Fetva Meclisi
Soru
İzmir’de tek katlı bir evim var. Bir arkadaş, evin üstünü bana sat ben orada daire yapayım dedi. Tam satmaya karar verdiğimizde çok kitap karıştıran bir arkadaş, senin evinin üstü boşluktur, boşluğu satmak caiz değildir diye araya girdi. Böyle bir satış günah mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Şöyle bir özetleme yapabiliriz: Ticaretin şartları açısından sakınca bulunmayan bir metaın satışı için alışveriş anında ve mekânında alıcı/satıcı bulunduysa bu ticaret tamamdır. Esas olan da budur. Yapısı gereği kapalı olan bir şeyin mesela cevizin o şekilde satılması bir görememe değildir. Bu ticaret de tamamdır. Bir nesnenin örneğini görerek alışveriş yapmak da caizdir. Örneğin diğerleri aynısı çıkmazsa zaten müşterinin iade hakkı olur. Özellikle Hanefi mezhebi müçtehitlerinin ağırlıklı içtihadı ile göz önünde olmayan bir malın alıcı açısından yeterli şekilde tanınmış olması durumunda ticareti caizdir.
Olmayan bir şeyi satmak başka şey, bir insandan “şu özelliklerde ve şu vasıfta bir daire” istemek ve bunun ücretini ödemek başka şeydir. Bir terziye elbise sipariş vermek gibi bir durumdur bu. Bir müteahhide “bir daire” diye sipariş verilirse bu olmayan bir şeydir, caiz de değildir. “Şu adreste şöyle şöyle bir daire” dendiğinde ise olmayan ama olmuş gibi planlanabilen ve hukuken ispat edilebilen bir şey konuşulmuş olur. Bu da caiz görülmüştür.
Hanefi mezhebi fukahası bu nedenle nikâhın feshedilmesini uygun bulmazken diğer üç mezhebin fukahası bu nedenle nikâhın feshedilebileceğini söylemişlerdir.
Önce mükemmel bir tevbe ve istiğfar yap. Ebediyen o günaha bir daha dönmemeye kararlı ol. Evi de elin geniş olduğu zaman satarsın. Önemli olan şimdi onu satman değil günaha nedamet göstermendir.
Fıkıh açısından baktığımızda ticaretin hür bir ortamda yapıldığını, kimsenin bir malı belli kişiden almaya zorlanamayacağı gibi bir satıcının da şu fiyattan satacaksın diye zorlanamayacağını söyleriz. Satıcı hürdür; dilediği fiyattan satar. Yalan ve hileye bulaşamaz. Devletin fiyatını sabitlediği nesneleri farklı satamaz. Mesela yüz liraya sattığı bir nesneyi dostuna seksen liraya satmasının sakıncası yoktur. Devletin fiyat belirlemesi yaptığı konular haricinde fiyat tahdidi yoktur. Yaptığınız iş de bu açıdan bir sakınca olmaz biiznillah.
Kural şöyledir: Erkek, eşine müstakil bir ev vermek zorundadır. Bu evin satın alınmış olması gerekmez. Kiralık bir ev de olsa anahtarı kadının elinde olacak ev vermek erkeğin vazifesidir. Kadının uygun bulmadığı hiç kimseyi erkek o evde kalıcı olarak tutamaz. Evden kastedilen de barınma odası ve temel ihtiyaçların karşılanacağı banyo mutfak gibi bölümlerdir. Hanefi fukahasından Kâsânî, erkeğin annesini ve kardeşlerini bile kadın istemedikçe eve yerleştiremeyeceğini belirtmektedir. Elbette bu meselede erkeğin anne babasına yakın olmak gibi gayet makul ve duygusal beklentileri de vardır ama kadının bu konudaki hakkı sabittir. Evlenmeden önce bu tür ayrıntılara iyi bakılmalı idi. Genel kural böyledir.
daire konusundaki diğer fetvalar
Erkeğin görevi, eşinin yaşayacağı evi/meskeni temin etmektir. Bu temin etme kiralama ile de mümkün olduğuna göre erkek ev satın almak zorundadır denemez.
Hanefi mezhebi uleması zekâtın bedel olarak verilmesini caiz görmüşlerdir. Bu şu demektir: Ürettiği kumaşın zekâtını verecek olan kumaş verebileceği gibi kumaşın değeri olan parayı da verebilir. Aynı şekilde paranın zekâtı verilirken onu bir daireye dönüştürüp daire veya dükkân olarak da vermek mümkündür.
Siz, yarım durumda da olsa bir daire sahibi idiniz. Sahibi olduğunuz bir daireyi satmaktasınız. O da değer kazanmıştır. Şu anki değeri üzerinden satmanızda sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Arsanızı satmak için aldığınıza göre o, ticari bir mal niteliğindedir. Her yıl, o yılki piyasa fiyatının yüzde iki buçuk kadarını zekât verirsiniz.Erkeklerin her biri % 33,3, kızların her biri de % 16,6 oranında alır.
Selamünaleyküm. Kızların her biri % 20, erkek de % 40 oranında hisse alırlar. Tabii bu durum, anneniz sağ değilse böyledir. Anneniz sağ ise ve o da hissesini size bağışlamadı ise yeniden hesap gerekir. ir bilirkişi üzerinde ittifak edin. O bilirkişi yaptığınız şahıs, değerleri üzerinden sizin aranızda taksimatı yapsın. Ağabeyinizin elinde bir belge yoksa benim demesinin bin anlamı yoktur.