetler yapalım. Bu doğrudur. Bir başka doğru da mü'min kalmanın çok zorlaştığı bir zamanda yaratılmış olmamızdır. Her şeye rağmen unutmamamız gereken büyük hakikatler de vardır. Şunları da unutmamalıyız: • Dünya ve ahiretin efendisi Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz. Elhamdülillah. Bu durum bizim için bir elimizde güneşi tutmamız kadar büyük bir lütuftur. Biiznillah kıyamet günü bunu bir fark olarak bulacağız. Böyle büyük bir gerçek unutulabilir mi? Bu büyük nimete sahip olan bir neslin elbette imtihanı da ağır ve uzun olacaktır. Dert etmeye gerek yoktur. Sabır ve gayretle geçiririz bu imtihanları Allah’ın izni ile. • Allah Teâlâ imtihanımızın ağır ve uzun olacağını biliyordu, o yazdı bunu bize zaten. O nedenle de az işle çok ecir kazanma fırsatı da verdi bize. Düşünebiliyor musunuz, ahlâk bile terazimize konacak kıyamet günü. Nazik bir tebessümün bile sevap olarak yazılmasını düşünebiliyor musunuz? • Umutsuz olmaya gerek yoktur. Umutsuzluk şeytanın sebep olduğu bir kanserdir. Umutsuzluk yerine çokça namaz kılarak, istiğfar ederek ve benzeri Rabbimizin razı olacağı işler yaparak cennete hazırlanmalıyız. Sadece SEYYİDÜLİSTİĞFAR okuyarak neler kazanabileceğimizi düşünmemiz bile umutlu olmamız için yeterlidir. Saliha bir kadına vaat edilen cennet müjdelerini düşününce dahi umut dolmamız için yeterli sebep var demektir. Şeytanın propagandalarına takılacak yerde Allah’ın vaatlerine bakarız ve yürürüz biiznillah.

Şöyle bir düşünce beni kuşatıyor ne yazık ki, biz ne yaparsak yapalım iyi bir di
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Bu” denebilecek açık bir bilgi yoktur bu konuda. Üzerine gitmenin de faydası yoktur. Gerekli olsa idi Allah Teâlâ bize onu açıklardı.

Hocam Hz. Âdem’in cennetteki yasak meyveyi yediği için cennetten çıkarıldığını b

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.